Görüş Bildir

KALEMİN DİLİ

Ömer Büyüktimur

omerbuyuktimur@hotmail.com

KİM İNANIR Kİ?…

Şu kadro ve rüşvet çarkıyla alakalı polemik sürüyor… Herkes, taraflar açısından konuştu.. Birileri var diyor, birileri yok diyor?.. İki tarafında yüksek ses tonuyla; "çıkışı" var… Tabi "rüşvetin" belgesi olmaz.. Ki tarihte "vaki olmamıştır.." Ama emareleri hep olmuştur…

***

Şu bir gerçektir ki sokağa göre, vatandaşa göre, işsizlikle boğuşana göre; "rüşvet, kayırma, adamcılık, particilik" var… Ve bunu söylerken de "dik alası yaşanıyor" der.. Ki anket yapılsa, inanıyorum ki yüzde 99'ü "kadrolar parayla satılıyor.. Rüşvetsiz iş yapılmıyor" der…

***

Baksanıza, dünkü yazıma gelen yorumlara!.. Altındaki paylaşımlar.. "Kura deniliyor, noter deniliyor, liyakat deniliyor, ehliyet deniliyor, puan deniliyor.. Mülakat deniliyor… İyi de bunların hangisi uygulandı ki?".. Bir tek örnek gösterilsin; "aha da biz inanalım?" diye çıkış yapılıyor..

***

Buradan, İş Kur üzerinden yapılan "alımlarla" ilgili avazımızın çıktığı kadar bağırdık, çağırdık, yazdık.. "Bırakın vatandaş konuşsun" programıyla İş kur önünde "uzun uzadıya" oluşan kuyruklardaki işsizlerin, görüşünü aldık.. Ama hiçbir işçi, ne kura, ne noterle belirlenmedi?..

***

Olun; birileri liste hazırladı.. İsimler belirlendi.. Binlerce işçi alımı yapıldı.. Onun için; "yalanlama ve yok" söylemine "kim inanır ki" der noktayı şimdilik koyuyorum… Eğer ki bir samimiyet haslı var ise; dün de ifade ettim..  Yapılması gereken "şeffaflık adına" şudur; "idari ve adli" bir tahkikatın başlatılmasıdır..

***

Çünkü, DSİ deniliyor.. Havaalanı deniliyor… Yani deniliyor da deniliyor… Özellikle, İş Kur deniliyor.. Ki bu kurum üzerinden yapılan tüm "işçi alımları ve kurumlara dair kadrolar" bi irdelensin; ne var ne yok ortaya çıksın deniliyor?… Sonuç itibariyle ateş olmayan yerden duman çıkmaz vecizesi unutulmasın!!…

***

EVREN YASASI!..

Öyle ya!.. 30 yıl sonra, 12 Eylül "darbesini" mahkum ettik.. Kenan Evren'i'de, bir ayağı "mezarda" iken yargıladık.. Ceza hükmüne de karar verdik.. Ama, yaşı itibariyle cezanın "infazı" gerçekleştirilmedi.. Yani "yaşa" takıldı…

***

Şimdilerde de, "ismine" dair bir dizi kararlar alınıyor.. İllerde, ilçelerde, sokak, cadde ve okullara verilen "Kenan Evren" ismi, kaldırılıyor.. Tabelalar indiriliyor.. Belediyeler meclis kararı alıyor.. Evren ismi "yaşatılmayacak?!"

***

Şimdi, hepsine eyvallah.. İyi hoş, güzel.. Demokrasinin "iş ve işleminin", demokratlığın "üstünlüğünü" ve hükmünün gereğidir; bu yapılanlar!.. Ki geç kalınmıştır da diyebiliriz…

***

Ama velakin tüm bunlarla; "ne yaman çelişkidir" dedirten bir durum vardır.. Çünkü, ülke hala da "Kenan Evren'in" Anayasasıyla yönetiliyor.. 12 Eylül'ün ürünü olan, "kanun ve yasalar" mevcudiyetini koruyor..

***

HIRSIZ, HIRSIZDIR!…

Ne var ki; "her vakıada" olduğu gibi yine "ideolojik ve inanç" noktasında; "sınıflandırır" hale geldik?.. Utanmazlığın dibi…

***

Okudunuz mu, okumadınız mı bilemiyorum.. Kendini "amiral" gören seküler bir gazetenin, kelli, felli yazarı, muhabiri, yazı işleri, "iki kadının" marketteki hırsızlığına dair, başlık atmışlar..

***

"İki türbanlı kız markette hırsızlık yapmış..!" Ebe yuh yani!.. Ve bu "türbanlı" vurgusunu, haberin her satırında tabiri caizse "şeytanca" işlenmiş..

***

Şimdi buna gazetecilik, diyebilir miyiz!.. Ben demem; çünkü "çirkinliğin, ahlaksızlığın, terbiyesizliğin dik alası" bir fikriyatın, algı üretimidir..

***

GÜNÜN SÖZÜ

Bir kurumun, bir başka kurumun "ihalesini" alıyorsa, sizce kim kimi tırtıklıyor?