Her iki kadından biri sezaryeni tercih ediyor

Normal doğumun sancısından korkan yeni nesil annelerin başvurduğu sezaryen giderek yayılıyor ve ülkemizde bu oran hala yüzde 52 seviyelerinde.

Her iki kadından biri sezaryeni tercih ediyor

Dünya Sağlık Örgüt, sezaryen oranının tüm doğumlar içinde % 15’i geçmemesi gerektiğini söylüyor. Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği (TJOD) verilerine göre Türkiye’de sezaryen oranı % 52. Yani her 2 kadından biri sezaryeni tercih ediyor. Ancak kadınların bu tercihinde doktorların yönlendirmesinin büyük rol oynadığı yönünde yaygın bir kanı var.

Antalya’da yapılan 13. Ulusal Jinekoloji ve Obstetrik Kongresi’nde konuştuğumuz TJOD Başkanı Prof. Dr. Cansun Demir, bu tablo için sadece doktorların suçlanmaması gerektiğini söyledi.

Prof. Demir’in parmak bastığı nokta; malpraktis(tıpta yanlış, hatalı uygulama) davalarındaki artış. Çünkü Demir’e göre, doktorlar bu davaların sonucunda verilen yüksek tazminatlara maruz kalmamak için riske girmek istemiyor ve normal doğum yerine sezaryene yöneliyor: “Son 10 yılda artan malpraktis davaları, yani doğum sırasında oluşan sorunlar nedeniyle mahkemeye verilme oranı çok yüksek. Davaların sonucunda ciddi tazminatlar ödeniyor. Bu nedenle işi garantiye almak isteyen kadın hastalıkları uzmanları normal doğumdan uzaklaşıyor.”

Aynı nedenden dolayı kadın hastalıkları ve doğum ihtisasında asistan sıkıntısı da yaşandığını aktaran Demir, “Kadın doğum uzmanı olduğumda mahkemeye verilirim korkusunu hekim daha TUS’a girmeden yaşıyor, o yüzden kimse kadın doğum branşını tercih etmiyor” dedi.

HEKİME YASAL GÜVENCE GELMELİ, HASTA HAKKINI ARAMALI

Bu noktada davaların diğer tarafının, yani hastaların haklarının da göz ardı edilmemesi gerekiyor. Hasta, tıbbi uygulamadan dolayı zarar görmüşse hakkını aramak durumunda. Avrupa’da normal doğum esnasında çıkan problemlerde tazminatın sağlık sistemi veya kurumlar tarafından karşılandığını belirten Demir, “Türkiye’de hekim bu konuda yalnız bırakılmış vaziyette. Tüm tazminatı hekim ödüyor. Oysaki kadın doğum uzmanlarının kendilerini yasal olarak güvencede hissetmesi lazım. Yani Sağlık Bakanlığı’nın veya kurumların muhtemel problemlerden doğan tazminatı üstlenmesi gerekir” görüşünde.

KADINLAR NORMAL DOĞUMDAN NEDEN KORKUYOR?

Çok sayıda ciddi sağlık riskleri oluşturan, hem anne hem de doğma sürecinin önemli bir kısmını atlayan bebek için olumsuz bir süreç olan sezaryen oranlarını azaltmak ve kadınları normal doğuma yönlendirmek için neler yapılmalı?

DOĞUMHANE ŞARTLARI İYİLEŞTİRİLMELİ

TJOD yöneticileri, doktorlara malpraktis davaları açısından yasal güvence verilmesinin şart olduğunu söylüyor. Yanı sıra olayın başkahramanı olan kadınların da normal doğuma istekli olması lazım.

Bunun için de normal doğumun daha “insani” koşullarda yapılması atılacak en önemli adım. Çünkü “sezaryen oranları düşürülsün, kadınlar normal doğum yapsın” beyanları havada uçuşuyor ama Türkiye’de özellikle bu konuda hastane şartlarının iyileştirilmesine ciddi ihtiyaç olduğu çok açık. Yani yetkililer, ‘sezaryen oranlarını düşürün’ demekle yetinmeyip şartları iyileştirmeli.

AĞRISIZ DOĞUM SAĞLANMALI 

"İnsana saygı faktörü burada çok önemli" diyen Prof. Demir’in düşünceleri şöyle: “Anne adayına doğumun doğal bir süreç olduğunu öğretecek, onu rahatlatacak doğuma hazırlık kursları yapılmalı. Anestezi veya başka yöntemlerle doğum ağrısı önlenmeli. Ağrısız doğum yapması ve ağrı korkusunu yenmesi için anneye profesyonel destek verilmeli. İşlemin komplikasyonları hastaya iyi anlatılmalı. Ayrıca ebelik sistemine yeniden işlerlik kazandırılmalı. Ebeler motive edilmeli, doğum daha çok ebeler tarafından yaptırılmalı.

ÇIĞLIKLARIN BİRBİRİNE KARIŞTIĞI “KOĞUŞ TARZI DOĞUM” OLMAMALI

Doğum yapacak her kadının tek başına bir odada olması lazım. 5- 6 kişinin aynı anda doğum yaptığı koğuş veya fabrikasyon sistemi terk edilmeli.

Her hastanede doğumların ağrısız olmasını sağlayacak sistem mutlaka bulunmalı. Hekimler ve ebeler de hastanın kişilik haklarına saygı gösterecek şekilde özenli ve saygılı davramalı. Her hastaya doğum öncesi lavman yapılması gibi imkanların yaratılması da çok önemli. Yani bu konuda siyasi otoriteye çok ciddi iş düşüyor.”

TÜRKİYE’DE YILDA 1.5 MİLYON KADIN GEBE KALIYOR

“Bu artık toplumsal ve hukuksal boyutu olan bir konu, sadece hekimlerle ilgili değil” diyen TJOD Genel Sekreteri Prof. Dr. Ateş Karateke de, “Bir süre sonra sezaryen oranları katlanarak artacak. Türkiye’de yılda 1.5 milyon kadın gebe kalıyor ve bu süreci biz kadın doğum doktorları yönetiyoruz. Dolayısıyla buradaki sıkıntıların iyi algılanması ve bunlara en kısa sürede çözüm bulunması şart” şeklinde konuştu.

Kaynak: Diyarbakır Söz

Çok Okunan Haberler