SÜRECE KUMPAS KURULUYOR?
Cizre…
Yani Botan!
Ciddi bir stratejik öneme sahip...
Tabi ki her yönüyle…
Coğrafik olduğu kadar; siyasal ve sosyal "hassasiyeti" yüksek!
Şırnak'a bağlı ilçe ise de bu özellikleriyle; Şırnak'ı da ve sınır boyunu da "omuzlayan" bir konuma sahip!
Irak ve Suriye!
Göbeğindeki Dicle Nehri'yle daha bir önem arz edici!
***
Hele ki, Kürt Siyasal Hareketindeki yeri…
90'lı yıllarla anıldığında…
Acıyı, şiddeti, ölümü, infazları, faili meçhulleri, katliamları yaşayan, işkenceleri gören, köyünden, malından-mülkünden edinmişlik…
***
Ve kendi "içinde" yaşadığı çatışma!
Hizbullah-PKK..
JİTEM'in kurgularıyla yaratılan "vahşetler?"
Tabiri caizse; kan ve barutun toprak ile taşa sindiği bir bölge Cizre!
Mesleğimin!
Yani muhabirliğimin en yoğun faaliyet bölgesinden biriydi..
Günler, haftalarca!
***
Evet!
Bugünlerde yine "Cizre" üzerinden kumpaslar kuruluyor..
Şiddet, çatışma ve Ölümleri "yoğunlaştıran" sinsi bir "körükleme" var.
İşte son iki aylık dönem!
Ekseriyeti; çocuk yaşta öldürülen Kürt gencinin sayısı 7'yi buldu.
Öyle ki 24 saatte bir "kurban" alıp-verilir hale geldi Cizre!..
***
Bir tarafta, hal.
Bir tarafta, PKK, gençlik yapılanması..
HDP, DBP..
Bir tarafta, Hüda-Par, Hizbullah..
Ve bir tarafta da;
Devlettin "kolluk" mekanizmasını işleten kurumlar..
Halkın ifadesiyle, bir taraftan da "bölgede cirit" atan ajanlar…
90'lı yıllara dönüş!
***
Çünkü o yıllarda da..
Bu saydıklarım; varlıklarıyla "husumetliydiler?"
Devlet politikasıyla…
Kürtler "fraksiyonlara" uğratılarak, birbirine kırdırıldı.
Halk üzerinde de, korku imparatorluğunu da, "JİTEM" Gladyosuyla icra ediyordu.
Yüzlerce, binlerce insan öldürüldü, katledildi, infaz edildi..
***
Kimi sokak ortasında…
Kimi, asit kuyularında…
Kimi Karayolların nezarethanelerinde…
Kimi, karakolların kalorifer kazanlarında…
Kimi Dicle kıyısında…
Kimi de, Şeytan deresinde diri diri toprağa gömülerek, öldürüldü..
Velhasıl.
Botan acıların toprağı!
***
Diken üstünde bugün…
"Karanlık" eller, yine bildik senaryoyu uyguluyor.
Kürdü kürde kırdırmak!
Bakın, önceki gün katledilen 12 yaşındaki Nihat Kazanhan'ın vurulma zamanlamasına!
İlçedeki "gerilimi" dindirmek, taraflar arasındaki "çekişmeyi" yumuşatmak, korku ve endişe üretici "eylemlerden" sakınmak..
***
Daha demokratik, daha çağdaş…
Sürece ve kalıcı barışa "sahip çıkılması" yönünde…
Özellikle Kürt Siyasal Hareketin başında isim olan Öcalan'ın, sağduyuyla hareket edilmesi noktasındaki mesajlarının Hatip Dicle tarafından verildiği saatten bir saat sonra yaşandı…
Ki Öcalan kesin bir dille de "sokak eylemlerinin" sonlandırılmasını istiyordu.
***
Hendekler kapanacak.
Maskeler takılmayacak.
Puşili adamlar elinde silahla yol kesip kimlik kontrolü yapmayacak.
Yani Provokatif eylem yok.
Süreci "kesintiye" uğratacak handikaplardan uzak kalınacak!
Diğer yandan; Hükümetin, STK'ların ve Bölge kanaat önderleri…
Eli kalem tutan bizler tarafından "İtidal ve serinkanlı" çağrılarının yapıldığı esnada; Nihat'ın vurulması sıradan bir hadise olabilir mi?
Ne mümkün?
***
BARIŞA KURŞUN SIKILIYOR?
Cizre halkının dediği gibi…
Şırnak Barosu Başkanı Nurşirevan Elçi, STK'lar, Diyarbakır'daki kanaat önderleri, kısacası toplumun tüm katmanlarının ifade ettiği gibi!
Bu ölüm, hele ki "barışın, çözümün, müzakerenin" konuşulmaya başlandığı anda "insanların-çocukların" öldürülmesi tamamen "meydan okumadır?"
***
Peki, kim bu "barışa ve çözüme" meydan okuyan?
İşte bu soruya genel fikriyatla verilen cevap bu…
30 yıldır akan ve akıtılan "kan ve gözyaşı" kime, siyasal, sosyal, ekonomik "kazanım" sağlıyorsa!
