EŞİTLİĞİN TAHLİLİ
Eşitlik her daim adaleti sağlamaz, aranan kavram adalet olmalı.
Kavramlar arasında sıkıştığımız dünyada herkesin dilinde eşitlik nidaları...
Kadın erkek eşitliği isteniyor oysaki elma ile armudun eşitliği olamaz.
Eşitlik aynı türler aynı cinsler arasında olur.
Erkekler fiziksel güç bakımından daha üstünken kadınlar zeka gücü bakımından daha üstündürler.
Birbirlerinin tamamlayıcısı olabilmek için yaratılmışlardır, birine diğerinden daha üstün nitelik biçilsin diye değil.
Gerek kadına gerek erkeğe birey olarak kabul edilip özgürlük sahası tanımlanırsa, eşitlik de üstünlük de ortadan kalkar ama bunun için zihinlerimizi kavramlardan temizlemeliyiz.
Kadın bu saatte dışarı çıkar mı?...
Erkek adama bu yakışır mı???
Kadın ve erkek etiketini ve asırların getirisi kuralları söylemleri dayatmaları kafamızdan çıkarırsak geriye birey kalıyor, yaygaralarda son bulur.
Eşitliğin arandığı yerler;
Dostluk, evlilik(müessese), iş ortaklığı, mal paylaşımı, iş paylaşımı, evlat yetiştirme...
Sayılan ilişkilerde ibre birinde aşağıyı birinde yukarıyı gösterirse çarşı pazar karışır.
Sosyal statüsü ve koşulları aynı olmayan 2 kişi uzun süre dost kalamaz.
Kahve içmeye biri Passat'ina atlayıp diğeri minibüs ile geliyorsa, aşağıda olan ruhsal olarak sıkıntı yaşar.
Evlilik akdi tüm kavramlardan öte zorunlu eşitlik isteyen bir kurumdur yaş, aile yapısı ve kültürü, ailelerin ekonomik durumu, ideolojiler siyasi görüşlerde eşitlik, o güne gelene kadar yürünen yollar da eşitlik...
Yaşlar yakın olmazsa bağ kurulamaz birinin kızdığına öteki gülebilir.
Yılmaz Erdoğan in haybeden gerçeküstü aşk sitcomunda Demet Akbağ Erdoğan'ı "senin ailen gazetenin üstünde yemek yiyor" diye tiksinerek suçluyordu.
Yılmaz Erdoğan; ne olmuş yani gazeteyi yemiyorlar ki diye masumca savunuyordu.
Kültür farkını kapatamazsınız...
Bir Kemalist ile bir kürdün evliliğini buyrun siz düşünün...
Bir çiftin aynı şeylere gülebilmesi gençliklerinde aynı yollardan yürüdüklerini gösterir.
Biriyle iş ortaklığı kuracaksan koşullar da eşitlik olmazsa olmaz, birinin sermayesi para diğerinin sermayesi emek olmaz.
Bir süre sonra kasa sağlayıcısı gezip tozuyor ben essek gibi çalışıyoruma evrilir.
Veyahut birinin nakiti öbürünün diploması...
Yine yürümez diploması olan kazanımlarının hepsini kendi hakkıymış gibi görmeye başlar ,
oysa uzaktan bakıldığında eşitlik varmış gibi durur.
Ama insan zihninin içindeki periler eşitlik adalet gibi kavramlardan anlamazlar. Sıkıntıya düşünce ilkel beyin devreye girer.
Aynı işyerinde aynı pozisyonda çalışan memurların iş paylaşımında da eşitlik aranır biri tezcanlı, iş bitirici diye bir düzine dosyanın önüne yıkılması adalet değildir.
Kardeşler arasında mal paylaşımı yapılırken eşitlik adaleti sağlar mı?
Muris kadın diye maldan mahrum bırakılamaz.
Veya evin en büyüğüne sırf yaşı büyük diye fazladan pay verilemez.
Ama şuna da dikkat çekmek de fayda var kardeşlerden biri varlıklı, ekonomik güç bakımından diğer kardeşlerden üstün hakkına düşen paydan zor durumda ki kardeşi adına feragat ederse adalet sağlanır.
Vazgeçmezse artık adalet devir teslimi Allah'a kalır biz kullar karışamayız.
Ebeveyn, evlatlarına yaş fark etmeksizin eşit davranmak zorundadır (biri üzüyor diğeri kıymetimi biliyor, biri huysuz öteki akıllı vs) ayrımı yapıp buna göre davranışlarını şekillendirmemeli
Çocuklara eğer türü sevgiyle yaklaşılmaz çünkü o çocukları siz dünyaya getirdiniz ve fikirleri alınmadı.
Özgüveni yerinde zihni berrak bireyler yetiştirmek istiyorsanız eşit sevgi...
Eşitliği sağlamaya çalışmak beyhudedir elzem olan adaleti sağlamaktır.
Saksıda 2 çiçeğiniz var, gün ışığında ayni yerde bakıyorsunuz aynı anda suluyorsunuz. Biri soldu diğeri coştu.
Bir çiçek gölge öbürü güneş seviyorsa sizin eşit bakım işe yaramamıştır.
KİTAP ÖNERİSİ: JACK LONDON – Martin Eden