"Kâbe'de hacılar hu der Allah…!”

Takvim yaprağı, 28 Şubat’ı gösteriyor.. Bugün, gün açısından sıradan bir gün!.. Ama takvim yaprağındaki, tarihsel geçmişi, olağanüstü zamana şahit.. “Gerekirse bin yıl sürecek” denilen O post modern lanetli ve tiynetsiz darbenin, sene-i devriyesi!.. Üzerinden, 29 yıl geçti.. Her ne kadar hükmü tarihin çöplüğüne terk edilse de, hala da kırıntıları var!..

***

Bir azınlığın, iç güvenlik, demokrasi, laiklik gibi bahaneler üreterek, milli iradeye el koyma gayretiydi, 28 Şubat.. Kendilerini, bu ülkenin hatta bu milletin tek sahibi olmak gören, fikri de, zikri de, karakteristik özellikleriyle de, bu milletten olmayanlar idi.. Seküler yobazlar ve jakoben elitisler..

***

Batı ve batıla programlanmış, tek hedef dindar, mütedeyyin, muhafazakâr” insanların üzerinde zulüm fırtınası estirmek!.. Ben Müslümanım, ben İslam’ı yaşamak istiyorum. Ki İslam coğrafyasında yer alan, dünyanın bir İslam ülkesi olarak gördüğü Türkiye'de laiklik kalkanıyla, Müslümanların belleklerini silmek!.. Kimin nam-ı hesabına, ABD ve İsrail’in namına?

***

Ne diyordu o günkü cuntacıların ele başlarından Çevik Bir..  Eğer ki, İrtica, 3 yıl varsa, 3 yıl sürecek, bin yıl varsa, bin yıl sürecek?!. Onlara göre, İslam ve Müslümanlık, Cumhuriyet Rejimini tehdit edici.. Oysa ki, Cumhuriyet dediğimiz fazilet rejimi.. Cumhurun kendi kendini yönetmesini ikmale getiren, bu ülkedeki insanlar.. Savaşan da, kan döken de, şehit olan da o!

***

Bu vatana ve bu millete zerre-i miskal sevgi ve bağlılık göstermeyen seküler yobazlar ve jakoben elitisler, o gün Refah Partisi iktidarını, cebren devirmeye kalkıştılar.. Merhum Necmettin Erbakan’ı, iktidardan aldılar.. 80’lerin, ruhunu bir kez daha yaşatma gayreti içerisine girdiler.. Özetle hatırlarsak o günleri, ülke ve millet nasıl bir zulümler ağı içerisinde idi!..

***

Başörtüsüyle üniversite kapılarında bekleyen genç kızlar.. İkna odalarında gözyaşlarına boğulan ve eğitim geleceğine pranga vurulanlar.? Kapılarına zincir vurulan İmam hatiplerdeki çocukların eğitimlerinden mahrum bırakılması! Bir nesil, Allah’ın adını dahi anmaktan korkarak büyüdü. Okul bahçelerinde bile fısıltıyla dua edilir, ilahiler yorgan altında, karanlıkta dinlenirdi.

***

Anneler ise çocuklarına sus, duyulmasın.. Babalar camiye giderken tedirgin bakışlarla etrafı kolaçan ederdi. Kamuda çalışan, asker, polis, savcı, hakimler bile dini inançlarını yaşamaktan çekindikleri gibi, ailelerini de izole ederdi!.. O yıllarda bir çocuğun teneffüste Hu der Allah demesi, hele okul koridorunda, suç gibi görülürdü.

***

Bastırılan her Allah kelimesi, kalpte derin bir yara açtı. Her susturulan ilahi, bir ömürlük hasret bıraktı geride. İşte o çocuklar büyüdü. Evlendi, evlat sahibi oldu. İçlerindeki o küçük, korkmuş çocuk hâlâ oradaydı, hâlâ sesini çıkarma emri kulaklarında çınlıyordu.  Ta ki, 28 Şubat ruhu bir daha yaşanmaması için demir parmaklıklar altına mahkum edildi!.

