Görüş Bildir

Konuk Yazar

Reyhan Alkar Karlıdağ

reyhanalkar@hotmail.com

MÜSLÜMAN & MÜMİN

Hepinize hayırlı ramazanlar, madem mübarek oruç ayının içindeyiz, biraz dindarlık ile ilgili hasbihal edelim.

          İslam’ın nefis dediği irade mekanizmamız, sürekli dürterek çalışıyor. Kâh doğru eylemlerde kâh yanlış eylemlerde. Eğer gönül gözü, diğer adıyla islam alimlerinin “gözüne perde inmiş” diye niteledikleri kavram olan ve vicdanla sıkı ilişki içerisinde olan bu gönül gözü; kapalı değil ise kişi yanlış bir eylemde bulunacağı vakit vicdanının şiarıyla içerideki ses bunu fısıldar. Ama onun sesini (her zaman değil çoğu zaman) imanı kuvvetli, ibadeti bol olan duyar ya da dinler.

       Nasıl yani? Derseniz; soyut manada birikimdir ibadet. İbadet: namaz, oruç, zekât, yoksula yardım, aile rızkı için çalışmak, Allah rızası için işler tutmak vs…

Nefis dürtünce içerideki seslenir “ onca yılın ibadetini çöp mü edeceksin”. yani ibadet kesen doluysa kıyamazsın hepsini hiç etmeye. Tabi bu varsayımlarım gerçek müminler için geçerli. Samimiyetle dinini içselleştirenlere.

Yoksa namazdan kalkıp hak yiyene değil, oruç tutup zekât verip, eşine çocuğuna veya işçisine zalim davranana değil, bir yığın ticari ahlaksızlık yapıp camiden çıkmayana hiç değil. Onların hangi kategoride olduklarını ancak Allah bilir.

Gerçek müminin iradesi doğru çalışır.

Peki, mümin olmayan, islamla tanışmayan iradesini kontrol edemez mi? Çok insan tanıdım Allah ve din ile ilgisi olmayıp lakin sağlam karakterli, yanlışa yanaşmayan ahlakını kontrol altında tutan. Ama benim bugün üzerinde durmak istediğim konu müminliğin ve Müslümanlığın insana katkısı.

      Farkındaysanız ateistlerin müritleri gün geçtikçe çoğalıyor. Zannımca müminler namı diğer ‘dindarlar’ doğru iş tutmadığı için. Neye inandığımızı, ne okuduğumuzu biliyor muyuz? Müslümanlık için şahadet getirmek, 6 şarta inanmak yeterli. Ama müminlik daha derin. Şimdi kendini dindar görenlere (veyahut Müslümanlıktan müminliğe geçiş yapmak isteyenlere) soruyorum; defalarca Kur’an-ı Kerim hatim etmişsinizdir. Mealini okudunuz mu? İçinde neler yazıyor. Yasin süresi en çok okunan süremizdir. Acaba anlamını biliyor muyuz?

Namaz kılarken okuduğumuz sûreler; felak, kafirun, fil, fatiha… Her birinin Türkçede anlamı ne, hiç araştırdık mı?

Tutup da bir ateist karşınıza çıkıp, günde beş vakit secdeye varıyorsun ve bu süreleri okuyorsun, ne anlatıyor Kevser sûresi diye sorarsa verecek cevabımız var mı? Cevabınız var ise ne mutlu size. Yok ise o zaman kendinize sorun, namazda Allah’ın huzurundasın ne konuştuğunu ne söylediğini bilmiyor musun?

Allaha nasıl hitap ettiğini hiç mi merak etmedin.

Sınava hazırlanırken 4444 Salatı Tefriciye duasını 100 defa okuyan, birine anlamı nedir diye sordum. Donup yüzüme baktı, sonra dedi ki; “ben bilmiyorum ama Allah biliyordur” ☺

Ona ne şüphe o biliyor, bizde bilelim diye indirildi. Lakin biz de Arapçasını yeterli görüyoruz. Peki, kendi dilimizde ne anlama geldiğini bilmediğimiz bir duayı okurken nasıl samimi bir şekilde inanmış oluyoruz. Bu durumun günü geldiğinde kuvvetle muhtemel bizden sorulacağına inanıyorum.

Bakın yaşlı amcalar, annelerimiz, bizim kuşaktan olmayanlar, anlamını bilmeden Sûreler, Yasinler, mevlitler okudular ve hala okuyorlar. Kur’an-ı Kerimi defalarca hatmettiler bir satırının bile ne anlama geldiğini bilmeden. Onların ki sorgusuz biaddı. Gayrı sorgulayacak imkânları da yoktu zaten, aralarında okuma yazması olmayanlar var, Google, yandex arama motorlarına erişim bilgileri yok, kütüphanelere gidip kendi imanlarını güçlendirecek kaynak aramaktan daha çok ve daha zor görevleri vardı.

Lakin biz yani bu nesil, araştıracak, soruşturacak, okuyacak milyonlarca kaynağa ulaşabilecek imkânımız var.  Naçizane tavsiye eklemeden de edemeyeceğim, araştırmayı imanınızı güçlendirmek için kullanın dinden soğumak adına değil. Çünkü sorgulamalar bazen başka başka kapılar aralıyor, o yüzden dua ile başlayın.

Benim dinim, nasıl bir din diye yola çıkıp sorgulamaya başladığımda, güvenim sarsıldı, kafam karıştı, şüphelere düştüm yalan yok. Ama amacım tamamen din bilgimi artırmak, islam alimlerini tanımaktı yoksa altı üstü kıldığım iki rekat namazı da kılmayayım diye değildi. Öyle inanıyorum ki niyetim iyi olduğundan amacıma ulaştım.

      Eee diyeceksiniz, hepsinin anlamlarına baktık, Gazali, Bediüzzaman, İbnü’l Arabi eserlerine de göz attık, gençten biri yanımıza yaklaşıp aydınlanmak için sorular sorduğunda artık cevaplayabiliyoruz. Şimdi mümin olduk mu?

_yooook başrol yine ahlak ve vicdanın oda nasipse başka bir yazının konusu olsun. Oradan okuyunca, bilmişlik taslıyorum, ben tamamım konuya hakimim izlenimi vermiş olmayayım. Sokrates’in dediği gibi bildiğim tek şey henüz hiçbir şey bilmediğimdir. Ben bilmeye ve öğrenmeye devam ediyorum, amacım okuyanlarda farkındalık oluşturmak.

Hayırlı ramazanlar…