YAZIK BU ÇOCUKLARA…
Trafik ışıkları…
Kavşaklar…
Hele ki şehrin en işlek caddeleri…
Diyarbakır için…
Değişmez bir görüntü…
Değişmez yürek burkan, hayatlar…
Ne yazık ki!
Her adım başı; "şahit" oluyoruz…
***
Dilenenler…
Satıcılar…
Cam silenler..
Kadın, erkek, yaşlı..
Çocuklar…
Onlarca..
Yüzlerce diyebiliriz ki..
Ki, Suriye'den gelenler…
Son yılların "patlamasını" yaşattı...
Her kavşakta..
Her trafik ışıklarında; "varlar"
Ve artık; onlar için buralar birer "kazanç kapısı.."
***
Kazançlarına baktığınızda..
Ki kendi ifadeleriyle..
Günlük; 20-25 lirayı ya buluyor, ya bulmuyor…
Ancak; her geçen gün sayıları artıyor…
Tüm önlemlere..
Toplatılmalarına rağmen; "vahim" bir durum..
Tabi..
Kimi "zorunlu" kimi "alışkanlık.."
Kimi de; "çetelerin" elemanı olarak, bulunuyor…
***
Söz Haber…
Önceki gün ve dün…
Haber takibi yaptı…
Vatandaşla konuştu…
Sürücülerin görüşlerini aldı…
Ve buraları; "kazanç kapısı" haline getiren çocukları dinledi…
Görüntüledi...
Çok eksenli…
Ama bir dokun, bin ah işit misali; "herkes kendi cephesinde dertli"
***
Cam siliciler…
Satıcılar…
Ki bazı dilenciler de…
Sosyo-ekonomik gelir seviyesindeki "düşüklüğün" sonucu "buradayız.."!..
"Biz burada, çalışmak zorundayız" diyor…
Kimi çocuklar da…
"Okul tatil oldu… Evin bütçesine katkı sunmak…
Okul harçlığı çıkarmak için…
"Buradayım" diyor…
***
Ancak bazıları var ki…
Yüzünden…
Kaçışından…
Belli ki, "işi sektörleştirmiş… Birilerinin nam-ı hesabına, orada"
Kadınlar…
Kucaklarında bebekle, bekleyenler…
Ya genç kızların varlığı…
Acı ama gerçek…
Bazı kor noktalarda; "fuhuş" pazarlığı bile yapanlar var.
***
Kar.. Kış.. Yağmur dinlemiyorlar…
Soğuk işlemiyor…
Bazen de, "ateş yakanlar" var…
Kırmızı ışık yansında arabalar beklesin diye bekleyenler…
***
Tüm bunlar vaki!
Lakin bu tablo yüzünden…
Pek çok kişinin "hayatı da tehlikeye" giriyor…
Çünkü…
Sıkışık trafikte…
Bir yandan "camları yumruklayan" dilenci…
Sormadan "camı silenler" çocuklar…
Mendil…
Sakız gibi "satış" yapanların, camları vurması...
***
Bir curcuna hali…
Der demez!
Sürücüleri; "tedirgin" ediyor…
Şoför kaygılanıyor…
Trafik akışını "tehlikeye" sokuyor..
Özellikle bayan sürücüler için büyük tehdit.
Birçok; "maddi hasarlı" ki yaralamalı kazalara da neden oluyor?
Bazen de; "kendileri" araçların altında kalıp yaralanıyor…
***
Bu tablo yürek sızlattığı gibi…
"Çözüm" istiyor…
"Yazık bu çocuklara" diyoruz…
Şunu net ifade edebilirim ki…
Buralar "kazanç" kapısı olduğu sürece…
Bizler "dilenciye" para verdiğimiz müddetçe.
Cam siliciler "bu işten para" kazandıkça…
Devlet-i Âliye…
İlgili ve yetkili birimler; "gözlerini" yumdukça…
Görüyoruz ki!
Her gün yenileri ekleniyor..
Kalıcılaşıyorlar..
***
Hiç kuşkusuz ki..
Vaziyetin genel şekli; "suç" teşkil etmiyor değil..
Ediyor..
Dilencilik noktasında bakılırsa..
Malum..
Yasa koyucu bu durumu; "Kabahatler Kanunu" kapsamına almış..
"Dilenciliğin" cezası; 88 lira..
Ama çocukları dilendirenler için öngörülen ceza; "3 yıl hapis."
***
Ancak..
Vaki değil; bu yöndeki bir yasal işlem..
Ne Polis..
Ne Zabıta..
