ÇÖZÜMÜN; BEREKET VE DEĞİŞİMİ!
Haftanın ilk günü!
Biliyorum.
Ekseriyetiyle "Pazartesi Sendromu" hâkim!
İki günlük tatil.
Ve ardından "yoğun" iş temposu!
***
Her ne kadar;
Bizim için "zaman menfuru" yok ise.
Çalış da çalış.
24 saat zihin işlemi, "iş başında".
Neyse!
***
Haftanın ilk günü.
Sizleri;
Bunaltıcı bir atmosfere sürüklemek.
Ya da; "sıkıcı" hadiselerle, boğmak istemiyoruz.
Güzel.
Gönülleri ferahlatan.
***
Pek tabi ki,
Huzuru,
Güveni,
İstikrarı.
Hele ki, barış atmosferini.
İnsana; "soluyan ve solutan" mevzuular var ya.
***
İşte;
Bugün sizlerle bunları hasb-i hal etmek istiyorum.
Ki, üzerinizdeki "Pazartesi Sendromu" dağılsın.
Tabi bu güzel; "gelişmelerin" ana kaynağı da.
Hiç kuşkusuz ki;
"Çözüm süreci" ve bu yöndeki hamleler.
***
Sürecin; ürünleri.
Evet.
Genelkurmay "Çarşı iznine" okey verdi.
Artık asker için;
Hafta sonları "çarşı izni" serbest.
Malum, uzun yıllardı yasak.
***
Bu yasak;
Bilindiği gibi, "riskli" bölgeler için.
Batı illerinde; "ekseriyet" uygulanıyordu.
Doğu ve Güneydoğu ile.
Riski, yüksek il ve ilçeler de, "yasaktı".
Denilene göre; "artık" serbest olacak.
***
Tabi.
Asker için çarşı izni demek.
Ki, Tamer konuya eğilim göstermiş.
Çarşı izni.
Çok ama çok ciddi manada; "ticari bir hareketliliktir".
Asker için de,
Askerin diyalog içerisinde olacağı ahali için de; "moraldir".
***
Ticari hayat!
Lokantacısından,
Berberine, kahvesine, otelcisine kadar!
"Çarşı izni", berekettir.
Sevindirici.
Umarım, bu güzel haber bölgemizde "tez hayata" geçer.
***
Ki ben,
Birçok defa bunla alakalı, "fikrimi" beyan etmiştim.
Hatta aylar ve yıllar önce.
Düşünün;
Diyarbakır başta olmak üzere ilçelerde, beldelerde.
Onbinlerce; "vatan görevini" ifa etmek üzere silâhaltında bulunan asker var.
***
Ve bunlar;
Askerlik süresini, bitirene kadar "çarşı yüzü" görmüyorlar.
Neden.
Biliyorum ki,
Memleketlerine gittiklerinde, "Diyarbakır nasıl bir yer" diye sorduklarında.
Verdikleri cevap; "Diyarbakır'ı göremedik ki, yasaktı"…
***
Sonuç itibariyle;
Güvenlikçi zihniyet,
Vesayetçi,
Şüpheci, kaotik anlayış süreçle dağılıyor.
Asker'e çarşı izni;
Hem moraldir,
Hem ticari berekettir.
***
Ve.
"Kürdistan" tişörtler.
Evet.
Yanlış duymadınız; "Kürdistan" yazılı tişörtler artık vitrinlerde!
Şaşırmayın.
Nerden, nereye gelindi.
***
Daha bir kaç ay öncesine kadar.
"Kürdistan" ifadesi bile, yasaktı.
Değil sözcüklerde,
Zihinlerde telaffuzu bile edilemez di.
Ama bugün.
Çözümün bereketi yaşanıyor.
***
Şehr-i Amedin sokakları.
Artık,
Molotof kokmuyor,
Polisin gazı, basınçlı suyu,
Çatışma,
Silah sesleri, duyulmuyor.
***
Mazide!
Öyle ya,
Bir dönem "bulundurulması" bile yasak olan.
Düğünlerin,
Nişanların,
Sevgi gösterilerinde, "polis-asker" müdahalesinin gerekçesi olan.
Yeşil-Kırmızı renkli giysiler de, artık serbest.
***
Artık;
PKK flaması dile ilişkilendirilmiyor.
Ve dahası;
Bugün giyim mağazalarının vitrinlerinde, farklı yansımalar var.
Üzerinde;
"Kürdistan" yazılı, tişört ve formlar var.
Ya posterler.
Normalleşiyoruz.
***
Buarada;
Haftası bayanlar, zirvesi vardı.
11. Kadın Buluşması.
Hazar Eğitim Kültür ve Dayanışma Derneğinin organizasyonuyla.
Ülke genelinde; 300'e yakın bayan katıldı.
Ana tema;
"Barışı susarak değil konuşarak, yüzleşerek ve helalleşerek inşa etmeliyiz" oldu.
***
Özellikle,
28 Şubat'ın mağdurlarından.
"Başörtü" zulmüyle,
Milletvekilliği "elinden" alının Merve Kavakçı.
Dediği gibi;
"Zihinler" özgürleşmedikçe, sorunlar çözülmez!
***
Milletvekili Mine Lök Beyaz.
O da; konuşmacı bayanlar arasındaydı.
Şu sözü,
Dağdaki "nedeni" özetledi.
Geçmişte,
Devlet çok yanlış yaptı.
Kimse, durduk yere dağa çıkmadı."
Aynen de öyle.
***
Neyse!
Sorunu.
Ve gelinen süreci, "yeniden" keşfetmeye gerek yok.
Hadise de.
Çözümü de,
Yapılması gereken de belli.
Önemli olan;
Taraflar ölçeğinde, "barış" samimiyeti.
***
O da.
Görünürde, "şeffaflık" bir seyir içerisinde.
Pürüz görünmüyor.
Bakalım.
Günler neyi gösterir.
Sayın Ahmet Türk'ün ifadesiyle!
***
Hile.
Ve çözümsüzlük, ikmale gelirse.
Mesul olan; "zarar" görür.
Evet.
Ahmet Davutoğlu'nun sözüyle.
Dere büyük ölçü de, geçildi.
Artık geri dönüş yok, "çözüm" illa ki olacak!
Güzel bir hafta dileğiyle.