Erdoğan, Ne demek istedi dün?
Diyarbakır adına,
Güneydoğu adına,
Demokrasi ve Özgür siyaset ortamı adına,
Ve tabi ki "barış ve kardeşliğin" yarınları adına.
Dün, "Eli yüreğinde" bir vatandaş olarak gelişmelere odaklandım.
Acaba "Geri dönüşü ve telafisi mümkün" olmayan, bir hadise vuku bulur mu?
Ya da 12 Haziran seçimini "sabote" etme gayesiyle, pusuya yatanların "değirmenine" su taşıyanlar olabilir mi?
Doğrusu endişe "içerisinde" gün boyu, bu ruh halini yaşadım.
Şükürler olsun.
Küçük çaplı "olaylar" oldu ise de, "demokratik tepki" diye kabul edelim.
Körükleyici olmadan;
Diyarbakır "iki farklı" düşünceyi ortaya koyduğu gibi, "sağduyusunu" elde bırakmadı.
Gerilimin ve sinirlerin "gergin" olmasına rağmen.
Ancak; Görünen ve görüntülenen, olumlu-olumsuz tabloya ilişkin "kararı" halka bırakalım.
Demokratik, ortamın en adil kararını "halk" verdiğine göre, fikri analiz ona aittir.
Aksi söylem; "iki taraf" açısından bizim söyleyeceklerimiz "ateşe benzinle" gitme olur.
* * *
Evet, gelelim;
Başbakan Erdoğan'ın Diyarbakır'a özgü açıkladığı "Çılgın" projelere.
Yani; 2023 yılına kadar "bitirilmesi" hedeflenen; "projelerin" muhtevasına.
Malumunuz üzre; Başbakan projeleri İstanbul'daki toplantıda açıkladıktan sonra, Diyarbakır'a geldi.
Nedir bunlar?
1-Suriçi Kentsel Dönüşüm projesi.
2-Sivil Havaalanı Terminali ve Apron.
3-Dicle Vadi Projesi.
4–30 bin kişilik uluslararası kritere sahip stadyum.
5-Yenişehir ve Kayapınar'da birer şehir hastanesi.
6-Diyarbakır-Şanlıurfa arası "otoyol" projesi.
7-Silvan Barajı Projesi.
Evet, Sevgili okurlar.
Dünkü yazımda; "tahmin" yürütmüştüm Başbakan'ın çılgın projeleri içerisinde neler olabileceğini.
Projelerin büyük kesimini size aktarmıştım.
* * *
Ancak Diyarbakır için; "En sürpriz" olanı hiç kuşkusuz ki, "otoyol" projesi.
Her ne kadar;
Yıllardır dinlendiriliyorsa da, Diyarbakır için "çifte standart" bir uygulama denilerek, tepki koyuluyorsa.
Ve biz de her fırsatta, buradan ve gazete manşetinde Şanlıurfa'ya var...
Neden;
Diyarbakır'a yok diyor dediysek te, "bir türlü" siyasal iktidar tarafından "hayata" geçirme noktasında, işlem görmüyordu.
Bu nedenle; Otoyol Diyarbakır için "sürpriz" olarak gördüğümü ifade etmek istiyorum.
Zaten diğer projelerin "işlem ve yürütme" seyri, geçmiş yıllara ait. Yani birçoğuyla alakalı önemli merhaleler alınmış.
Başbakan projeleri açıklarken,
BDP Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir'i ekranda izledim.
Projelerin; muhtevasına ilişkin konuşuyordu.
" Bunlar bizim projelerimiz ve yürüttüğümüz, işbirliği içerisinde olduğumuz projeler" diye.
Neyse! İki eksenli bir mülahazaya girmek istemiyorum.
Ama projeler; Diyarbakır'ın "sosyo-ekonomik ve kültürel" anlamda, hayatını değiştirecek projeler.
Tabi ki "müruru zamana" uğratılmazsa. Ve siyasi "akim" mahkûmu olmaz ise.
* * *
Şimdi;
İstasyon Meydanındaki "mitingin" havasını soluyalım isterseniz.
Çünkü Diyarbakır mitingi "uzun süreden" beri merak ediliyordu.
Başbakan "ne diyecek" diye!
Şunu ifade edebilirim. Boykot, protesto ve AK Partililerin iddia ettiği gibi "tehditlere" rağmen.
