Görüş Bildir

KALEMİN DİLİ

Ömer Büyüktimur

omerbuyuktimur@hotmail.com

MEHMETHAN NEDEN KAMULAŞTIRILDI?..

Sorunun, soruyu ikmale getiren sorunun muhtevasına dair, üç yazım oldu!.. Ki bu da, dördüncü olacak.. İlk üç yazımda, bir sorgulama yapmıştım!…  Dahası, esnafın serzenişine müdahil olduk.. Köprü misali!...

***

Özellikle, iki yıl önce Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nün tavsiyesi üzerine kamulaştırılan Mehmet Han Pasajı esnafının, bu "karda-kışta" tahliye kararıyla, karşılaşmaları!… Elektrik ve sularının kesilmesi.. Yani, "Binanın" ivedi şekilde, boşaltılmasıyla yüz yüze gelen esnafın, "muhatap" bulamayışı!…

***

Ve şöyle seslenmiştim!.. Bu kentin seçilmiş ve atanmışları nerde?.. Siz muhatap olmayacaksınız da, kim bu esnaflarla, 80 işyeriyle, yüzlerce insanın çalıştığı pasajın hal-i durumuyla, ilgilenecek diye?.. Sivil Toplum örgütlerini de, dahil etmiştim?..

***

Tabi, iki yazıda bunu, aktarırken!.? Bir de not düşmüştüm; "bu bina neden kamulaştırıldı, gerekçesi nedir" diye!… Okkalı sorular zinciri!!… Neyse, az sonra detaylandıracağım! Ama önce sıcak gelişmelere odaklanalım!… Muhatap yok, çağrısının, cevap bulması!..

***

Nihayet, hafta içerisinde Pasajı esnafı, ilin mülki amiriyle bir araya geldi.. Yani; muhatap buldu!… Ancak alınan cevap; "bugünkü koşullarda yasal açıdan, yapılabilecek herhangi bir işlem yok?.."

***

İlla ki tahliye edilecek; pasaj!.. Yıkım gerçekleşecek mi; onu göreceğiz(!)… Boşaltılması için, komisyon kurulması kararı alındı.. Ticaret Odası ve Esnaflar Odasının işbirliğiyle… Ancak, tahliye desteğini valilik sağlayacak!…

***

Şimdi gel gelelim; sorumuza… Ne diyor, pasaj esnafı?.. "Kamunun ihtiyacı olmamasına rağmen, kamulaştırıldı?.. Bu sokakta kamulaştırılan tek bina, burası.. Bina hiç bir projeye; engel teşkil etmiyor…. Peki neden; kamulaştırıldı?..

***

Şimdi yüksek sesle buradan sormak istiyorum?… Kim yanıtlar bilmem!!… Ki, yanıtlayabileceklerini de sanmıyorum?.. Yine ketum kesilirler?

***

Evet, Sur ilçesindeki Mehmet Han Pasajı, "neden ve hangi gerekçeyle" neye dair, 2017 tarihinde kamulaştırma kararı alınarak, satın alındı?…

***

 

Aciliyet "gerekçesi" neydi, hangi projeye dair, "yangından mal kaçırırcasına" tez elden satın alınma işlemleri ve gereği duyuldu?…

***

Yüzlerce "kamulaştırma" bedeli sıra beklerken, jet hızıyla bu kamulaştırma yapılıp, tapu devri gerçekleştirilerek bina hazinenin malı edildi?.. Ve ödenen para miktarı nedir?

***

Yıkım kararı alınan, binanın yerine "yapılması" düşünülen nedir?.. Yeni bir yapımı inşa edilecek, yeşil alan mı yapılacak, yoksa otoparka mı dönüştürülecek?…

***

Ve en hassas soru!… Burası, "kamu yönetiminde mi" olacak?… Resmiyet mi işletecek.. Yoksa, denildiği gibi "rant odaklı" birilerine, çevresel "peşkeşe mi" organize edilecek?..

***

Dahası, her önüne gelen kişinin, "ben binamı, pasajımı, işyerimi, evimi" kamulaştırmak istiyorum talebi böyle "jet" hızıyla kabul ediliyor mu?..

***

Velhasıl!… Özetle ve şimdilik diyerek, Mehmet Han Pasajı'na dair, sorularım bu minvalde?.. Cevap bekliyorum.. Çünkü; fena ve hiç de hoş olmayan, kokular alıyorum!...

 

***

SAADET CUMHUR'A MI DAHİL OLUYOR?..

Saadet "her ziyaret" böyle okunmamalı dese de!.. Ziyaret edilen kişinin Oğuzhan Asiltürk olması.. Ziyaret edenin de, Erdoğan'ın bizat-ihi şahsı.. Ve bu ziyaretin de, Asiltürk'ün "evinde" gerçekleşmesi; "çok şey" söyletiyor.. Saadet Cumhur'a mı "dahil" oluyor mu beklentisini öne çıkarıyor?…

***

Farklı bir tartışma başlığı açmak istemiyorum.. Bazı Saadetçi dostlar alınabilir.. Hatta, Genel Başkanları Temel Karamollaoğlu da; "biz neciyiz" diyerek gönül koyabilir?.. Olsun…

***

Asiltürk.. Ki Erdoğan'ın da, "Milli Görüş" kulvarında "abi ve büyüğümüz" demesiyle, gerçek sıfatını, aktarmış olduğunu önce bilelim… Çünkü, O Saadet'in, "bir numarası"?…

***

Şöyle ki.. Merhum Erbakan'ın kurduğu Yüksek İstişare Kurulu başkanı.. Ki bu kurul, Erbakan'ın vefatına kadar "diriydi?"… Hoca sonrası, bayrağı Asiltürk aldı.. Yetkisi de geniş..

