İLLE DE EDEP!
Hakikatten.
Siyasetin icrasında "ahlaki" seviye vahim derecede düştü.
Yerlerde.
Bedbaht bir halde sürünüyor.
Üslup.
Ağzından çıkan sözcükler.
Ve tabi ki, sergilenen tavırlar sayesinde.
Akla-hayale gelmez bir hal.
***
Doğrusu.
Hal-i hazırdaki oluşuma.
Üstadın ifadesiyle;
Edep ya hu.
Bu sözü ifade etsek bile maalesef yetmiyor…
Yuh olsun demek bile.
İlle de edep yahu.
Ama kime dersin?
Yazık.
Ne bu hal-i vaziyet rezilliği?
***
İşte.
Son örnek.
Nam-ı diğer Kemal.
Gandi Kemal.
Memur Kemal.
Ha bir de.
Ötekileştirmeyen(!) Kemal.
Vasıflar,
İsimlendirmeler mükemmel.
Ana Muhalefet lideri Kılıçdaroğlu için.
***
Ama kendi halisliği.
Maalesef.
Meçhullerde.
Haliyeti ruhiyeti dağılmış durumda.
Berbat.
Baksanıza.
CHP'nin başına geçtiğinden beridir siyasi ruh bozukluğu yaşıyor.
Kavgası, saldırganlığı "baş belası" gibi.
***
Sabahı.
Öğleni,
Akşamı ayrı bir siyaset.
Gafları bir yana bıraktık.
Küfürbazlığı çekilmez hale geldi.
Döktürüyor.
Siyasi rakiplerine karşı.
Öyle ki artık;
Günü birlik siyasetine alışık hale gelenler bile, üslubuna edep yahu der hale geldi.
***
Üslup.
Ve yakıştırmaları el aman dedirtiyor.
Seviye düşüklüğüyle.
Hele ki siyasi rakiplerine yönelik "eleştiri" dozajı.
Eleştirinin de ötesi!
Enva-i küfür mevcut.
Hakaretler havada uçuşuyor.
***
Tabiri caizse.
Ağzından, çıkanı kulağı demiyor.
Doğrusu.
Marjinal siyasi parti liderleri.
Belli bir "etkin" yapıya hitap eden liderler.
İçin bu haliyeti ruhiyet, "olabilir" diye görünebilir.
***
Ama velâkin.
Halkçı geçinen.
Sol'u "yekvücut" temsil ettiğini ifade eden.
Hele ki.
Ana muhalefet gibi, bur parti konumunda iken.
Böylesi; "siyasi seviye" düşüklüğüyle anılmak.
Ne kadar; "seviye" değeridir bilmem.
***
Bakınız.
Kendisine has, "patent" olmuş sözcüklere!
Aklıma gelen bir kaçı.
Kronolojik sıralama değil.
Ama konuşulan-söylenen noktasında.
Yandaş; "manşetlerinden" de destek alarak şu sonuç var...
***
Mesela.
Başbakan Erdoğan'a yakıştırdıkları.
Diyor ki,
Firavun.
Namert.
Katil.
Vatan haini.
Çapsız, omurgasız.
Ana.
Anan.
***
Bir de;
Kalpazan gibi yakıştırma...
Hilebaz.
Ülkeyi satan.
Ki dahaları da var.
Torbası dolu.
Hikmet Genç'te yazmıştı dün...
***
Peki.
Nam-ı diğer;
Memur Kemal.
Yani Gandi Kemal.
Siyaseti yumuşatan Kemal...
Neyse!
Yakışır mı, "vasıflarına"
Demek ki yakışıyor.
İşte son patentli sözcüğü, maazallah!
***
Aile mevhumu.
Eş-dost.
Kadın.
Bacı, anne tanımadan, söylüyor.
Hem de, insanı ahlakı da, ayaklar altına alarak çiğniyor.
***
Şöyle ki.
Başbakan Erdoğan'a yönelik.
MARMARAY’ı içine sindiremeyerek.
Diyor ki;
"Bunlar Kadınları Dikizliyor".
****
Burası, onun için inşa edilmiş.
Oturup, dikizleyecekmiş?
Yuh, be Memur Kemal.
Eh beee Kemal.
El insaf.
Bu kadarı da olur mu?
Siyasetin "seviyesi" bu kadar mı düşürülür.
Bu hal, çukurdan da öte bir hal.
***
Yazık.
Beğenirsin, beğenmezsin.
Ayrı bir şey.
Eleştir.
Ama velâkin;
Hükümet "hayal görülen bir projeyi", gerçeğe dönüştürdü.
MARMARAY’la..
Deniz altında, "kıtaları" birleştirdi.
Sen çık.
Bunun için de ki; "kadınları dikizliyorlar."
***
Ne denir bilmem!
Onu.
CHP seçmeni.
Ve Ülke ahalisi, söyler.
Yeri ve zamanı gelince.
Göreceğiz.
Doğrusu bu sözcük!
Özellikle "dikizleme" modeli.
Aklıma.
Deniz Baykal'ın "malum" kasetini getirdi.
***
Öyle ya!
Gönül ilişkisi.
Kaset birilerinin "dikizlemesiyle" ortaya çıkmıştı.
Hem de;
Kılıçdaroğlu'na "parti liderliği" yolunu açtı.
Dikizleme sayesinde, CHP lideri oldu.
Yani.
Dikizlemenin patenti, diyeceğim CHP'ye ait.
***
Velhasıl.
Gandi Kemal.
Siyasetin "dik" odamı olmak istiyorsa,
Sözünde,
Tavrında,
Düşüncesinde "dik" durması gerekir.
Omurgalı olmalı.
***
Unutmadan.
Kılıçdaroğlu'nu "dikizleyen" var bilinsin.
Hem de yakın planda.
Haberi olsun.
Şuan Sarıgül "iş başında" geliyor.
"Dikizleme de"
Sonucu hep birlikte göreceğiz.
***
Diyeceğim.
Siyasetteki "ahlaki" seviye çukurdu.
Düşmüş demiyorum.
En kirli çukurda.
Bu söylem dili.
Ve hakaretlerin sıradanlığı,
Küfrün,
Siyasi kazanç olarak görülmesi hali vahim bir siyasi ahlaktır.
***
Velhasıl.
Devam ettiği sürece.
Ne muhalefet, ahlaklı muhalefet olur?
Ne iktidar, ahlaklı iktidar olabilir?
Ne de, halk onlara "inanabilir?"
Olsa olsa.
İkisinin de hali vaziyeti.
Siyasi ahlaksızlık olur ki kirli ve pislik "çukurunda" birbirlerini boğazlarlar.
Zaten ötesi yok.
***
Evet.
Edep dedik ya.
Hiç kuşkusuz ki;
Edeb ruhun örtüsü gibidir.
Ne demişler
“Edeb bir tâc imiş nûr-î Hûda’ dan,
Giy ol tâcı, emin ol her belâdan”
***
Onun için;
Edeptir kişinin daim libası.
Önemli olan, onu üzerinde taşıyabilmek.
Sahi.
Sizce, siyasi liderler bu libası taşıyorlar mı?
Karar ve tercih sizin!