SALDIRILAR PROVOKATİF…

Öyle ya…

Klişeleşmiş bir söz vardır.

Denir ki;

"Bayramınız nasıl geçti?".

Yine aynı, meyanda bir cevap gelir hiç kuşkusuz.

İyi de, kötü de geçse.

Söylenir; "Eee… Güzel geçti".

***         

Pek tabi ki.

Sonraki cümleler, "açılım" olur.

Kimi gelenekleri,

Kimi gittiği yerleri,

Kimi de, "bayram'a" ilişkin, zihni tabasını deklare eder.

Ama sonuçta;

Geçmişe odaklanıp, "Nerde o eski bayramlar" ile cümleyi noktalar.

***

Kurban Bayramı'nı geride bıraktık.

Sevabıyla,

Acısıyla,

Tatlısıyla,

Bir bütünlük içerisinde; "idrak" etmenin feyziyle.

Bizden bir kez daha tüm okurlarımıza; "Bayramınız kutlu olsun!".

***

TRAFİK CANAVARI OLMAYIN?

Bizler için mesai başladı.

Ancak.

Birçok kesim için, 2 günlük daha tatil var.

Resmi, mesai Pazartesi başlıyor.

Öncelikle; yolda olanlar, yola çıkacaklar için uyarım var.

"Aman ha dikkat.

***

Çünkü kazaların 7 günlük bilânçosuna bakıyorum…

Korkunç bir rakam telaffuz ediliyor.

Tabiri caizse; "yollar kan gölü".

Dün saat 17.00'ye kadar olan verilere göre;

114 kişi hayatını kaybetmiş.

675 kişi de yaralanmış.

Milyonlarca lira da maddi hasar var.

***

Diyeceğim;

Bayramınız zehir olmasın.

Sevenlerinizi, "acıyla" boğdurmayın.

Sakin.

Huzurlu.

Ve bir kaç saat geçte olsa, "hız" kurbanı olmayın.

Trafik canavarı da.

Temennim!

Salih-i selametle "gedeceğiniz yere" varmanız.

***

DİYARBAKIR'DAKİ SALDIRI OLAYLARI?

Gel gelelim.

"Pür" dikkat kesilmemiz gereken hadiseye!

Doğrusu.

Hoşuma gitmez.

Ve tepkisel bir haliyeti ruhiyetim olur bu söze.

Ama derler ya; "başka ne diyebiliriz ki?".

"Ben uyarmıştım. Ben demiştim…"

 

***

Aynen de öyle, "ben demiştim".

Pek ne için bu sözü söylemiştim?

Vaka şu;

Maazallah diyerek.

Diyarbakır bazında,

Güneydoğu'da 1990 ila 1998 yılları yeniden yaşatılmak isteniyor.

***

Yani.

Kürtler "birbirine" kırdırılmak isteniyor.

Özellikle;

Hizbullah-PKK çatışması yaratılarak, bölge kaosa sürüklenilsin.

27 Eylül 2013'te dikkat çekerek, yazmıştım.

"Gerilim hattına kapılmayalım. Diye.

Yazıyı;

Özetlersek, ne demiştim?

***

Farklı bir eksenle, "yeniden" bu hasımlık körüklenmek isteniyor...

"Karşıt" görüş kavgasıyla.

Yeniden "fitne" unsuruyla bölge "kan-revan" içerisine girsin.

Hatırlarsak!

Çözüm sürecinden, bir iki ay önce!

Bölgede;

PKK ve BDP'ye yönelik olduğu gibi,

Hizbullah,

Ve ekseninde oluşan sön dönemlerdeki sivil yapılara karşı ciddi "saldırılar" organize ediliyor-edilmek isteniyor.

***

Silahlı.

Bombalı.

Molotoflu.

Şırnak'ta, Diyarbakır'da, Hakkari'de, Batman'da.

Seri vaziyette, yaşandı.

Ölümler dâhil.

