‘Kamu menfaati şirketlere devrediliyor’

ZMO Diyarbakır Şube Başkanı Samet Ucaman, “Tarımda Milli Birlik Projesi”nin çözümden çok yeni sorunlara yol açacağını söyleyerek, “Bu projeyle kamu menfaati şirketlere devrediliyor” dedi.

‘Kamu menfaati şirketlere devrediliyor’

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Diyarbakır Şubesi Başkanı Samet Ucaman, Tarım ve Orman Bakanlığının “Tarımda Milli Birlik Projesi”nin tarımsal üretimde her geçen gün artan sorunlara çözüm bulamayacağını, daha önce kamuoyuna iddialı bir şekilde açıklanan “Milli Tarım Projesi” ile aynı akıbeti yaşayacağını öne sürdü. Ucaman, projenin çözüm getireceği bir yana çok daha önemli sorunlara yol açmasından kaygılı olduklarını ifade etti.

EN BÜYÜK SORUN ÜRETİM

Projenin üretim merkezli olmadığını söyleyen Ucaman, “Son yıllarda tarım alanında yaşadığımız temel sorun üretimle ilgili iken, tarımda yıllardır yapılanların başarısızlığını itiraf edercesine ortaya koyan bu projede üretim geri planda bırakılmıştır. Sürecin ürün pazarlaması ile işlenmesine, yanı sıra dışsatımına yönelik aşamalarının yerli ve yabancı özel sektör ağırlıklı olarak yapılandırılması öngörülmektedir. Tarım ve Orman Bakanlığı, özellikle de taşra örgütlenmesi özel sektörün belirleyici olacağı bir holding yapısının destekçisi konumuna getirilmektedir” dedi.

İTHALAT ARTARAK DEVAM EDECEK

Tarımsal ithalatın artarak devam edeceğine dikkat çeken Ucaman, “2023 yılına kadar 100 milyar dolarlık tarımsal hasıla elde edilmesi hedeflenen projenin uzun vadeli hedefleri arasında yer alan arz açığı olan kategorilerde yurtdışından yalın sistemle ürün temin edilecek hedefi, ülkemizde arz açığını kapatmaya yönelik önlemlerin alınmayacağını, aksine dışalımın kurumsallaşacağını göstermektedir. Uzun vadeli hedeflerden bir diğeri olan 2030’da genel bütçeden pay almayan bir bakanlık yapısı sağlanacaktır, hedefi ise özelleştirme yoluyla dünyada bir ilk olarak kamunun tümüyle tarım sektöründen çekilmesini öngörmektedir” ifadelerini kullandı.

MİLLİ DEĞİL KÜRESEL

Ucaman, “milli” iddiasıyla yola çıkıldığını ancak bunun gerçeği yansıtmadığını vurgulayarak, “Semerat holdingin hakim ortağı olan özel sektör şirketleri içerisinde yer verilen Unilever gibi küresel bir şirket ve sayılan diğer şirketlerin ortaklık yapıları, üreticilerin, tüketicilerin, meslek kuruluşlarının ve kamunun hiçbir şekilde söz sahibi olamayacağı, neoliberal politikalara göre belirlenecek bir milli tarımı açıkça göstermektedir. Yapının içerisine dahil edilecek KİT’ler ise tümüyle yerli ve ulus ötesi sermaye gruplarının egemenliğine açılacaktır” şeklinde konuştu.

‘KAMU MENFAATİ ORTAKLARA DEVREDİLİYOR’

Ucaman, projenin taşra örgütlenmesini ortadan kaldırıp merkezde işlevsiz hale getireceğini, kurumsal uzmanlaşmaya ve konu bazlı çalışmaya imkan vermeyen bu tür bir yapının halka yararının olmayacağını söyleyerek, “Tarımsal üretime ve kırsal alana ilişkin sorunların çözümü yerine, kamunun tarım alanındaki düzenleyici, destekleyici ve denetleyici işlevleri kaldırılmaktadır. Kamu gücü ile kamu yararı ilkesi doğrultusunda yapılan bu görevler, ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini korumak amacıyla kurulan kooperatiflere devredilemez. Tarımda Milli Birlik Projesi, daha önce örneklerini gördüğümüz birçok çalışmada olduğu gibi, konuyla ilgili tarafların ve bilimsel çevrelerin görüşleri alınmadan, kamuoyunda tartışılmadan yaptık oldu mantığıyla hazırlanmıştır. Kullanılan terminolojiden projenin bakanlık dışında, konunun temel bilgilerinden yoksun bir danışmanlık şirketine hazırlatıldığı açıkça görülmektedir” ifadelerini kullandı.

‘KIRSALI ÖNCELEYEN POLİTİKA OLMALI’

Tarımsal kamu yönetimi ülke gereksinimlerine uygun şekilde yeniden düzenlenmesi gerektiğinin altını çizen Ucaman, şunları söyledi: “Ülkemizin önceliği bu tür ayağı yere basmayan, yalnızca büyük sermayenin çıkarlarını ön plana alan projeler değil; tarımsal kaynakları, üreticiyi, tüketiciyi ve kırsal kalkınmayı önceleyen bir tarım politikası olmalıdır. Bakandan bakana, ortaya çıkan her soruna göre değişen, üreticilerin hiçbir şekilde geleceğe dönük planlamalarını yapamadığı bir tarım politikası ile sorunlara çözüm getirilmesi mümkün değildir.”

‘BU PROJEDEN VAZGEÇİN’

Ucaman, biriken sorunlara karşı yapılması gerekenleri şöyle anlattı: “Tarımsal kamu yönetimi ülke gereksinimlerine uygun şekilde yeniden düzenlenmeli, sulama, arazi toplulaştırması gibi tarımsal altyapı hizmetleri ivedilikle bitirilmelidir. Tarım topraklarının amaç dışı kullanımı, hızla el değiştirmesi ve köylünün mahalleli yapılıp üretim süreçlerinden koparılarak şehir merkezlerine göçmesi ya da kendi toprağında işçi haline getirilmesi önlenmelidir. Bu amaçla üreticilerin piyasaya karşı menfaatlerini korumak amacıyla kooperatifler şeklinde örgütlenmesinin özendirilmesi, etkin ve verimli çalışmalarının önündeki engellerin kaldırması, güçlenmelerinin sağlaması önemli ve gereklidir. Ama bunun yolu tüm üreticileri tek bir kooperatif çatısı altında örgütleyerek, onları kar güdüsü ile hareket eden yerli ve ulus ötesi sermaye gruplarının belirleyicisi olduğu bir holdingin insafına terk etmek olmamalıdır. Tarımsal üretimimizin artırılması, gıda güvenliğinin sağlanması ve kırsal alanın sorunlarının çözümü için gerekli adımların atılması zorunludur.  Bunlar bilinmeyen sorunlar değildir. Ancak bu sorunların çözümüne odaklanılması yerine, bir öncekinin sonucu alınmadan, bir yenisinin uygulamaya konulduğu, tarım teşkilatının enerjisini ve motivasyonunu düşüren, kurumsal yıkıma yol açan yeni yapılanma denemelerinden artık vazgeçilmelidir.”

Kaynak: Diyarbakır Söz

Çok Okunan Haberler