İstasyon Meydanı "hayli" kalabalıktı diyebilirim.
Galip Ensarioğlu'nun, ifadesiyle 30 bin civarında insan "miting" alanında bulundu.
Küçümsenecek bir rakam değil. Yağmura, boykot çağrılarına ve mesai günü ile saatine denk gelmesine rağmen.
Evet,
Başbakan, boynunda "virane olmuş" Diyarbakırspor'un atkısıyla, seçmenin karşısına çıktı.
Miting alanında, AK Parti'nin dışında, Türk bayrağının yoğunluğu dikkat çekti diyebilirim.
Tabi bir de; "pankart" fakirliği vardı. Yani; önceki mitinglerdeki gibi mesaj içerikli "pankart" yok kadardı.
Miting, İstanbul programı nedeniyle "gecikmeli" gerçekleşti.
Meteorolojik anlamda;
Yazdan bir gün idiyse de miting saatinde "zaman zaman" yağan yağmur, etki etkisi yok değil di.
Başbakan'ın konuşmasına gelirsek.
Erdoğan, Diyarbakır'da ilk kez diyebilirim "farklı" ama geneli "yerel" diyebileceğim Kürt kimliğini öne çıkaran bir konuşma yaptı.
Özellikle,
BDP ve CHP'nin son iki haftadan buyana Kürt kimliği dokusuyla "gelişen" kol-kola hareketleri üzerine yoğunlaştı..
Başbakan bu resme de isim koydu; "sivil faşizm" yapıyorlar diye.
* * *
Erdoğan'ın, Mitingdeki ilk sözü "teşekkür" oldu. 12 Eylül referandumuna ilişkin katılımdan dolayı.
"Diyarbakır huzur demektir.
Diyarbakır maneviyat demektir.
Diyarbakır en çok da kardeşlik demektir.
Bu benim, Başbakanlığım döneminde Diyarbakır'a 11'nci gelişim" diyen Erdoğan, kısa bir süreç analizi yaptı.
Dünden bugüne babında.
"Demokrasi için, hukukun üstünlüğü için, çetelerle mücadele için sizden destek istemeye geldim.
O gün sizi yine tehdit ettiler. O gün sizi yine korkuttular.
Bizimle hasret gidermenizi engellemek istediler.
Ama Diyarbakır tüm engellemelere rağmen yüzde 40'la sandığa gitti ve yüzde 95 evet dedi.
12 Eylül'deki güçlü haykırışınız için sizlere teşekkür ederim.
12 Eylül'de nasıl boykota karşı çıktıysanız, 12 Haziran'da da demokrasiye sahip çıkın."
Erdoğan, "Ben Diyarbakır'a kucaklaşmaya geldim" derken; bir de bölgeye özgü deyim kullandı.
"Kardeşler arasında kavga değil, kucaklaşma vardır" diye.
* * *
En önemli;
Vurgusu da "Biz hep birlikte Selahattin-i Eyyübi'nin torunlarıyız" oldu.
Burda bir nevi "etnik kimliği" yok saydı..
Kimliğiyle değil; "İnsan" haliyle, anarız babında..
"Kürdü, Türkü, Çerkezi, Romanı fark etmez. Bizi birbirimize düşürmek isteyenlere bir sözümüz var.
Siz insan aramıyorsunuz, siz Kürt arıyorsunuz.
Çünkü benim için ne Türk milliyetçiliği ne Kürt milliyetçiliği var."
Kılıçdaroğlu'nun önceki gün Diyarbakır'da düzenlediği mitingi de eleştiren Erdoğan,
"Yüzlerine maske takıp gelenlere inanmayın" dedi ve ekledi "Kürt meselesinin patenti CHP'ye aittir."
Kürt,
Meselesini çözme noktasındaki çabalarına CHP'nin duvar ördüğünü ifade eden Erdoğan şöyle yüklendi:
"Kürt sorunun müsebbibi CHP'dir. Kürt kardeşimin yaşadığı sorunun kaynağı bizzat CHP'dir.
Kürt meselesinin çözümü için verdiğimiz mücadelenin önünde duvar gibi durdular.
Dün de buraya gelip şirinlik yaptılar. 8.5 yıl boyunca Grup Başkanvekilliği yapan CHP'nin genel başkanı Kürt sorununu inkâr etmedi mi?
