BU AYIP, TEMİZLENMELİ

Dün de,
İfade ettim, bugün de "o sözümü" yineliyorum!
Önceki akşam,
YSK’nın kamuoyuna yansıyan, BDP'lilerin de içerisinde yer aldığı Bağımsızlara ilişkin "veto" kararı...
Tamamen,
Ve hiç tartışılmaz bir şekilde Türkiye'nin salih-i selamete ulaşma noktasındaki mücadelesini "provoke" etti.
Süreci,
Dinamitlediği gibi, demokrasiye de bir kez daha vesayetli darbe indirdi!
Gördük,
Vahim hükmün "neleri ve nereleri" provoke ederek, şiddet ve çatışma ortamını nasıl körüklediğini.
Diyarbakır'dan,
Başlayıp Güneydoğu illerini, hatta ülkenin diğer bölgelerine nasıl sirayet ettiğini.
Halk ile polis karşı karşıya geldi.
Dumanlı,
Havayı seven kurtların iştahını kabartan bir atmosfer oluştu, son 24 saat içerisinde.

* * *

Düşünüyorum;
YSK'nın verdiği bu karar "neye hikmet" daha doğrusu neye hizmet etti!
Toplumsal,
Vicdana mı "seslendi", ülkenin çağdaş-demokratik yapıya bir adım daha yaklaşmasına mı vesile oldu.
Devlet nizamı,
İtibar ve güven mi "artısı" elde etti!
Yoksa,
Tam aksine "güven ve değer" olgularını tar-u mar etti?
Neye,
Hizmet ettiğinin semeresi ortada!

* * *

Her ne kadar;
YSK "kendisine" kalkan olarak icra ettiği hüküm var ise de!
"Kararımız siyasi değil" diyorsa da!
"Yasa açık. Biz kanunlara bakarız"
Gerekçesiyle bu "hükmü" icra ettiğine hikmet getiriyorsa da; "sorgusuz-sualsiz" değil.
Şimdi;
Gülten Kışanak Milletvekili değil mi?
Dokunulmazlık "zırhı" halen üzerinde değil mi?
Sebahat Tuncel'de aynı.
Milletvekilliği,
Süreci içerisinde "ne hüküm ne de mahkeme" işlem görmez, dondurulur!
Peki,
Şimdi nasıl oluyor da, "adli sicil" bozuk, suç nevi’si var diyerek, üzerine çizik atılıyor!
Bir de;
Dün Kışanak "adli sicilden", sabıkasının olmadığına ilişkin, belge alıp YSK'ya verdi.
Leyla Zana,
Sebahat Tuncel ve diğerleri de.

* * *

Dikkat çeken bir önemli noktada;
YSK bu kararı almada "kendisine" gelen bir ihbar dilekçesinden, yola çıkmış.
Yani,
Demek ki bir gammazlama olmazsa, YSK bu kanıya ve hükme varmayacak.
Doğrusu;
Birileri huzuru ve ülkenin selametini istemiyor.
Kürtlerin de,
Siyaset ikmalinde bulunmasını hazmedemiyor.
İşte onun içindir ki diyorum!
Aslında;
YSK bu kararıyla BDP'yi dinamitlemedi!
BDP'ye,
Leyla Zana'ya, Hatip Dicle'ye ve diğer bağımsızlara bir şey olmaz!
Olamaz da!
Zaten,
Türkiye'nin "çağdışı" dokusuna, bedel ve ağır faturalar ödemişlerdir.
Ödemeye de devam ediyorlar.
Burda,
Yukarıda da sıraladığım gibi olan "ülkeye ve toplumsal" bütünlüğe oldu.
Bir taraftan;
İleri demokrasi diye "böbürlendiğimiz" dünyaya rezil-ü rüsva olduk.
Obur yandan,
Kendi toplumuz içerisinde hala da "çifte standart" uygulamalar var, statükosuyla yüzleştik.

* * *

Üstadın ifadesiyle; sahi "şimdi" ne yapılmalı.
Öyle; 12 Eylül'ün ürünü olan bu "yasak" zihniyete, "es" mi geçelim.
Yoksa;
"Yargının işidir" deyip, siyasi omuzlardan silkeleyip, atalım mı?
Ya da,
Dün gibi "ülkenin" altını-üstüne getirip, şiddeti, kavgayı, çatışmaları mı körükleyeyim.
Yeniden birbirimizi boğazlayalım.
Tabiri caizse, elimize silah alıp dağa mı çıkalım.
Ve bize;
Diş bileyenlere de gelin, Irak, Suriye, Mısır, Tunus misali "demokrasiyi"(!) verin mi diyeceğiz.
Hayır!
Bu iş;
Tamamen ülkenin ve siyasilerin, hükümetin ve kurumların "işidir".
Ve tabi ki; muhalefetteki partiler de, "üstlenmeli" bu misyonu!

* * *

En hassası da;
Kimse oluşan girdaptan "siyasi hesapta" icra edip, pay çıkarmasın!
Evet!
YSK bu "ayıbı" ortadan kaldırsın, bir daha yaşanmaması için de.
12 Haziran seçimleri sonrasında;
Hemen Meclis mesai yapıp "kökten" bu tür, 12 Eylül kalıntılı yasalar silinsin, "infazlar" son bulsun.
Ülke sivil anayasasına kavuşsun.
Şayet,
Demokrasi ayıbı bu karar hükmü "kaldırılmazsa".
Özelliklen de,
Kışanak ve Tuncel için diyorum!
Kaybeden;
BDP olmayacak, tamamen Türkiye olacak.
Ve tabi ki; seçimin koşucusu olan CHP, MHP ve AK Parti olacak.
Kazançlı da; BDP olacak.
Mağdur konuma düşen; adayları olacak.

