Görüş Bildir

Psikolog Gözüyle

Elif Nur Demirel

Kardeş kıskançlığı

Kıskançlık her bireyin sahip olduğu ve yaratılıştan gelen doğal bir duygudur. Kişi yakınlarıyla kurduğu ilişkilerde araya üçüncü bir kişinin ya da kişilerin girmesiyle birtakım tepkiler göstermeye başlayabilir. Bu tepkiler duygusal, fiziksel hatta bazen duygusal yüke bağlı olarak biyolojik bile olabilir. Birey sevdiği kişi ya da kişilerin sevgisini ve ilgisini bir başka kişiyle paylaşmayı tehdit olarak algılar. Çünkü kendisine yatırılan sevgi ve ilgi artık eskisi gibi olmayacak ve azalacak bu nedenle eksik kalacak korkusu yaşar.

Kıskançlık konusunda iş çocuklara gelince durum bazen biraz daha zor bir hal alabiliyor. Kardeş kıskançlığı için ise bazen anne ve babalar ne yapacaklarını şaşırıp kalabiliyorlar. Eve yeni bir bireyin gelecek olması çocuğu korkutuyor. Çünkü anne ve baba kendisine verdiği ilgiyi, sevgiyi ve zamanı artık başka birine daha verecektir.

Öncelikle kıskançlığın doğal olduğunu kabul etmek gerekir ve özellikle söz konusu çocuklar olunca gayet normal bir durum olarak karşılanması gerekir. Ancak bu durum genelde sıkıntılar oluşturur. Büyük olan çocuk bazı davranış problemleri göstermeye başlar. Bunlar özellikle; öfke, şiddet, reddetme, sinir krizleri, söz dinlememe, içe kapanma, anneden uzaklaşma, düşmanca tavırlar, kendine zarar verme, kardeşe zarar verecek davranışlarda bulunma, parmak emme, alt ıslatma ve daha sayılabilecek birçok belirti ile kendini gösterir.

Kardeş henüz doğmadan anne ve baba büyük olan çocuk veya çocukları buna hazırlamalıdır. Bu hazırlama aşaması büyük olan çocuğun yaşına ve gelişimsel dönemine göre çeşitlilik gösterebilir. Ancak genel bakıldığı zaman, anne ve baba aileye ve eve yeni bireyin geleceğini söylemelidir. Anne çocuğunu yanına alarak karnında bir bebeğin olduğunu ve vakti gelince onu kucaklarına alacaklarını anlatmalıdır. Yeni gelecek olan bu çocuğun bakıma ihtiyacı olduğunu, savunmasız ve daha güçsüz olduğunu anlatmalıdır. Bebek geldikten sonra büyük çocuktan bazen yardım alması gerekebileceğini, fikir alması gerekebileceğini çocuğa anlatmalıdır. Ayrıca büyük olan çocuğa karşı sevgide asla bir azalma söz konusu olmadığını, her çocuğun ayrı bir sevgisinin olduğunu ve bunun hiçbir zaman bitmeyeceğini hatta daima çoğalacağını çocuğa anlatmalıdır.

Bebek dünyaya geldikten sonra anne diğer çocukla geçirdiği zamanı istemsizce azaltabilir ancak bunu her defasında çocuğuyla konuşmalı ve ona duygularını sorup aynı zamanda kendi duygularını anlatmalıdır. Anne, bazen kendisinin de çok yorulduğunu ancak bebeğin buna ihtiyacını olduğunu söylemelidir. Bulunan her fırsatta büyük çocukla vakit geçirmeli, etkinlikler ve aktiviteler düzenlemelidir. Çocuğuna sık sık gülümsemeli, tensel temas kurmalıdır. Çocuğuna sen artık büyüdün, abla/abi oldun gibi ifadelerden kaçınmalıdır. Ondan fikir almalı, onunla sohbet etmeli, yardımına ihtiyacı olduğunu hissettirmelidir. Ona sık sık sen iyi ki benim evladımsın, iyi ki senin annen oldum, seni çok seviyorum gibi ifadeler kullanmalıdır.