Sandığa iki hafta kalan Kürt meselesini hatırladı. Bunlar geçici demokrat.
Biz Kürt meselesi dedikçe, kardeşlik dedikçe onlar ulusalcılık dediler.
Biz Diyarbakır dedikçe onlar illa Silivri dediler. Asit kuyularına, Ergenekon'a, işkencelere bunlar sahip çıktılar.
* * *
Erdoğan,
Buarada Kürt ve Türk "milliyetçiliğine de" sözü getirerek, "farkları" nedir diye sordu?
Örnekler verdi.
"Ahmet Kaya'yı linç girişiminde bulunan anlayışla Şivan Perver'e Diyarbakır'da konser verdirmeyen anlayış aynı...
İmam hatiplere düşman kesilen, ikna odaları kuran aynı anlayış değil midir?
Başörtüsünü yasaklayan anlayışla yurda Molotof atan anlayış arasında ne fark var?"
Seçim sonrası ilk işin sivil anayasa olacağını da anlatan Erdoğan, seçmenlerine 'güvenle sandığa gidin' mesajını da vermeyi ihmal etmedi.
Başbakan Erdoğan,
BDP'ye "Öğrenci yurdunda patlayan ses bombası ve Cizre'deki öğrenci yurduna yönelik Molotoflu saldırıyı" hatırlatarak eleştiri bombardımanına tuttu.
Sert bir ifadeyle BDP'nin amacının 'bölücülük' olduğunu da söyleyen Erdoğan, şu sözleri sarf etti.
"Bu BDP, PKK'dan güç alarak bizi bölmek istiyorlar.
Maden Kürt kardeşlerimi seviyorlardı Cizre’de Kürt imam hatipli öğrencilerin kaldığı yurdu niye ateşe verdiler? Bir Kürt imamı niye öldürüyorlar.
Cuma namazlarına da değinirken; "İslam’la alakaları" yok diye eleştirdi.
"Cuma, Müslümanların cem olması, bir araya gelmesidir. Kendilerine göre cemaat oluşturuyorlar.
Rast gele imamla cuma olmaz, ikinci bir cemaat kurulmaz bir de kadın erkek yan yana cemaat olmaz. Bu dine fitne, fesat sokmaktan başka bir şey değildir."
"Apo peygamberdir" sözünü yeniden tartışmaya getiren Başbakan, Cuma namazı üzerinden yüklendi.
"Bunlara göre Apo peygamberdir. Bunu da ilan ettiler. 12 Haziran'da bu bağımsızlara bu BDP'lilere gereken dersi vermemiz lazım.
'Camileri gerekirse ele geçiririz' diyorlar. Haddini bil! 12 Haziran bunlara haddini bildirme günü olacak."
Diyarbakırlı seçmenlere Siirt'te okuduğu şiir nedeniyle tutuklandığını anlatan Erdoğan, "Diyarbakır Cezaevi'nin 5. koğuşundan yükselen feryadı İstanbul'dan duydum" dedi.
* * *
Seçmenleri,
Sandığa gitmeleri konusunda uyaran ve çağrı yapan Erdoğan sözlerini şöyle tamamladı:
"Diyarbakırlı kardeşim onlara doğru dürüst oy bile vermez.
Bunlara oy verilecek de ne olacak?
Diyarbakır'daki Kürt, Zaza, Türk kardeşime ne getirecek?
Hiç!
Bunlar bireysel saltanatlarını sürdürüyor."
Sonuç itibariyle;
Dün gördüğüm ve konuşmalarından aldığım izlenim "ser verip, sır vermeme" duygusuyla, bekle gör dedi.
Ne diyelim.
Bizde bekleyip göreceğiz. Tabi; 12 Haziran Erdoğan'a neyi gösterir.
Sonrası;
Neye tekâmül eder, onu da bekleyip göreceğiz.
Evet,
Bugün Mübarek Üç ayların başlangıcı.. Ve müjdeleyicisi de, Regaip Kandili..
Bugünü bu kutsal günü idrak edeceğiz.
Bu vesileyle hepinizin Regaip Kandilini kutluyor..
Günün,
Ve mübarek Üç ayların barış ve kardeşlik getirmesi dileğiyle..