BAYKAL'IN SİYASET ZANAATI

Doğrusu; boşuna denilmiş hikmetli bir söz değildir.
"Siyaset" bir zanaattır, uygulayıcısı da zanaatkârdır" diye!
Gerçekten de öyledir.
Hassasiyeti, titizliği, ince nüansları ve özenti teferruatlıdır.
Kapsamlı, geniş bir ağa sahip.
Öyle ki; kulvarındaki her adım "önem" arz eder.

 

* * *

Tıpkı ipek halının dokuma tezgâhında atılan "ilmiğidir".
Yani teferruatlı bir meşgale.
Meşgalenin içerisinde olan da; aynı minvalde hikmetlidir.
Eğer "ince" nüanslar üzerinde hassasiyet yok ise.
Tezgâhtaki halının "iplikleri" ince olması münasebetiyle; küçük duyarsızlıkla kopar.
Koptu mu da; düğümü zor olur.
Olsa bile; "halı'da iz" bırakır. Ki çirkin tablo ortaya çıkar.
Başa dönülmesi de imkânsız olunca.
İcra edilen "zanaat" mecrasında kayba uğramıştır.
Ona işlev veren de; güvensizleşmiştir.

 

* * *

Anlayacağınız; "büyük bir kayıp" ve "itibar" tahribatına uğranılmıştır.
Türkiye'nin siyasi "zanaat" kulvarına baktığımızda;
Ne yazık ki "hiçte" güven icra eden bir tablo çıkmamaktadır.
İcra ettikleri "Siyaset" dejenere olmuş.
Kendileri de bu yozlaşmış oluşun sinerjisiyle "sıradanlık" almış.
Bakınız;
Nerdeyse iki hafta oldu.
Baykal'ın "uçkur" görüntüleriyle meşguliyet içerisindeyiz.
Hadiseyi duymayan, görüntüleri seyretmeyen.
Konuyla alakalı "fikir" beyan etmeyen kalmadı.
Her ne kadar "zanaat" icra eden ve yandaşları duruma "komplo" inşa ediyorsa da.
"İcra" edilen çirkinlikten bahsettikleri yok.

 

* * *

Sanki "inandırıcılık" hiç önemli değil.
Sanki siyasetçi "her türlü" aldatıcı pozisyona girebilir.
Sanki Baykal hiçbir "yüz kızartıcı" hadise icra etmiş değil.
Sanki nikahlı eşini "aldatan" başkası.
Nasıl bir "zanaat ve siyaset anlayışı" bilemiyorum!
Ve akıl sır erdiremediğim bir nokta da;
"Baykal'ın" istifa muamması.
Hadisenin vuku bulmasından sonra "Devlet Adamlığına" yakışan bir duruşla;
"CHP’nin Genel Başkanlığı" görevinden istifa ediyorum".
Diyen Baykal'ın şu bir kaç gündür "sergilediği" tavır, akla ziyan.

 

* * *

Şöyle ki;
"Kaset" için komplo dediği hepimizin malumudur.
Ama görünen odur ki; "komplo" ifadesi yalnızca kendi deyimi.
Çünkü savcılık soruşturmasına rağmen şuana kadar "belge-bilgi ve eldeki" dokümanları intikal etmiş değil.
Bilakis savcıya da gitmiş değil.
Hatta savcıdan da avukatı aracılığıyla Baykal'a mesaj gitmiş.
Varsa bir şey "ulaştır" diye.
Ne var ki; "tık" yok.
Galiba Baykal "o uçkur" serüvenini bilerek, hissederek icra etmiştir.
Kaçamağın "adresi" bilenmez mi?
Yatağı paylaştığı "şahsı" tanımaz mı?
Pişkinlik icra eden bir savunma içerisinde; "iki kadın figürü" kullanılmış gibi, bir söylem.

 

* * *

Anlayacağınız "özür, kabahatten, kabahat, özürden" beter bir durum.
Bir de "koltuğuna" yapışkanlığı var ki; evlere şenlik.
Önce Kılıçdaroğlu,
Sonra Önder Sav,
Ardından başka isimlerle "fiskos".
Yani Kurultay'da "emanetçi" bir ismin peşinde.
Geldim mi, gitsin!
Velhasıl; Baykal 40 yılı bulan "siyasi" hayatını ne yazık ki "sildi".
Hem "siyasetin" sanatını doğru icra etmediği için.
Hem de "uçkur" peşine ve tabi ki "ihtiraslar" yüzünden.

 

* * *

Bence;
Baykal biraz şuan görülen "itibarının" daha bir zedelenmemesi için;
"Antalya" yolunu tutmalı.
Nasıl ki;
Siyaset sahnesinde bu zanaatı doğru icra etmeyenler bugün "göz önünde" değiller.
Baykal da "kayıplara" karışmalı.
Hatırlayın!
Son 30 yıllık siyasi serüvende kimler "zanaatına" soyundu.
Ve bu işi icra edemedikleri için kimler "mum" gibi eridi.
Mesut Yılmaz!
Bugün Meclis'te ama yalnız.
Neydi; "yüzüne aldığı yumruktu?"
Çiller bugün "esamisi" okunmuyor?
Neydi; "Kan üzerinde siyasi inşaat".
Necmettin Erbakan.
Neydi; 28 Şubat'a boyun eğdi.
Mumcular, Özkanlar, Çetinler, Cindoruklar, Ağarlar.
Ve daha nice isimler.

 

* * *

Hepsindeki ortak kayıp ve izan.
"Siyaseti" zanaattı uygun icra etmediler.
Dedik ya; "ilmik, ilmik" siyasetin halısı dokunur.
İpi incedir, hele ipekse, hassastır.
Koptu mu düğümü zordur, ilmikleri kıvrımlıdır.
Dolanır! Tablo; çirkin ve güvensizlik verir.
İşte bugün; Baykal da bu çirkin ve güvensiz zanaattı figürüdür.
Güzel bir hafta sonu dileğiyle.