Görüş Bildir

Psikolog Gözüyle

Elif Nur Demirel

DUYGUSAL BAĞIMLILIK

Neredeyse hepimizin ya da birçoğumuzun çevresinde duygusal anlam yüklediğimiz insanlar vardır. Bu kişiler annemiz, babamız, yakın arkadaşlarımız akrabalarımız ya da bir eş olabilir. Hayatımızı yaşarken onların fikirlerine ihtiyaç duyarız. Onlarla zaman geçirmek isteriz. Bütün bunlar sağlıklı ve ihtiyaç duyduğumuz durumlardır. Ancak bunu ileri dereceye taşımak bir noktadan itibaren bize zarar vermeye başlar. Bu durumun ileri derecede yaşanması kişinin aslında sağlıklı ilişkiler yaşamadığı ve tam tersi duygusal bağımlılık yaşadığının göstergesidir.

Duygusal bağımlılık, kişinin kendi benliğini başkalarına yüklemesi ve kendi yerine başkalarının düşünmesini bekleme, kendi kararlarını verirken neredeyse her defasında başkalarının fikrine ihtiyaç duymasıdır. Duygusal bağımlı bireyler, kendi kararlarının olmaması ve başkalarının yönlendirmesi ile kolayca fikir ve karar değiştirebilme özelliğine sahiptirler. Örneğin; alışverişteyken aslında benim neye ihtiyacım var diye düşünmeden daima ‘Sence bunumu almalıyım yoksa bunumu’ diye sorarlar. Biri ile aralarında bir sorun yaşadıkları zaman ilişkilerini kendi yönlendirebilmek yerine yine ‘Sence nasıl davranmalıyım, ona ne demeliyim’ gibi sorular sorarlar. İş yerinde veya okulda sorun yaşayan birey bu sorunu belli ölçülerde kendi halletmek yerine her defasında anne ve babasına taşır. Eşi ile sorun yaşayan kadın veya erkek yaşadıkları sorunu kendi aralarında halletmek yerine yine sorunlarını anne ve babalarına taşırlar. Bazı eşlerden şu cümleler sıklıkla duyulabilir, ‘Ne sorun yaşarsak yaşayalım aramızda ne geçerse geçsin her defasında annesine anlatıyor’. Bu yazdıklarım verilebilecek örneklerden sadece birkaçı ve bunlar gibi bir sürü örnek sayılabilir.

Duygusal olarak bağımlı bireylerin hayatlarına baktığımız zaman bu kişiler genellikle çocukluklar alması gereken sorumlulukları almamış bireyler olmaktadır. Neredeyse en ufak ihtiyaçları bile anne ve baba tarafında karşılanmıştır. İleri yaşa yaşlara kadar yemeğini anne yedirir, suyunu anne verir, ödevlerini onun yerine anne ve baba yapar. Okulda öğretmeni ile ya da arkadaşları ile yaşadığı her problemde anne ve baba müdahale etmiştir. Dolayısıyla çocuk duygularını yönetmeyi, kriz durumlarını çözmeyi, kendine en uygun kararları verebilmeyi öğrenememiştir.

Duygusal bağımlılıktan kurtulmak için kişi öncelikle ufak adımlarla başlamalıdır. Örneğin; yalnız bir şekilde alışverişe çıkabilir, yemek yemeye gidebilir. Küçük sorunlar yaşadığında bu duruma verebilecek alternatif tepkiler oluşturup bunun bir analizini yapabilir ve ona göre davranabilir. Duygularını tanımaya çalışmalıdır. Ne zaman ve neye üzüldüğünü, sevindiğini, kızdığını fark etmelidir. Neleri sevip neleri sevmediğini, ilgi alanlarını keşfetmeye çalışmalıdır. Bütün bunlar başlarda biraz zor gelebilir ancak adım adım ilerlemeyle zamanla çözülmeye başlayacaktır.