Ne de Aile ve Sosyal Politikalar…
"Görmezden" geliniyor…
***
Velhasıl…
Bu çocukların "topluma" kazandırılması gerekiyor…
Onlar da…
Çocuk "yaşlarını" çocuk olarak yaşamaları gerekir…
Okumalı…
Koşmalı…
Eğlenmeli, oynamalı…
Böylesi trafik bir hayat, "bir çok hayatı da" karartır gerçeğiyle bakmalıyız…
***
Yoksa…
Sosyal,
Siyasal…
İdeolojik…
Ve ekonomik.?
Pek tabi ki, "illegal" oluşumların zincirine "birer halka" olurlar..
O'nun için…
Çözülmeli…
Çözüme dair "bir yaptırıma" gidilmelidir…
Çünkü her geçen gün; "tehlikenin ve tehdididir" boyutu büyüyor…
***
İDRAK EDEBİLİRSEN!
Hayata dair..
İşte; "ders-i ibret" ihtiva edici bir hikaye!..
İslami…
Çok ama çok; "şey" anlatıyor..
Tabi ki; "idrak" edebilen için..
Bakınız; hikayede neler anlatıyor..
Biz bu, "hayırlı günde" kendimizden neyi, "ikmale" getirebiliyoruz..
Buyrun…
***
Allah’ın sevgili kullarından biri bir rüya görür..
Rüyasında kendisine şöyle denir:
-Sabah olunca,
Karşına ilk çıkanı ye,
İkinci çıkanı sakla,
Üçüncü çıkanın dileğini kabul et,
Dördüncü geleni üzme,
Beşinciden de kaç!
Sabah oldu; dışarı çıktı. Yola koyulup gitti.
Karşısına bir dağ çıktı.
Bu koca dağı görünce şaşırdı.
***
Kendi kendine şöyle dedi:
Rabbim bana bunu yememi emretti.
Sonra şöyle dedi:
Rabbim bana gücümün yetmeyeceği bir şeyi emretmez.
Onu yemeye karar verdi. Dağa doğru yürüdü.
Yaklaştıkça dağ küçüldü.
Tam yaklaştığı zaman koca dağ bir lokmaya dönüşmüştü.
Onu tutup yedi, baldan tatlı buldu.
Allah’a hamd etti, yürüyüp gitti.
***
Derken, karşısına altından bir leğen çıktı.
Şöyle dedi:
Rabbim, bunu da saklamamı emretti.
Bir çukur kazdı, onu gömdü.
Yürüdü, az gittikten sonra dönüp baktı.
Leğen toprak yüzüne çıkmıştı.
Geri döndü, tekrar gömdü.
Biraz gitti; baktı ki, yine çıkmış bir daha gömdü, yine toprak üstüne çıktı.
Kendi kendine,
“Ben emredileni yaptım.” diyerek bırakıp gitti.
***
Bu kez karşısına bir kuş çıktı.
Peşinden bir şahin onu kovalıyordu.
Kuş ona şöyle dedi:
-Ey Allah’ın sevgili kulu, beni sakla. Bana yardım et.
Onu aldı.
Koynuna sakladı.
Peşinden şahin geldi; şöyle dedi:
-Ey Allah’ın sevgili kulu, ben açım.
Sabahtan beri de bu kuşun peşindeyim.
Onu yakalamak istiyorum.
Kısmetime engel olma.
Kendi kendine şöyle dedi:
“Üçüncünün dileğini yapmam emri verildi, yaptım.
Dördüncüyü üzmemem emredildi.
Şimdi ne yapacağım?
Bu işe şaştı.
Sonra bıçak aldı; kendi uyluğundan bir parça et kesti, şahine attı; o da kapıp kaçtı.
Daha sonra kuşu saldı.
***
Yürümesine devam etti..
Derken; kokmuş bir leş gördü.
Onu da bırakıp kaçtı.
Akşam olunca şu duayı yaptı:
-Ya Rabbi, emrini yerine getirdim.
Bu işlerin manası ne ise bana bildir.
Daha sonra, rüyasında şöyle anlatıldı:
BİRİNCİSİ; Görüp yediğin öfkedir. Önce koca bir dağ gibi görülür; sabırla öfke yutulursa, baldan tatlı olur.
İKİNCİSİ; iyi amelindir. Ne kadar saklarsan sakla; yine meydana çıkar.
ÜÇÜNCÜSÜ;, sana bırakılan bir emanettir… Ona hıyanet etme.
DÖRDÜNCÜSÜ: Bir insanın sana bir dileği ulaşırsa, onu yerine getir; isterse sana lâzım olan bir şey olsun.
BEYİNCİSİ; gıybettir. İnsanların gıybetini edenlerden kaç.
Şüphesiz ki…
Her şeyi bilen Allah(c.c)’tır…
Hayırlı Cumalar…