***

Ağızlarına sakız ettikleri, demokrasiyi, insan haklarını ve hukuk, adaleti askıya alıp, laiklik ve seküler dar ağacına, binler, onbinler değil yüzbinlerce insanın, geleceği çekildi…Ama devran değişti.. Baltaladıkları, prangaya aldıkları O Adil Düzenin ruhunda yeni bir iktidar oluştu.. AK Parti ve Erdoğan dönemi!..

***

28 Şubat failleri her ne kadar demir parmaklıkların arkasını, ahalinin gönlünü ferahlatıcı şekilde, görmediyseler de, zihinleri gördü.. Artık değil, bir gün, bir saat bile yaşam hakkı yok!… Din, inanç ve ibadet önündeki engeller kalktı.. Başörtüsü kamuda özgürlüğüne kavuştu.. Büyük bir sahiplenme var!..

***

İşte, 28 Şubat’ın, 29. yılındayız!.. Bugün görüyoruz ki, Kâbe'de Hacılar, Celal Karatüre'nin sokak diliyle harmanlanmış yorumuyla yeniden doğdu. Samsunlu bir müzisyen olan Karatüre, Okuduğu İlahiler, Instagram videoları, TikTok akımlarıyla milyonlara ulaştı, hatta Spotify'da trendlere girdi, dünya listelerine sıçradı.

***

Minicik çocuklar okul bahçesinde, zil çaldığında, eller havada, gözler parlayarak söylüyor artık ilahileri. Anneler telefon ekranında o görüntüleri izlerken sessizce geçmişi hatırlayarak gözyaşı döküyor.. “Biz bunları göremedik ama evladımız artık korkmadan dini de inancıdı da ibadetini de yaşayabiliyor, ilahisini söyleyebiliyor, okuyor..”

***

80’i ve 28 Şubat’ı derin acılarla yaşamış biri olarak, gördüğüm tablo karşısında.. Ya Rabbi şükür diye iç çekiyor değilim, bugünlere!.  O vesayetin, zincirleri tek tek kırılıyor. Yıllarca gericilik diye damgalanan maneviyat, şimdi en yüksek sesle, en masum ağızlardan yükseliyor.

***

Ne diyor Cumhurbaşkanı Erdoğan.. “Bu fotoğraf gerçek Türkiye fotoğrafıdır.” Okul bahçesinde ilahi söyleyen çocuklar... Öyle ya, daha bir kaç hafta önce hav hav diyen ve bunu sosyal medyada bir marifetmiş gibi söyleyenler de Allah, Allah demeye başladı. Bu, sadece bir viral değil bu, bir milletin yaralı kalbinin merhemi. Ve artık korkmuyoruz haykırışıdır. Neslin zaferi!

***

Sonuç itibariyle derim ki?. Her ne kadar CHP’nin zihinsel batağında kümelenen bazı kesimler, 28 Şubat ruhunun kırıntılarıyla bu dalgalanmaya engel olmak istiyorlarsa da, görünen o ki, karşılık bulabilmiş değiller.. Ki bu teveccühün anketi bile yapıldı. Beğenenlerin oranı yüzde 84.1, beğenmiyorum diyen 9.8, kararsızım diyen, 6.1.. Karşı duran kaybeder..

***

 

Velhasıl.. Kâbe'de Hacılar sadece bir ilahi değil.. Türkiye'nin 40 yıllık desek de aslında bir asırlık serüveninin bir özetinin göğe yükselen, sesidir. Baskıdan özgürlüğe, yeraltından zirveye çıkıştır bu ses, belki de yarınların daha kapsayıcı bir ülkesinin müjdeleyicisidir..  Siz ne dersiniz?.. “Kâbe’de hacılar hu der Allah...”

***

 

GÜNÜN SÖZÜ…

Toplumsal inanca bayrak açanlar, kaybetmeye her daim mahkumlar!..