İşte onlar.
Ve şöyle bir özeleştiri de var;
Ne yazık ki "çözüm ötelendikçe" taraflar içerisindeki "savaş baronlarının" sesi güçleniyor…
İstedikleri şekilde; "ajanların da" himayesiyle ortalığı cehenneme çeviriyorlar…
***
6-7 Ekim olaylarında, 50 insan öldü…
Sonra ki zaman sürecinde ise ölümler sürdü.
Dün şöyle istatistiklere baktım!
Üç aydaki "can kaybımız" 100'ün üzerinde…
Peki, ölümlerin faillerinden, tetikçilerinden ses var mı?
Yok denilecek kadar…
Diyeceksiniz ki olsa ne yazar…
Geçmişe ait faili meçhul cinayet ve katliamların faillerine ne yapıldı ki?
Açılan davalar bile "göçebe dava" oldular?
Boşuna dünkü yazımı "dünden bugüne ne değişti" diye derlememiştim..
***
Bakınız!
Cizre'de, son iki hafta içerisindeki ölenlerin ekseriyeti çocuk…
Ya başından ya göğsünden!
Ama arkadan sıkılarak vurulmuşlar.
İşte Nihat'ın otopsi raporu;
Önce polis kurşunu ve silahı denildi.
Balistik rapora göre "av tüfeğiyle" ateş açılmış..
Hatırlarsak!
Ki ilk kez toplumsal olaylarda böylesi bir "talan girişimi" yaşanmıştı 6-7 Ekim'de!
Diyarbakır'da olduğu gibi Cizre'de de "av tüfeği bayileri yağmalanmıştı"
***
Gizli eller her yerde!
Ne hazindir ki her oluşum ve tarafın içerisinde cirit atıyor…
Çözümü, süreci, barışa olan inanmışlığı "sekteye" uğratmaya çalışıyor…
Başarısız kıldırmak için ve tarafları "yeniden" çatışma alanına çekmek için…
Eller tetiğe gitsin, bombalar, mayınlar, uçaklar ölüm kussun..
İşte bunun için de; "Peş peşe" zamana özgü planlı, kan akıtılıyor, eylemler yapılıyor..
***
Evet, toplumsal direnç geriliyor…
Kaygı, korku endişe…
Ve yarınlara dair; "belirsizlikler" zinciri…
Dün yazıyı notlara döndürürken, ticaretle uğraşan bir dostum geldi.
Hakan Buğdaycı…
Sordum, "piyasadaki ekonomik hareketlilik nasıl?" diye?
Cevabı şu oldu…
"Piyasada ciddi bir ekonomik durgunluk var"
Ki daha önce, Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Alican Ebedinoğlu'yla da aynı konuyu konuşmuştum…
"Piyasa durgun?"
***
En vahimi de…
İçten içe konuşulan ama pek dillendirilmeyen bir kaçışın olması..
Bölgeden sermaye ve beyin göçü!
Olayların yarattığı korku ve endişeyle "Orta gelir seviyesindeki" aileler bölgeden göç ediyorlar…
Hal-i hazırda küçümsenmeyecek kadar!
***
Dedim ya!
Cizre, gergin ve küskün…
Bölge ise diken üstünde; korku ve endişe şudur ki "hala" önlem alınabilinir noktadayız!
Eğer ki mevzi düzeyindeki bu "husumet" üretici kumpaslar!
Ölümlerin failleri…
Ve müdahaleler "ötelenip", görmezlik deresine bırakılırsa "cehennemi" yaşamamız kaçınılmazdır…
İşte fiili çatışma bu evrede başlar ki maazallah!
***
İKTİDAR VE MUHALEFETTEN SORUMLULUK ŞART?
Onun için!
Dün de bir kez daha ifade ettiğim sorumluluk çağrısını…
Bugün yeniden dillendirerek, özellikle siyasal iktidara!
"Polisin silahıyla vurulmadı, farklı güçlerin oyunu" demekten vazgeçip, sorumluluk almalı!
Muhalefet; felaket tellallığını bırakıp, dökülen kandan "politik hesap" çıkarma ihanetliğini terk ederek; "muhalefete ait sorumlulukların" gerekliliğiyle hareket etmeli…
HDP, Hüda-Par…
Ve sorunun eksenindeki tüm oluşumlar…
***
Ateş henüz yayılmış değil…
Duman modunda!
Rüzgâr ve fırtınayla; "ülkeyi ve bölgeyi" alev topuna döndürmeden; "sorumluluk" şiarıyla hareket edilmelidir…
Tüm partilerin oluşumuyla, heyet oluşturulsun…
Cizre'de!
Ve bölgenin diğer "hassasiyeti ve stratejik" durumu önem arz edici, il ve ilçelerde "hakkaniyeti" araştırsın!
Yoksa bu gemi batar!
***
Eee..
Ülkede 76 milyon olduğuna göre!
Aklımızı başımıza almalıyız beyler!
Zaman birbirini suçlama zamanı değil; "suça teşvik" edici körüğü ve batağı yok etmenin zamanı!
Çünkü oyun büyük oyun!
Hayırlı cumalar…