SUSUZLUK KİMİN AYIBI?

Öyle ya! Övünüyorduk; "mangalda" kul bırakmayarak. Gelişen, büyüyen, "çağ" atlayan ülkeyiz diye! Söylenirdi. Başbakan'dan tuttun da, Bakanlara kadar. Bölgenin, Milletvekilleri de. Valiler. Kaymakamlar.
***
Şuan için de, Büyükşehir Belediye Başkanlarını da ekleyebiliriz. Tabi bir de KÖYDES adında bir "proje mekanizması" vardı. Ki işler; KÖYDES projesi kapsamında sözde yapılırdı. Denirdi ki! "Hiç bir köyümüz, susuz kalmayacak. Mezralar dâhil. Hepsine, içme suyu götürülecek. Yol. Elektrik'te. En son, Toprak Reformuyla denildi ki; "Artık Kanalizasyonsuz köyümüz de olmayacak?"  
***  
Ama gel gör ki! Hiçte, öyle değil, hiçte övünülecek düzeyde değiliz! İşte; Diyarbakır Söz'ün önceki günkü manşeti. "Vekiller ne dersiniz?" Habere konu; Çermik ilçesine bağlı Kuyu köyü! Bin 200 nüfuslu. 222'de hanesi bulunuyor. NE var ki çeyrek asırdır "kerbela" hayatı yaşıyorlar. Köyde içilecek bir damla su yok! Var olan, kuyu ve sağlıksız yağmur göletti suyu!  
***  
Her gün; Eşek, katır sırtında. Ya da aracı olan, otomobille. 4 kilometre uzaklıktaki; "Mermer Ocağından" bidonlarla su taşıyorlar. İçme sularını karşılamak için. Kuyu Köyü, 600 seçmene sahip. Muhtar Fedi Karadağ; "ilgililere" hayli tepkili! Çalmadık kapı. Gitmedik makam, başvurmadık siyasetçi kalmadı. Ama "kimse" çözüm üretmedi.  
***  
Karadağ. 30 Mart'ta "kandırıldık" diyor. Ancak, 10 Ağustos'ta, "sandığa" gitmeme kararı aldık. Ya köyün su sorunu ihtiyacı giderilecek. Ya da biz sandığa gitmeyeceğiz!" Köy İmamı Mehmet Adalım. Hal-i vaziyet rezalet diyor. Ekliyor. Ne cami de, Ne evlerde su var. Abdest alacak bir damla su yok. Su olmadığı için, köylü camiye gelmiyor. Cemaatle 'namaz" kılmaya hasret kaldık. Cemaatsiz cami mi olur?"
***  
Kadınlar da. Yeni evli çiftler de, "susuzluktan" tepkili. "Yaşadığımız da hayat mı" diye soruyor. Bırakın haftalar. Aylar buluyor, "yıkanmadığımız" gün! Evet. Kuyu köyünün, feryadını bir de "biz buradan" seslendirdik. Bakalım, "kulakları üzerinde" uyuyan ilgiler uyanacak mı? Çünkü "manşet haberimiz" sonrasında, "arayan-soran" olmadı.    

Hiç kuşkusuz ki. "Sukut, ikrardan" gelir derler ya, "suçluluklarını" kabul ediyorlar. Dile kolay, burunlarının dibindeki bir köy çeyrek asırdır susuz! Ve çalmadık kapı, gitmedik siyasetçi, makam ve mevki kalmamış. Ama hala; "kerbela" hayatına mahkûmlar. Aslında sormak istiyorum! Hani Yerel Yönetimler Yasası öncesi "KÖYDES" diye bir yapı vardı ya! Denetimden uzak! İhaleleri, sorgulanmayan. Çiftlik misali kullanılan bir birimdi.  
***
Acaba; İlgili amirin "tek sözüyle" milyonlar harcayabilen "KÖYDES'in" kayıtlarında Kuyu Köyü "susuz köy" olarak mı görünüyor. Yoksa projesi hazırlanıp sondajı yapılmış "su götürülmüş" köy olarak mı görünüyor? Malum bu konuda; "geçtiğimiz yıllarda" hayli şaibeler üretildi. Kaç köye hayali sondaj vuruldu diye?  
***  
Öyle inanıyorum ki! Şaibeli işlerle ün yapan "KÖYDES" kayıtlarında, "köy içme suyuna" kavuşturulmuş olarak görünüyor? Çünkü Yerel yönetimler yasası daha çıkmadan ilgili amirler beyanda bulunmuştu. "Diyarbakır'da susuz köy kalmadı" diye. Neyse! Bir kez daha, çağrımız olsun. Bu şehrin; "seçilmiş siyasilerine. Bakan ve Milletvekilleri." İktidar, muhalefet ayırmıyorum. Zaten, BDP/HDP ve AK Partililer için de, "kaçar tarafı" yok. Biri ulusal "iktidar". Diğeri yerel iktidar. Ve ikisi de; "içme suyu" yokluğundan sorumlu. Onun için, Kuyu Köyü'ndeki, "kerbela" hayatı bilsinler ki; "onların ayıbı?".
***  
Bakalım, 10 Ağustos'taki seçim için. Kendi Cumhurbaşkanı adayınız için. Huzurlarına çıkıp oy isteme "yüzünüz" olacak mı? Göreceğiz! Ama onlardan aldığım intibaa; "Size iki çift sözleri var?" Eğer ki, karşılarına çıkarsanız. Size diyecekler ki; "hangi yüzle buraya geldiniz?"