GÖZLER BAŞBAKAN'DA
Evet,
Başbakan Erdoğan bugün Diyarbakır'da!
Milletvekili,
Genel Seçimleri için geliyor, seçmenden "oy istemek" için.
Bu geliş;
8.5 yıllık iktidarlığında 10'uncu gelişi.
Yani,
10 ayda bir, Diyarbakır'a geliş-gidişi var.
Biliyorum ki;
Birçok kesimin ekseriyetinde bir merak saikası var; Erdoğan Diyarbakır'da ne diyecek?
Tabi ki;
Bu beklenti salt Diyarbakır insanı ve bölge ahalisine özgü değil.
Diyarbakır'ın,
Taşıdığı misyon ve üstlendiği siyasi aktivite noktasında, buna ulusal ve uluslararası da dahil.
Bir de,
Gelen kişinin Başbakan oluşu babında önem arz edici.
Başbakan ne diyecek, neye vurgu yapacak diye?
* * *
Doğrusu,
Ben de merak içerisinde değilim diyemiyorum!
Ama bu merak ve beklenti özellikle "siyasi" anlamda değil.
Görmüyorum da.
Nitekim;
Bu düşünceyi aktifleştiren Başbakan! Diyarbakır'a gelişinden önce ima etti.
İki gün önce, İstanbul'daki toplantıda "gazetecilere" söyledi.
İstanbul,
Ankara ve İzmir gibi Diyarbakır'a özel istihdam ve kalkınma içeren "çılgın projemiz var" diye!
Ancak,
Projenin muhtevasıyla alakalı "ser verip, sır vermedi".
İşte bu da,
Bende ciddi bir beklenti oluşturdu.
Yoksulluğun, işsizliğin, geri kalmışlığın "en ürkütücü" halini yaşayan.
Ve bunu artık "iliklerinde" hisseden Diyarbakır'ın, "ekonomik" refah açısından, önemli bir hamleye ihtiyacı var.
* * *
Bildiğiniz gibi;
Diyarbakır ülkede "en fazla" genç nüfusa sahip kent.
Ne yazık ki, bu kesimin de yarısı "işsiz ve aşsız".
İki günden bu yana "beynimde" fırtınalar oluşturuyorum.
Tabi ki, bir kaç eş-dostla da görüşerek, "çılgın proje" ne olabilir anlamında?
Hem kendi merakımı gidermek.
Hem de kamuoyunun "içine" düştüğü beklentiye bir ölçüde, erken kavuşma noktasında.
Proje ne olabilir?
Düşündüm;
Diyarbakır-Ankara arası "hızlı tren" seferlerini başlatmak.
Kent içerisinde kalan;
Tren garını "il dışına" çıkarma projesi mi?
Yoksa,
Yıllardır "yazıp-çizdiğimiz" ve söyleyerek, dilimizde tüy bırakmadığımız "otoban" hadisesi mi?
Malum,
Otoban Şanlıurfa'ya kadar getirildi. İstikamet şimdi, Habur'a kadar.
Yani, Diyarbakır "konum ve siyasi yapısına" rağmen, "otobanı" görmeyecek?
İşte,
Bu çifte standart durum mu, görülerek, giderilecek?
Bir de,
Başbakanın Toplu Konut noktasındaki "hamlelerine", Diyarbakır'da 5 bin konut ekleyerek mi devam edecek?
Ya da,
Tarım ve Hayvancılık alanında "bütünleşmiş" bir yapılanmaya gidip, "Ortadoğu" pazarına mı dönüştürülecek.
* * *
Acaba,
Çılgın Projesi Dicle Vadi Projesi mi?
Doğrusu, bu proje yaklaşık 10–15 yıldır, ahalinin gündeminde.
Ki Büyükşehir Belediyesi önceki gün bu projenin birinci basamağı olarak, "Fiskaya Şelalesinin" temelini attı.
Yani demem şu ki.
Bu proje çok konuşuldu ama hayata geçirilmedi.
Eğer proje hayata geçerse geniş alanlar mesire ve eğlence merkezi olacak.
Şimdi, Diyarbakır’da gözler;
Başbakan Erdoğan’ın açıklayacağı çılgın projede.
