Hakikat, “Buçukta mı” saklı?

Hiç kuşkusuz ki

Siyasetin,

Özelliklen de muhalefete dayalı politikanın ikmali “güvene” dayalı olsa gerek.

Ortaya konulan; her ne ise “ya hakikattir, ya değildir”.

İkisinin ortası olmadığına göre.

Bir eksiği, bir fazlası da kabulü mümkün değil.

Bu yoldaki “söylem” cümlede yer edinemez.

***

Çünkü;

Afakî söylemler üzerine “politika” hele muhalefette dayalı siyaset üretilemez.

Ama gel gelelim,

Ülkemizde özelliklen de, CHP’deki siyasi anlayış “arıza” verici.

Bu yönde zerre-i miskal ikmal etmiyor.

Tam aksine bir “aksiyon” icra ediyor.

Laf olsun,

Torba dolsun, yaptığımıza “muhalefet” denilsin.

“Hakikati” kim sorar?

***

İşte;

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun “son” muhalefet bombası da bu yönde!

Bakın;

Afyon’da 25 ana kuzusunu toprağa gömen bir hadise yaşandı.

Cephanelik “patlaması.”

Hadisenin,

İlk saatlerinde gördük, “iktidar ve muhalefetin” sıra dışı zafiyetlerini.

Hatta “bürokratların’,

Ve tabi ki, “etkili-yetkili” zevatının, nasıl bir akla ziyan üretici ifadelere başvurduklarını.

En son;

Valinin “kilim” seremonisi rezaleti.

***

Neyse;

Biz Sayın Kılıçdaroğlu’nun “bombasına” gelelim.

Önceki gün, yenilir-yutulur cinsten olmayan bir iddia ortaya attı.

Dedi ki; Cephanelikteki patlama “sabotaj”.

Yani; Facia bir “sabotaj” sonucu, yaşanmıştır.

“Dışardan” müdahale!

Önce; “yüzde doksan beş buçuk sabotajdır” dedi.

24 saat geçmeden, gelen tepkiler üzerine bu rakamı yükseltti...

 “Yüzde doksan dokuz buçuk sabotaj”.

***

Peki,

Eller tutulur,

Gözle görülür, somut bir belge.

Ya da, gören, şahit olan var mı?

Yok?

Ne var?

Eee. Vallahi bana birisi “söyledi” facia “yüzde doksan dokuz buçuk sabotajdır” diye.

***

Ne hikmet?

Kim o birisi; meçhul.

Uzman biri imiş.

İsim var mı, unvan var mı yok,

Görev meçhuller silsilesi misali, bilinmezde!

Ne diyeceksin; gıybetten, gelen bir ses olsa gerek?

Kılıçdaroğlu’nun,

Böylesi bir hal-i duruma da inanması zor.

***

Acaba diyorum;

Kılıçdaroğlu “arıza-i beşer” olan muhalefetinde yine mi oyuna geldi.

Malumunuz üzre,

Bir süre önce Hakkâri’de kaçırılan İl Başkanı hadisesinde “politik” durum yaşandı.

Başkanın kardeşi,

“Bizden, kaçırılan ağabeyinin kurtarılması için destek istedi.”

Kameralar,

Önünde telefon görüşmesini “reklâm var-i” yansıtarak.

AK Parti,

Yok, böyle bir şey deyip, “direnç” gösterince!

“U” dönüşü yapıldı.

Ortaya çıktı ki;

Ismarlama yaverinin organizasyonuyla “kendileri geçmiş olsun diye aramışlar.”

Düşünüyorum;

Afyon mevzusunda da yine “fısıltılı” bir telefonla, “işletilmeye” gelmesin mi?

***

Sonuç itibariyle;

Böyle bir iddianın “ispatı”, iddianın sahibine aittir.

Ne demişler; “müddei iddiasını ispatla mükelleftir”

Nitekim de,

Başbakan Erdoğan karşı duruş sergileyerek, “ispatla” dedi...

Aksi takdirde;

“Müfteri” ilan edileceği gibi, “yargı” yoluna gidileceğini söyledi.

***

Olup-biten noktasında;

Diyorum ki galiba, Kılıçdaroğlu’nun “Akil adamlar” kadrosunda sorun var?

Özellikle;

Politika belirleyen kadrolar, “ciddi” bir zafiyet icra ediyor.

Bilemiyorum!

Ama görünen o ki;

Kılıçdaroğlu iktidar için ana muhalefet lideri olma noktasında “bulunmaz” kumaş!

Yoksa AK Parti “iktidar” olmanın yıpranışında bu kadar, “direnç” gösterebilir miydi?

Hele hele; üç dönem iktidarda ol, hala da “oy potansiyelini” yükselt.

Bu demektir ki;

Muhalefetteki rakipler “yetersiz” ve halk nezdinde “güven” zayıflığı yaşıyor...

***

Velhasıl,

Kılıçdaroğlu bu hal-i performansıyla hızlı bir şekilde “inanırlığını” kaybediyor.

Boşuna söylenmiş bir söz değil;

Çekirge bir sıçrar, iki sıçrar, üçüncüsünde “faka” basar.

Kılıçdaroğlu’da,

Ülke hadiselerinde, “hassasiyet” ihtiva eden, mevzularda “özensiz” hareket ediyor.

Zaten, “özen” icra edilmeyen muhalefet performansı yüzünden değil midir ki; güvenirlik sıralamasında, “Sarıgül”ün gerisinde.

***

Gelelim,

Afyon faciasının, “yürek yakan” haline.

Burada,

Olayın şekli ve sebebiyeti her ne ise.

İster; Sabotaj olsun,

İster ihmal-zafiyet olsun,

İster, gaflet ve cehalet olsun.

Her ne sebep olmuşsa olsun; “delaletten” öteye bir sonuç değil.

Bunun böyle bilinmesi gerekir.

Cezası da;

Oradaki komuta kademesinin “yer değişikliği” değil.

***

Sahi,

Apaydın Kampı’nda silahlı eğitim yapıldığı.

Daha da ilerisi “el kaide” militanlarının eğitildiği iddiası ne oldu?

Ha bir de;

“Ambulansla” Suriye’ye “asker ve silah” sevkıyatı yapıldığı söylenmişti?

Galiba,

Bunlarla alakalı hakikat; yüzde doksan dokuz buçuk ile mi ikmal kabul edildi.

Yoksa;

Hakikati geride kalan “buçukta mı?” saklı.

İnanırlıktaki; takdir sizin!

Çünkü bende; “hayl-i” güven kaybı var.

Baksanıza;

Kürt meselesine “odaklanıp, hükümetle müzakere” başlatıyoruz dedi.

Şimdi; “esamisi” okunmuyor.

“Terörle mücadelede” yeni kavram geliştir, muhalefetinde!

Hangisine; inanalım!