SEÇİM SÜRECİNİ, BALTALAMAK?

Diyoruz ya;
"Sayılı günler" tez biter diye.
Aynen de öyle!
Zaman bu;
"Su" gibi akar gider, tutulamaz ve tutamazsınız.
Seçim takvimi de, aynı paralelde seyrediyor.
Baksanıza;
1.5 aydan daha az bir zaman dilimi kaldı, "sandığın" ortaya konulacak güne.
Dün;
Yüksek Seçim Kurulu da Milletvekili "kesin" listesini açıkladı.
Artık,
Ne değişim, ne de veto kaygısı ve korkusu yok.
Diyarbakır,
Özelinde herhangi "bir isim ve sıralama" değişikliği deseniz yok.
Liste aynen devam!

* * *

Gelelim;
"Seçim ve dâhilindeki siyasi" atmosferin kent üzerindeki etkisine.
Doğrusunu isterseniz,
Kısa süre kalmasına rağmen "seçim" curcunası namına pek bir hareketlilik yok!
Geçmiş,
Seçim dönemleriyle kıyasladığımızda "şuan" için, çok ama çok sönük bir seyir var.
Sanki,
Diyarbakır'ın 4 yıllık "geleceğine" ilişkin, siyasi teslimiyet olmayacak gibi?
Yani,
Baş döndürücü "teknoloji ve iletişimdeki" gelişmelere rağmen, "seyirsizlik" vaki.
Hareketlilik yok!
Seçim bürolarının "şah şahlı" açılışları, adayların resimlerini taşıyan minibüsler.
Ve diğer "tanıtım" aktiviteleri yok.
Öyle araç konvoyları, köy gezileri yok!

* * *

Sahi bir de,
Adayların "vekil" seçilirsem Diyarbakır'a ve ahalisine bunu yapacağım..
Şu sorunu gidereceğim,
Ya da hedefimde şu vardır gibisinden "proje" ortaya konulmuşluk ta yok.
Siyasi partiler,
Özelinde "seçim bildirgeleriyle" varlıklarından söz ediyor.
Gerisi yok!
Hele bazı tv programlarını izliyorum, "katılımcıların" nerdeyse hepsi!
Sanki,
Diyarbakır'ın hiç ama hiç günlük hayata ilişkin sorunları yok.
Velhasıl,
Sönük bir atmosfer var.

* * *

Sanırım,
Kent ahalisi olarak ta sizler de, durumun farkındasınız.
"Henüz kent üzerinde seçim atmosferinin" ciddi manada oluşmuş değil diye.
Dün,
Cuma namazı çıkışında birçok "dostla" sohbet ettik.
Neden,
Diyarbakır bu dönemde "seçim" sessizliği..
Ve bazı partilerde aday profili düşüklüğü yaşıyor diye?
Farklı cevaplar aldım ise de.
Bazı partilerin "tercih ettiği" adaylar üzerine kurgulu düşünceler ifade edildiyse de.
Zaten,
Seçimi "sonucu" belli gibi söylemler olduysa da.
Ancak,
Ortak düşünce noktasında hepsinin ilk sözü "bölgede" körüklenmek istenen çatışma ortamı oldu?

* * *

Niye diyeceksiniz?
Şöyle ki,
Salt Diyarbakır’la sınırlı kalmadan, bölge geneline baktığımızda.
Ciddi ve bir o kadar da korkutucu "kaygılar" ve kargaşa üretici, çatışma ortamı söz konusu.
Sanki demeyeceğim.
Çünkü, bariz ve aleni bir şekilde görüyor ve yaşıyoruz.
Askeri hareketlilik, operasyonlar.
Beri yandan,
Sokak gösterileri ve gösterilerin yarattığı şiddet ortamı.
Sinirler gerili.

* * *

Yani,
"Seçim" süreci hızlı bir şekilde sabote ediliyor.
Ve
Bölgeyi "geçmişteki" çatışmalı döneme sürükleme gayreti söz konusu.
Yeniden,
"Kan, barut ve gözyaşının" birbirine karışması babında, gayret ve güç kullanımı var.
Ki bunu,
YSK'nın 72 saatlik "iki zıt" kararının, bölgede ve ülkede yarattığı "çatışmalı" ortamın nasıl körüklenebileceğinde gördük.
Hem de bariz bir şekilde.
Hayatının baharındaki,
İbrahim Oruç bu "körükleyici" atmosfer de kurban vermedik mi?
Ölümünün üzerinden, günler geçti.
Hala olay karanlıkta ve failler belirlenmiş değil.
Her ne kadar,
Olay İçişleri Bakanlığı ve Savcılık tarafından soruşturuluyorsa da.
Henüz,
Kamuoyuna yansıyan bir bilgi ve açıklama da maalesef yok!