* * *

ŞEHİR'DEKİ ATMOSFER DİNMELİ

Buarada;
Kent üzerindeki "dünkü" üslup ve sergilenen sert çıkışları da, görmek lazım!
Hele sokakta;
Oluşan şiddet tablosu "ne demokrasi açısından ne de demokratik hak talebi" noktasında, yakışıksız.
Aynı minvalde,
Polisin orantısız güç kullanmaya meyil vermesi de, kabul edilemez.
Haklar ve talepler,
"Demokratik" çerçevede zemin bulursa, kazanımı ve değer ölçüsü büyük olur.
Bakın;
Dünkü kargaşa ortamında gelişen bir nokta vardı ki, "bir dizi" tepki telefonu aldım.
Esnafın, sokaktaki vatandaşın, çarşı ahalisinin "bu eylemlerde" zarar gördüğüne ilişkin.
Saldırı ve tepkilere maruz bırakılmaları, "göz ardı" edilmemelidir.
Belediye otobüsüne "Molotof" atılması.
Bilânço; 100 kişi gözaltında. 15'i polis 30 kişi de yaralı.
Ki yaralı sayısının daha çok olduğuna inanıyorum.
Sonuç itibariyle;
Diyarbakır ve ahalisi olarak "sağduyulu" ve demokratik bir duruş sergilememiz gerekir.
Hoşgörülü ve toleranslı olmak lazım.
Şiddetin,
Kavganın ve çatışma ortamının "soruna" çözüm getirmediğini.
Bilakis,
Çözümsüzlük geliştirdiğini en fazla bilenlerden olduğumuzu unutmamamız lazım.
Süreci iyi götürmeliyiz ki, gelişmeler lehimize işlesin.
Çünkü;
Bu seçimlerin bir çok "provokasyona" gebe olduğunu unutmamalıyız!

* * *

AK PARTİ ADAYLARI, İŞ BAŞI YAPTI

Gelelim;
AK Parti'nin Diyarbakır adaylarının işbaşı mesaisine.
Dün tanıtım toplantısı yapıldı!
Atmosfer,
Her ne kadar YSK'nın sirayetiyle gelişen "gerginlik" içeriyorsa da.
Havaalanındaki karşılama,
Ve tanıtımın yapıldığı salondaki konuşma ve gösterilen alaka "güzel" idi.
Tabi,
Havaalanındaki "itişme-kalkışma", birilerinin birilerine daha ağır basıyor gibisinde "gövde" gösterişi.
Hele adaylara,
Şirin görünme ve yakın olabilme "hesabı" güdenlerin, pişkin halleri olmazsa idi.
Her şey, dört dörtlük olurdu.
Çünkü, ilk kez adaylar "canlı yayınlarla" kamuoyuna tanıtıldı.
Yerel televizyonlar,
Ve diğer ulusal kanallar "anında" yayınladı o görüntüleri.

* * *

Adaylar,
Kendilerini tanıtıp kısa konuşmalarında, dikkatimi çekti!
İki dönemdir,
Seçilen ve iki dönemdir Bakanlık yapan Bakan Mehdi Eker başta olmak üzere.
Tüm adaylar,
Bir gün önce Başbakan Erdoğan'ın "kendileriyle" yaptığı görüşmede yaptığı açıklamaları "ezber" halde ifade ettiler.
Dün,
Bir kez daha onlar Diyarbakır'da aktardılar.
Yani,
Kimse "kendisine" özgü bir katkı ve önümüzdeki süreçle alakalı konuşmasında yer vermedi?
Garip,
Ama neden derseniz, bilemiyorum!
Belki, daha ilk gün, Zamanla kendi fikir ve projelerini ortaya koyacaklar.
Aceleci olmayalım.
Malum,
Başbakan Erdoğan Seçim beyannamesini açıkladı.
2023'e yönelik hedeflerini de.
Muhtevasına,
Girmek istemiyorum!
Onu zaman içerisinde, göreceğiz ve yaşayacağız, tartışacağız.

* * *

Ben,
Tazelik noktasında kamuoyunda "ekseriyetiyle" tartışılan!
Mevcut,
Milletvekillerinin üzerinin çizilmesi güzel de!
Listeye dahil edilen,
Yeniler yetersiz "eleştirisine" Başbakan'ın verdiği cevabı önemsiyorum.
Başbakan;
"Bölgeyi boşaltmadığını" söylerken, adayların da yetersiz olduğunu kabul etmedi.
Dün,
Bakan Eker aynı minvalde "Bölgeyi kimseye bırakmayız" dedi!
Bunu da;
"Diyorlar ki" sözüyle hareket ederek, söyledi.
Ne diyelim?
12 Haziran da bakalım; 2007'deki başarı ölçüsü yakalanacak mı?
Gerileme mi,
İlerleme mi olacak, onu hep birlikte göreceğiz!
Evet,
Seçimin havası giderek "sertleşiyor".
Elbette ki, bizim de buradan zikredeceğimiz ifade ve anlatımlar da "aynı tansiyonla" seyredecek.