ŞİDDET SEBEBİN SONUCUDUR?
Şiddet…
Şekli ve İşleyiş "alanı" ne olursa olsun.
Birey için de.
Toplum için de.
Devlet mekanizması için de.
Fark etmez.
Şiddet, mevzuunun ikmalinde sadece "sonuçtur?"
***
Yani!
Ne başlangıçtır.
Ne de, "ilk sebeptir"
İşte.
Arıza-i durum bu.
Görmüyoruz.
Ya da "işimize" gelmediği için görmüyoruz.
Tabi ki, tüm "karakterler" için geçerli.
***
İşte; yaşananlar.
Ölümler.
Cinayetler.
Yaralamalar.
Tecavüz ve tacizler.
Yani; "kan" akıtan, hadiseler zinciri.
Peki!
Halis bir niyetle; "biz neyi" konuşuyoruz.
***
Veyahut!
Bize.
Size.
İdarecilerimiz dâhil.
Konuşturulan ne?
Şiddetin şekli.
Nasıl öldürüldü, nasıl elini kesti, vücudunu yaktı.
Resmi vahşet.
Şekli konuşturuluyor.
***
Ama!
Bilaistisna; "kimse ama kimse!"
Bir saniye!
Bu şiddeti doğuran etkenin "başlangıcı" nedir?
Fitili ne ateşledi ki; "yakıcı ve yıkıcı şiddet" vücuda geldi.
Yok!
Zaten; mevzularımızda kısır kalmamızın nedeni de bu?
***
Sonuca odaklanıyoruz.
Başlangıca değil.
Diyeceksiniz ki, "başlangıç" noktasındaki arıza nedir?
Evet.
İşte o da; "vicdan ve merhametin" erozyona uğramasıdır.
Hayatın.
Sosyo-ekonomik.
Kültürel ve siyasi "dejenerasyon" yarışıyla; "benliği" kaybettik.
***
Maneviyatı terk ettik.
Maddiyatın "hırsına" kapıldık.
En kutsal değerleri!
"Benciliye" karakterine, teslim edip işkenceye aldık.
***
Kadına şiddet!
Aslında;
Bu şiddet "sadece" kadına münhasır değil.
Erkeği de.
Kadını da,
Kızı da,
Çocuğu da; "yetiştiren-büyüten" kadın.
Demek ki!
Aile'nin "kalkanı" olan kadın da.
Onu "koruyup-kollayan erkek.
Ve tabu ki; "hepsinin" yekûnuyla oluşan Devlet nizamı!
***
Sonuca, odaklanmadan!
Kendiyle.
Yaşam şekliyle; "yüzleşmeli" sorgulamalı.
İşte belki o zaman!
Düşülen girdaptan, kurtulma şansı olabilir.
Aksi takdirde.
Özgecan "vahşetinin sonucunu ve başlangıcını" daha çok konuşacağız.
Gerisi; havanda su dövmedir!
***
KAMU HASTENELERİ 'ÖLDÜRÜYOR MU?'
Abartmıyorum!
Hakikati, söylüyorum.
Ama kime?
Ne ilin idarecileri?
Ne siyasiler.
Ne de, sorumlu makamdaki şahsiyet.
"Alakasız!"
***
Buradan; dillendirdiğimiz!
Sizlerden gelen.
Şahit olunan.
Belgesi.
Dokümanı, görüntüsü.
Yaşayanların bizatihi anlattıkları…
Yani; her şey ulu orta yerde olmasına rağmen!
***
Kimse'de.
Tabiri caizse; "tık" yok.
Umursamazlık hâkim.
Daha geçtiğimiz hafta yazdım!
Gazi Yaşargil Hastanesi.
Ve Diş Hastanesindeki; "personel yer değişikliği" krizini.
Cevap verin dedik; "hala" ketumlar.
***
Son yazıda da demiştim; "bir daha sağlığı mevzu etmeyeceğim!” diye…
Ama!
Siz okurlardan gelen "ısrarlı" mesajlar.
Gerek Telefon, gerek E-mail.
Haber konusu edilen; "mevzuları" görünce!
Ne olursa olsun; "sessiz kalınmamalı?"
***
Biz görevimizi yapalım!
İcra makamı değiliz!
Ki; "sınırımız" gelen sesi, kamuoyuna duyurmak.
Ötesi; "etkili ve yetkili" zevatın, boynunda…
***
Gazi Yaşargil Hastanesi!
Her şeyi.
Tüm eksiklikleri, yıkımları, keyfiyet arzlarını bir tarafa bırakalım.
Beyler.
Hastane yönetimi.
Kamu Hastaneleri Genel sekreteri.
***
Allah aşkına!
Şu;
Yoğun bakım servislerinize gidin bir bakın ya!
Hijyenik ortam yok.
Personel deseniz; "umursamaz"!
Klimalar devre dışı.
Hastane buz kesiyor.
Yoğun bakım ufo ile ısıtılıyor.
Hangi çağdayız?
***
Vahim iddia da; "Hastane enfeksiyonu?"
Hastane bu noktada kırıp geçiyormuş.
Birçok hasta.
Ameliyat sonrası; "enfeksiyon" kaptığı söyleniyor.
Özellikle, beyin cerrahi!
Aman ha!
Enfeksiyon yayılırsa; "ölümler" kaçınılmaz olacağı gibi.
Önü de alınamaz.
***
İkinci vaka!
Çocuk Hastanesinde.
5 Yaşındaki Mehmet Bozyel.
Çınar Alabaş'tan; "ağrısı" var diye hastaneye getirilmiş.
Doktor muayene etmiş.
Sadece "bademcikleri şişmiş" deyip eve göndermiş.
Bir iki ilaç verilmiş!
***
Sonra.
Gece yarısı; "koma' vaziyette getirilmiş.
Ama iş işten geçmiş.
Apandisti patlamış.
Zehirlemeden dolayı; "kurtarılamamış?"
Aile tepkili.
İhmal var. Çocuğumuz göz göre göre; "öldürüldü" diyor?
Şikâyetçiler.
***
Velhasıl!
Sağlık hakikatten Diyarbakır'da sağlıksız işliyor.
Ne diyelim?
Birilerinin "vicdanı" sızlamıyor olacak ki?
Çark bildik şekilde; "devam" ediyor?
O da; nereye kadar sürecek?
Meçhulümüz.