* * *

Bence,
Artık şu gerçeği her kesim "görmeli" ve gözlerini açmalıdır!
Güneydoğu'ya,
Yani Kürt hadisesine yönelik "olumsuzluk" ihtiva edici her adım...
Yarattığı,
"Etki-tepki" formülüyle bölge geriliyor, gerildikçe "bazı çevrelerin" ekmeğine yağ sürülmüş olunuyor.
Hadiselere
Dâhil olunmaması gereken yer de dâhil olunuyor.
Demokratik,
Sosyal bir hukuk devleti ikmalinde "demokratik hakların" kullanımı, "farklı" algı ve düşüncelerle, "provoke" ediliyor.
O' da pusuda bekleyen;
Art niyetli zihniyete "çanak" tutar hale dönüşerek malzeme oluyor.

* * *

Onun için,
Diyorum ki inkâr edilemez olunan gerçek şudur.
Güneydoğu'da daima "çatışma, şiddet ve kaos" isteyen derin dokular hep var olmuştur.
Dün olduğu gibi bugün de; var olmanın gayreti içerisindedirler.
İşte,
Bu var olan "vampir" karakterli kan emici art niyetli zümreler.
Oluşan ve gelişen,
İnsanı ve bölgesel açıdan kötü seyir icra ettiren enva-i hadise bu kesime "prim" olarak dönüyor.
Evet,
Seçimdeki "sessizlik", adayların tedirginliği, teşkilatların durgunluğu.
Adayların,
Halka ve seçmene "gidememe" ve aralarına girememenin nedeni?
İşte,
Yaşatılmak istenilen "seçimi" sabote etme atmosferindendir.
Bu kaynaktır, her şeyi "körükleyen"

* * *

Peki,
Ülkenin ve bölgenin huzuru, güveni, istikrarı için yola çıkan partiler.
Ekonomiyi, sosyal kalkınmayı, gelişmeyi, aş ve işi taahhüt eden, adaylar.
Oluşan,
Korku ve kaygı üretici "atmosfere" sesiz mi kalmalı.
Boyun mu eğecekler!
Siyasi,
Zeminde "demokratik ve çağdaş" tavır koymayacaklar mı?
Ne gelse "bahtımıza mı" diyecekler!
Bu düşünce,
Bana göre "teslimiyetçiliktir". Ve onların daha bir güçlenmesi demektir.
Bence;
BDP'nin desteklediği bağımsız milletvekili adayları.
Ve özelliklen de,
Siyasal İktidarın Milletvekili adayları.
Pek tabi ki,
Diğer siyasi partiler "yaşanan" süreci, iyi okumalılar.

* * *

Şayet,
Demokrasinin "sorunların" çözüm formülüdür gerçeğine inanıyorlarsa!
Bir de önerim var!
Siyasiler,
Yerel düzeyde görüşme içerisinde olmalılar.
Ve görüşmeliler.
Taraflar,
Sağ-sol, muhafazakâr "ayrışımına" gitmeden, şiddetin birer parçası olmadan.
Seçim,
Sürecini demokratik, katılımcı, özgür ve çağdaş aktiviteleri ortaya koyan atmosferle geçirme noktasında uzlaşmalılar.
Birbirlerine karşı,
Seçim kozlarını "siyasi mülahazalarla" ortaya koymalı ve kullanmalı.

* * *

Öyle basına yansıyan ve yansıtılan haliyle;
İktidar BDP'ye karşı "güvenlik" kozunu kullanıyor.
Ya da,
BDP "tehditler" savurup, korku yaratıyor.
Sokakları şiddet ve kaosla, donatıyor.
Korkuyla, seçmeni sindirmeye çalışıyor gibi savlarla;
Art niyetli "zevatın" değirmenine su taşınmasın.
Seçim,
Ve seçim arenası "her kesin" kendisini özgür ve demokratik bir şekilde ifade etme alanı olduğuna göre.
O zaman;
Yüz yılın seçimi dediğimiz 12 Haziran seçimi.
Olayların gölgesinde değil,
Daha fazla demokrasi ve özgürlüklerin hayat bulduğu atmosferde "sonuç" alsın.
Bilemiyorum;
Bu temenni ve gerçeklerde "yanılıyor muyum?"
Öyle umut ediyorum ki;
BDP'nin bugün icra edeceği yürüyüş "sağduyu" içerisinde geçer.
Pusuda,
Bekleyen "kör zihniyetin" sahiplerinin değirmenine su taşıtan "şiddet" yürüyüşü olmaz.
Huzurlu,
Hafta sonu dileğiyle!