Bakalım, İstasyon meydanında "bu yöndeki" beklentilere nasıl çılgın bir proje anlatımıyla cevap verecek.
* * *
Gelelim;
Başbakanın mitingine yönelik, "olabilecek" protesto ve tavır.
Öncelikle açıkça ifade etmek gerekirse.
Ben,
Mitingin BDP ve PKK dahil olmak üzere... Boykot edilmesine karşı olduğum gibi.
Belediyenin,
Çöpleri temizlememesine. Esnaf'a kepenk kapatılma, çağrısında bulunulmasına.
Velhasıl;
Hakkâri’de yapılanın benzerinin "vücuda" getirilmesini, "siyasi etik" noktasında doğru bulmuyorum.
Şöyle ki,
Demokrasiden ve özgür siyasi irade aksiyonundan söz ediyorsak.
Hele bu seçim arifesinde iken, "her siyasal düşünce" özgür ve hür iradeyle, seçim aktivitesinde bulunmalı.
Ve tabi ki bırakalım, "halk" gereken tavrı ve tepkisini ortaya koysun.
Cevabını; "sandıkta" göstersin.
Daha önce de;
Başbakan Erdoğan'ın Diyarbakır'a gelişleri esnasında ifade etmiştim ve çağrım olmuştu.
* * *
Bugün bir kez daha sesleniyorum.
Gelen,
Her ne kadar AK Parti Genel Başkanı ise de, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Başbakanıdır.
Misafirdir.
BDP'nin,
Biz Kürtlerin. Diyarbakırlının, dokusunda gelen kişi "baba düşmanı" olsa bile.
Misafir olduğu için; "Allah'ın misafiri" diye kabul edip, kapı açarız.
İlgi ve alakamızı gösterdikten sonra, yolcularız.
Varsa, hasımlık devam eder.
Bu nedenle;
Özellikle Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir için söylüyorum.
Yerel anlamda,
Diyarbakır'ın temsilcisi ve sözcüsüsün.
Gel,
Ne "siyasi" malzeme ver, ne de tepkisel ortam yarat.
Git havaalanına,
Başbakan Erdoğan'ı karşıla, tokalaş, hal hatırını sor. Bir de, Belediye'ye davet et.
"Buyrun bir çayımızı için" diye.
Sonra,
Kentin tüm cadde ve sokaklarını "temizle".
Ki yarın denilmesin Diyarbakır çöplükten geçilmedi diye.
* * *
Eğer,
Bu düşünceyi ve tavrı ortaya koyar iseniz. Bilin ki, insanların gönlünde "kazanan" siz olursunuz.
Öyle inanıyorum ki,
Başbakan'da "ortaya koyacağınız bu tavırla" büyük bir mahcubiyet, oluşturursunuz.
Ve kendileri de,
Aynı duygu atmosferiyle Büyükşehir Belediyesi'ni yani sizi ziyaret eder.
Çay içer. Siz de, çiçeğinizi uzatırsınız.
Tıpkı,
Bülent Arınç'la, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'le, yaşadıklarınız gibi.
Ne olur?
İnanıyorum ki olacak olan; "demokrasi" kazanımı olacaktır.
Bilinmelidir ki;
Kürtlerin bugüne kadarki "mücadelesi" ve verdiği bedellerin tek hedefi ve çözüm arenası.
İşte;
Bu demokrasi dediğimiz nimetin "özünün" hayat bulmasıdır.
Çünkü yıllardır, hep "demokrasinin" sadece dilini kullanmışız.
Özünü değil.
Gelin bir kez olsun; "demokrasinin" özünü kullanıp, hayat yaşatalım.
İnanın,
O zaman aşılmayacak, yıkılmayacak tabu kalmaz.
Ne küskünlükler ne de düşmanlıklar; "zerre-i miskal" hayat idame edemez.
Yeter ki,
Samimiyetle, sağduyuyla ve cesur bir duruşma "adımlar" atılabilinsin.
* * *
Evet,
Başbakanı Diyarbakır bugün ağırlıyor.
Ve biz de, kendisine buradan "hoş geldiniz" diyoruz.
Bekliyoruz; "çılgın projenizi" ve çılgın demokratik adımlarınızı.
Sakın, sükut-u hayale uğratmayın.
Ne siz, ne de siyasi rakipleriniz.