GÖZLER ZİRVEDE?

Zaman zaman söyleniriz;

"Sessizlik" hayra alamet değil diye!

Aynen de öyle!

Yüklü ve anmalı büyük bir ifadedir bu.

Bakınız,

Son zamanlarda toplumsal anlamda, "ciddi" bir sessizlik var!

Ülkede,

Bölgede,

Diyarbakır'ımızda.

Velhasıl,

Türkiye'nin tüm coğrafik alanı içerisinde yani "her yer de".

Her ne kadar;

"Kanıksanılan" bir haliyeti ruhiyet olarak görülüyorsa da hiç de öyle değil.

Tam aksine;

İçten, içe "kaynayan kazan" misali, toplum giderek geriliyor.

Patlamaya hazır volkanik dağ gibi.

Pimi çekilmiş; "bombadan" bile daha tehlikeli hal-i vaziyette!

***

Çünkü

Haklı, haksız.

Doğru, ya da yanlış.

Kötü, iyi.

Artık,

Önemsizleştiği gibi, sorgusuz ve sualsiz "herkes benim" diktesinde!

İlla ki; "benim"!

Bırakın;

Mevzu üzerinde "münakaşa" etmek, muhasebesi bile imkânsızlaştı.

Hızlı.

Ama çok hızlı bir şekilde;

"Dehlizleri" karanlık meçhullere sürükleniyoruz.

Doğrusu;

Bu korku, endişe ve kaygılar inşa eden "sessiz" atmosferin "sonu" hayra alamet değil.

***

Elbette ki;

Bu hal-i vaziyetin en büyük tehdit alanı siyasal zemindir.

İktidar da,

Muhalefet de,

Devlet nizamını işleten kurumlar da.

Pek tabi ki,

Akil diyebileceğimiz, düşünceler için de, geçerlidir "kaygan" zemin!

"Kötü" bir hal!

Malum;

Toplumsal deneklerde, "haklı-haksız, iyi-kötü" ayrışır noktaya gelmişse!

Ki bu; "ürküten" bir seyirle, gelişiyor.

O zaman;

Bırakın herkesin doğrusu, yanlışı, iyisi kötüsü "fikriyatının" beyanatı bile tahammülsüzlüktür...

Veya fikir ayrılığı diye kabul etmek.

Ne mümkün!

Zemin tamamen,

Sabunlu kayganlaşmış bir hale geldiği için; "siyasal husumet" ön planda!

***

Nitekim;

Bu zeminin giderek "ülkesel" bir hale geldi.

Bundan değil midir ki;

Ülkede yasal ve meşru, yada legal arasındaki "makas" hızla açılıyor.

Hiç tartışılmaz bunun bir adım sonrası; "siyasi ve toplumsal" krizdir.

İşte,

Bu noktada diyorum ki.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan.

Ve özellikle,

Vesayetçi zihniyetin bir türlü cenderesinden kurtulamayan CHP Lideri Kılıçdaroğlu.

Tehlikeyi,

Ve pimi çekilmiş bombayı "hissettikleri" içindir ki, "buluşuyorlar"...

***

Malum,

Dün İki liderin "Kürt sorununu" çözme zirvesiyle alakalı, kısm-i de olsa fikrimi beyan etmiştim!

Son 48 saat içerisinde;

Hadise üzerine gelişen "fikri" mülahazalar.

Özellikle;

CHP ve AK Parti'nin "halk nezdindeki" seçmen tercihi!

Yani; "anketler" ve sonuçları!

Az önce,

Sıraladığım hissiyatı "tescillediği" için, diyorum ki "zirve" hayra alamettir...

Her ne kadar;

"Sihirli" değnek vazifesini görüp, soruna "hemen" çözüm getirmeyecekse de!

Özü itibariyle;

Toplumdaki "o sessiz" öfkenin, tansiyonunu bir nev-i "düşüreceğine" inanıyorum.

Zaten,

Ahalide "önem" kazanması, alaka gösterilmesi de, "acaba bir şeyler olacak mı" düşüncesinden gelmektedir.

***

Tabi,

Zirve'ye ve pek tabi ki CHP'nin "paketine" der demez insan temkinli yaklaşmıyor değil!

Niye derseniz,

CHP'nin Kürt meselesine "yaklaşımı" ve geçmiş zamandaki, "siyasi tavrı" malum!

Zaten,

Bu arıza durumundan değil midir ki, "kısır döngü" içerisinde, sürekli kan kaybetmesi!

Hele hele;

Dün solun kalesi diye ifade edilen Güneydoğu'daki bir çok il ve ilçede "bugün" tabela partisi!.

Diyarbakır'da,

Aylar oldu hala da "İl Başkanlığı" koltuğu, siyasi çekişme yüzünden boş!

Ne diyeyim;

İki günden buyana sorguluyorum kendimi, CHP "durduk yere" meseleye neden, "öncü" olmaya soyundu.

***

Bilindiği gibi;

Kamuoyunda ekseriyetiyle şu ifade edilmektedir!

Özellikle,

Son aylarda ki yukarıda irdelemeye çalıştığı "toplumdaki" makas açığı noktasında.

AK Parti,

Güneydoğu politikasında "üslup" değişimine gitmesi,

Milliyetçi.

Yani MHP'nin "oylarına" yönelik, siyaset icra etmesi.

Bu aksiyonların yaşandığı; zaman da CHP'nin "sol eğilimi" içeren, Kürt sorununa "sıcaklık" göstermesi...

Doğrusu bir hayli "manidar".

***

Velhasıl..

Siyasi gaye,

Ve liderlerin "beklentileri" her ne ise!

Akil Adamlar.

Ve Meclis Komisyonu.

İki önemli; "yol haritası" aracı olarak bu düşünce "öne" alınması, önemli.

İşte bu,

Ülke ve millet acısından "hayat-i" önem arz edici, bir gelişmedir.

Ve sorun için,

İcra edilecek zirve'den beklenti aman ha aman; "zirve" zırvalar, ikmaline dönmesin.

Buluşma,

Görüşmenin muhtevası ülkenin salih-i selametine hizmet etsin.

***

Demokrasiye,

İnsan Haklarına,

Özgürlüklere,

Eşitlikçi, halklar ve hakların nizamına hizmet etsin ki, "toplum" hizipçi haliyet-i ruhiyetten kurtulsun.

Ne diyelim;

Nefesler tutulmuş,

Gözler Başbakan Erdoğan ile Kılıçdaroğlu’nun saat 15.30'daki Başbakanlık "makamında" icra edecekleri "zirveye" çevrilmiş.

Haydi, hayırlısı diyelim!