Ki en son Dicle Üniversite'deki "öğrenci" olaylarıyla, büyütülmek istendi.

***

 

Neyse ki.

Akl-ı selim hâkim oldu.

Tabiri caizse, "maya" tutmadı.

Sular duruldu.

Ama şimdi, "aynı senaryo" yeniden sahnelenmek isteniyor.

Hem de, "altan, altan" gerilim yaratılarak.

Şuan tansiyon yükselişte.

***

Her ne kadar.

Kamuoyuna "senaryonun" faaliyeti kapsamlı yansımıyor ise de.

Gerilimin "tehlikesi" geliyorum diyor."

Ve bu gerilim.

Saldırıların perde arkası, "PYD ve El Nusra'ya" dayandırılıyor.

Deniliyor ki;

PKK ve sempatizanları PYD'ye destek veriyor.

Yine deniliyor ki;

İslami STK ve oluşumlar da, El Nusra'ya destek veriyor.

***

 

BİRİLERİ KIŞKIRTIYOR?

Saldırı.

Ve gerilimin nedeni "bu destek" sempatizanlığı.

Kurban Bayramı'nda;

Yine bu saldırı ve provokatif eylemler gündemdeydi.

Birer gün arayla.

Önce İlim-Der'e sonra Yusufı-Der'e.

***

27 İslamı STK.

3 bin kişiyle Bayramın üçüncü günü kitlesel basın açıklaması yaptı.

Saldırılara karşı "demokratik" tepkide haklılar.

Ama olup-bitenin perde arkasında olmakla suçladıkları BDP'ye yönelik iddialar!

Ateşe "körükle" gitme misali.

***

Doğrusu.

Üç hafta önce da uyarmıştım..

Ve demiştik ki;

Böylesi bir ortamda, BDP gerilimi niye istesin?

Hele ki "çözüm" uğraşı verilirken.

BDP'nin "sessizliği",

Olaya "tepkisel" yaklaşımı göstermeyişi,

Hatta "gençlerim" iddiası edilebileceği kesime söz geçiremediği noktasında "eleştiriler" getirebilinir?

Bunda haklılık payı var.

***

Ancak.

İşin sorumlusu "BDP" demek bir ölçüde seyri değişirmektir.

Bilinmelidir ki.

Çözümü de.

Barışın sağlanmasını da,

Ülkenin ve bölgenin "demokratik" yapıya kavuşmasını da istemeyen, kesim vardır.

O da; "karanlık" kurullardır.

***

Onun için.

Geçmişin hatasına düşmemek,

Çatışmalı hattı yeniden "tekerrür" etmemek için.

Olup-biten saldırıları ders-i ibretle okumak, görmek, tavrı ona göre koymak gerekir.

Hiç kuşkusuz ki;

Kürtlerin, biz bölge insanın iki önemli hassasiyeti var.

Birincisi; İslamı inanç ve kültür.

İkincisi; Kimlik ve Dil'dir.

***

Diyeceğim;

Şuan oluşan hava kolay oluşmadı.

Huzurun,

Güvenin,

İstikrarın ve barışa yönelik müzakerelerin seyriyle…

Bayramı, Diyarbakır halkı "huzur ve güven" içerisinde idrak etti.

***

Konuştuğum.

Bayramlaştığım.

Herkes ama bila istisna herkesin ağzından dökülen sözcük buydu.

"Barışa sahip çıkalım."

***

Bundan dolayı da;

Sahiplenmek, daim etmek için, çaba göstermeliyiz diyorum.

Hiç kuşkusuz ki;

Savaş ve çatışma en kolayıdır.

Ama sonuçları ağırdır.

Barış ise zordur ama sonuçları güzel ve kazanını herkestir.

***

Diyeceğim.

Tüm kesimler oynanmak istenen oyunu görmelidir.

Bölgede ne kadar kimlik hassasiyeti varsa o kadar da dini hassasiyet var.

Bunlara dikkat edilmeli.