SEÇİM MEYDANLARINDAKİ KÜFÜRBAZLAR!
Yazıklar olsun!
Hem de bir kere değil, onlarca kez yazıklar olsun.
Şu;
Siyasetin "baş aktörlerinin" sergilediği siyasi üsluba.
Ve bu minvalde,
Kendilerine "kendilerince" biçilen misyona!
Baksanıza!
Seçim sath-i mailiyle birlikte;
Siyasetteki "söylem" seviyesinin karakterist dokusu, "çürümüş" vaziyette.
Yerlerde geziniyor.
Dökülüyor!
Son sürat misali "rezillikler" içerisinde, değer kaybına uğruyor.
Öyle görünüyor ki;
12 Haziran'a kadar bu "üslup" siyasetiyle "çok derin" çukurlara gömülecekler.
* * *
Çünkü;
Gün geçmiyor ki "seçim meydanlarında" bir parti lideri çirkinleşmesin.
Yüzüne yansıyan o çirkin hal-i ruhiyeti, ağzında "küfür" salyalarına dönüşüp, dökülüyor.
Velhasıl.
Rezillikler diz boyu.
Kulakları kirleten, "her nev-i" alçalışı ihtiva edici söylemlerde bulunuyorlar.
Öyle ki,
Değil kavgada, baba katiline bile "beslenen kinle" o sözler sarf edilmez.
Ama ne yazık ki;
Çekinmeden, uzanmadan, ar duyguları kabarmadan sanki bir marifetmiş gibi.
Bu yöndeki "maharetlerini" ulu orta döküyorlar; küfür incilerini.
Üstadın ifadesiyle;
Artık ne hayâ, ne ahlak ve ne de "ar duygusu" bu zevatta kalmış değil.
Takan da yok!
* * *
Bakın;
Sadece son bir hafta içerisinde "siyasi rezilliğin" aldığı merhale.
Ana haber bültenlerine konu olurken, RTÜK'ün "muzır" neşriyatına yakalanmamak için "o ifadeleri" artık ‘pip’liyorlar.
Öyle devam ederse,
Ana haber bültenleri öncesi "18 yaş" sınırı logosuyla uyarı verilecek.
Zaten şimdiden;
Aileler 18 yaşından "küçük çocuklarını" haberlerden uzak tutup, kulaklarına pamuk tıkıyor.
Tabi,
Burda "şu veya bu siyasetçi" demek!
Salt bir kaçıyla sınırlı kalarak, "vahim" gidişatın, dokusunu düşürmek yanlış olur.
Çünkü;
Al birini vur ötekine misali. Hepsi "giderek" aynı, çukura doğru birbirlerini itmektedirler.
Korkum o ki;
"bu iğrenç" halleri tabana ve yerele sirayet etmesin!
Eğer böyle;
Vahim bir durum "virüs" misali yayılım gösterirse "faturası" ağır birçok hadiseye neden olur ki?
Maazallah!
O diyecek ki; "Ana… A…".. Oburu diyecek ki; Çakallar"
Gel de çık işin içinden, "kavgada çıkar, kan da dökülür".
* * *
Sonuç itibariyle;
Siyasilerimizin. Özelliklen de başaktörler yani liderler.
Karizma,
Noktasında "çizik" alıyorlar.
Bence;
Seçim meydanlarında söylediklerini "gece mesaisinde" izlerlerse.
Ne kadar;
"Derin bir çukur" içerisinde debelenip-durduklarını görürler de.
Her şeyi;
Yeni baştan "siyasi mülahazalar" noktasında okumaya başlarlar.
Bu minvalde "ağzı bozuk" siyasiler ve onların yandaşları!
Bugün cuma;
Abdest alıp, ağızlarını da bol suyla çalkalayıp, temizleme cesareti göstersinler.
Ve pek tabi ki tövbe etsinler.
* * *
Sevgili okurlar;
"Siyasetçilerin" kullandığı dil'le alakalı bakın uzman ne diyor?
İnsanın en güçlü özelliklerinden biri çevreye uyma davranışı ve güce yönelme, güce itaat.
Kısaca en sakin görünüşlü insan bile iktidara sahip olduğunda ve bunu kullanabileceğini fark ettiğinde bütün davranış şekilleri değişiyor.
İşte politikacıların halis muhlis hallerinden "kabuk" kırıp çıkmaları.
Ve birden bire kaplan kesilmelerinin altında sahip olduklarını sandıkları iktidar ve otorite yatıyor.
Ha bir de;
O iktidar ve otoritenin "ellerinden" kayacağını sandıkları an.
Daha bir,
Agresifleşiyorlar.
Yani anlayacağınız;
Şu son günlerdeki "ar ve hayâ" duygusundan yoksun halde, "çukura" düşmüş siyasilerimiz!
Tamamen,
İktidarı elde tutma veya iktidara sahip olma gayretkeşliklerinin sirayetidir.
Onun için;
Küfürbaz aktörlerin başkumandanı oluveriyorlar?
* * *
ÇÖZÜMÜN ANA GERÇEĞİ; İNSANDIR!
Bu arada;
Enva-i hadiselere yönelik "ifade edilir" çözüm nasıl olur diye!
Nitekim;
Ülkemizin ve bölgemizin "kanayan" yarası, "Bizlerin" varlığı.
Haklar,
Ve Halklar ölçeğinde "talep ve isteklerimiz".
Yani, "Kürtler"
Bu paralelde, yaşana gelen "zaman" ve hadiseler zinciri.
Mevzu,
İçin hep söylenip- dururuz, çözüm olmalı ve olması gerekir diye!
Aslında;
Çözüm "öyle" yeniden Amerika'yı keşfetmek.
Ya da; "Kaf dağlarını" aşmaya gerek yok!
Eğer "var olan" meselenin çözüm noktası, "gerçek" samimiyettir.
Bu vaki ise.
Çözüm;
Tamamen insandadır.
Ve tabi ki;
Kültüründedir, düşüncesindedir ve gönüllerindedir.
* * *
Onun için;
Önce sorumluluk bilinciyle ve sevgiyle itidal ekseninde var oluş sağlanmalı ki "çözümün" hamuru yoğrulabilinsin.
En hassasiyet isteyen;
Yol haritasındaki ana kriterler de çözüm, mantıklı olmalı, âdil olmalı, uygulanabilir olmalı.
Yoksa Cumhuriyet tarihinden bugüne kadar "çözüm" adıyla icra edilen yapılar gibi.
"Çözümsüzlük" batağında, hadise debelenip durur.
Hiç bir;
Etnik doku üzerine inşa edilen ideoloji, şiddet ve nefsaniyet "çözümün" hamuru olmaz.
Olamayacağı gibi;
Bilakis var olan değerleri de, beraberinde alıp götürür.
Bu nedenle;
12 Haziran'da işte bu minvalde "çözümün" hamurudur.
Bu siyasetçi için de,
Ve elbette ki sandığa gidip oy kullanacak seçmen için de geçerlidir.
Yeter ki,
Kavram karmaşası erozyonuna uğramayalım.
Samimi ve itidal olmalıyız!
Hayırlı Cumalar!