BİRİLERİNİN TRENİNE BİNİYORUZ!

Fikri; "mülahaza" güzel.

Karşı duruş, sergilemekte

Bireysel.

Ya da toplumsal, "tepki" geliştirmekte.

Protestolarda bulunmak!

Direnç dâhil.

***

Haksızlığa.

Baskılara.

Hukuk dışı yaptırımlara.

Ya da, "siyasal" dayatmalara.

Velhasıl;

Enva-i mevzuda ayrı düşünebilmek…

Zıt fikir beyanda bulunabilmek.

***

Ve tabi ki.

Bunu;

Demokratik,

Çağdaş.

Modern ve insani olarak.

Hukuki ve hür irade açısından ortaya koyabilmek!

Kendi özgürlüğünü,

Başkasının "özgür" alanı olarak görüp, tepkisini dışa vurabilmek.

***

Hiç kuşkusuz ki;

Bu haliyet en masumane tavırla demokratik kazanımdır.

Güzeldir.

Desteği ve gözetimi şarttır.

Yasalar ve kanunlar çerçevesinde.

Ancak.

İşte bu ancak var ya, her haliyle "pür dikkatte" değerdir.

***

Mevzu açısından;

'Kırmızı" çizgi niteliğindedir.

Şöyle ki.

Gezi Park'taki "toplumsal" tepki!

İlk anlar, çevresel bazda "Masum ve Mazlum" bir eylemdi.

Olması gerektiği gibiydi.

Ama eksen, kaydı.

***

Sonrası!

İşte bu sonrasında "Marjinal" kimlik değişimine uğradı.

Büyüdü!

Hele bir de.

Polisin, "kin ve öfke" körüğüyle, "tam gaz" demesi!

"Provokatif" atmosfere adeta davetiye çıkardı.

***

Ki polisteki bu "şiddet" krizini.

Doğrusu, "farklı" bir organizasyon ve siyasal iktidarın iradesi dışında, tepki olarak görüyorum.

Şöyle ki.

Bir süre önce, "istihbarat" alanında önemli bir değişiklik yaşandı, Emniyette!

Kadrolar lav edildi.

Bunun bir intikam duygusuyla mı, bu kadar aleni bir şiddet geliştirildi.

***

Kilit bir soru.

İşte eylemin hali,

Polisin şiddete orantısız yüklenmesi.

Tabiri caizse;

Sapla-saman karışımıyla "ortam" gaza geldi.

Yanlışlar üst üste bina edilmeye başlayınca; "meydanlar" savaş alanına döndü.

***

Şuan ki hal-i vaziyet!

Doğrusu.

Tanımlaması,

Tahmin edilmesi,

Düşünülmesi bile "zihin" bunalımı yaratan bir seyr-ü sefer tehdidinde!

Öyle ki; ihracat ve ithalat "ihtilafların" gazıyla, sokak durulmaz hale geldi.

***

Sosyal medya.

Hele ki, "akla hayale" gelmeyen fotoshoplar.

Hele ki, provokatif yazı-yorumlar.

Hele ki, "marjinal" yapıların sinsi senaryoları.

Hele ki, iktidara talip olan ana muhalefetin "siyasi çıkar" gayreti,

Hele ki, eylemlere-tepkilere konulan "Türk Baharı" gibi, vahim sıfatlar.

Hele ki, "barışa ve çözüme" kapı aralanmışken.

Olup-bitenler kaotik ortamı körüklerken, insanda "akıl kilitlemesi" yaratıyor.

***

 

Gaza geliyoruz!

Hem de, "çok sinsi" bir tezgâhla!

Bakın.

Hükümete,

Başbakan'a "tepki koyup" karşı duruyoruz!

Ve diyoruz ki,

Üslubuna dikkat et, karşında "halk var" diye?

***

Evet.

Ama vahim bir noktayı gözardı ediyoruz!

Ortaya konulan;

Yık, yak, dağıt, yağmala gibi hukuk dışılık.

Ve Polisin;

Orantısız şiddetiyle, "bol bol" gaz yutturması.

Sinir uçlarına sürekli dokunduruluyor.

***

Bunlar yapılırken;

Görüyoruz ki "şer yapıların",

Pusuda bekleyen Kurtların,

İç ve dış mihrakların,

Kan ve baruttan beslenen "vesayetçilerin" ne yazık ki "ekmeğine" bal-yağ oluyoruz!

Ve şuan; hayli iştah kabartıyorlar.

***

Onun için.

Dikkat diyorum.

Bir kaç gün önce de, buradan dillendirmiştim.

Toplum olarak;

Haklarımızı,

Taleplerimizi "isterken" na açıdır ki hep "ihtilaf" içerisinde tavır sergiliyoruz.

***

Asıl noktaya odaklanmıyoruz.

Çevresinde debelenip duruyoruz.

Ve zihin kaybıyla bizi döndürüyorlar.

***

Çevresel duyarlılıkla başlayan tepki.

Bugün; İktidar ve rejim "çatışmasına" dönüştü.

Sizce garip değil mi?

Bir anda, sıradan bir çevresel tepkinin bu kadar büyümesi.

Sanki bir el; "tek" merkezden kumanda ediyor!

Yani diyeceğim birilerinin trenine binmiş gidiyoruz.

"Alamete" doğru!

***

Demokrasi noktasında.

Bilmeliyiz ki;

Bindiğimiz dalı kesiyoruz.

Darbeleri,

İhtilalleri,

28 Şubatları, görmezden geliyoruz.

"Sivilleşmenin" kıymetini, bilmeliyiz!

***

Bakınız.

Cumhurbaşkanı Gül'ün ifadesi önemli.

'Demokrasi sadece seçim değildir".

Bu söz, hiç kuşkusuz ki hükümete yöneliktir.

Ve şu sözü de ahaliye!

"İyi niyetli mesajların hepsi alınmıştır gereği yapılacaktır."

***

Ki;

Gül, Kılıçdaroğlu ile dün Köşk'te görüştü.

'Gerilimi tırmandırmayın" diye!

Evet.

Bu çıkış elbette ki toplumun "gazını" kısmen alacaktır.

Başbakan Erdoğan'ın Yurtdışına çıkması.

"Halkın iradesi sandıkta tecelli edecektir" çıkışı.

Her na kadar;

Tepkisel ise de "tansiyonun" artık bir bütünlük içerisinde düşmesi gerekir.

Çünkü huzura ve sivil istikrara ihtiyacımız var.