***

Parti politikalarını belirlemede, yönetim kadrosunu oluşturmada, daha da ileriye gidersek, "Genel Başkanı belirleme, seçme ve görevden alma, uzaklaştırma" gibi sınırsız yetkiye sahip!…

***

Demem o ki!… Saadeti bilen.. "Milli Görüşü" tanıyan… Bilir ki, bu yolda yürüyen her kim ise; geleneklere bağlıdır.… Dava adamlarını "sahiplenme" ve biat edicilik; saygı ve sevgi noktasındaki duruş yüksektir!…

***

Her kim olursa olsun!… O makamda oturanın sözü, hep dinlenilir.. Dinlememe gibi bir itiraz da pek olmaz!…

***

Bilindiği gibi, Saadet'in 2018'deki seçimlerde "kurduğu" ittifak "parti tabanından" yüksek tepki aldı..  Ki hal-i hazırda hala da o tepki, dozajı yüksek.. Özellikle, "millet ittifakı" içerisindeki "sinir bozucu" hal, parti adına yeni bir yol zorunluluğu oluşturdu…

***

İşte bu yol, yüksek derece "Cumhur'u" gösteriyor!.. Tabi bir diğer önemli nokta ise; Abdullah Gül dahil, AK Parti'den çıkan yeni partilerin de, "bu rotaya" alınması adına, Asiltürk ekseninde, "mekik" dokuma ihtimali de uzak değil… Bir hesap ve plan gözüküyor!..

***

NEDEN SADECE 8 ADAY?..

Çok konuşulan, Boğaziçi Üniversitesi'yle alakalı; ilginç bir durum var.. O da; "Rektör aday" sayısı!.. Şöyle ki, 8 öğretim üyesi "Rektörlük" için başvurmuş.. Bunlardan sadece 3'ü Boğaziçi'nde bilfiil, görevli.. Diğer 5 aday ise dışarıdan!…

***

YÖK verilerine bakıyorum!.. Son, rektör atamalarında, ki en düşüğü Dicle Üniversitesi.. Başvuran "Rektör adayı" sayısı 20'nin üzerinde.. Kimi yerde, 60-70'e varan başvuru söz konusu!… Az başvurunun sırrına gelince; "dışlanma korkusuymuş Boğaziçi üniversitesinde?"…

***

Demek ki!… İşin temelindeki "sinsilik" ideolojik ve politik!.. CHP'nin, arka bahçesine meyil olma hali!.. Yoksa, Rektör atamasından daha çok, atanan kişi üzerinde "kızıl kıyamet" kopmazdı?… Kayyım denilmezdi?..

***

YÖK Başkanı Yekta Saraç ne diyor?.. "Ülkemizde maalesef üniversite rektörü atanması, meselenin hem başlangıcı hem de sonucu olarak görülmektedir.. Asıl önemli olan, atama süreci sonrasındaki performans önemlidir…"

***

Yani ehil mi ve liyakatli mi; o zaman ortaya çıkar!..

***

Neyse, aranması gereken kriterin şu olması gerekmez mi?.. Sadece, Prof. olması yeter mi?… Değil..

Akademik birikim.. Liyakat.. Yönetim tecrübesi.. Mali donanım.. Uluslararası tanılırlık… Bunlar bir kriter…

***

Ya, Şehir, üniversite ve halk "şiarına" vakıf olma bilinci!… Peki, yerel, milli ve inanç nokta-i nazarındaki, "ölçülere"  sahip olması gerekmez mi?.

***

Sonuç itibariyle.. yönetim de.. Akademik faaliyette.. Atanan da, görevlendirilen de, liyakat ve ehliyet ölçüsüyle, bütünleşirse.. Dahası, üniversitelere her yönüyle hak ettikleri önemi verirsek, bugünkü sorunlarımızın birçoğu kendiliğinden çözülmüş olmaz mı?.. Sizce…

BULU HOCA'NIN YAPMASI GEREKENLER..

Bugün haftanın ilk günü ve mesai başladı.. Yani; yasak yok!.. Sevdim ben bu adamı dediğim; Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Melih Bulu Hoca'ya tesviyelerim var…

***

Hani gönül alma, minvalinde!… Kampüse adım attığında; "halay çeken" öğrenciler varsa, aralarına dal.. "Halay başı" ol..  "Yuh, yuh" diyenlere, gönül değil, beğeni koy.. Gördüğün her öğrenciye; "Merhaba" de.. Sonrası; nasılsın!..

***

Sırtını dönen, gördüğünde, yerinden kalkan hocalar varsa?.. Ne haber hocalar, diye sor.. Elini uzat… Gidene, hele gel bir çay içelim.. Hava güzel de.. Arada bir de, espriler patlat.. Soğuk değil, sıcak gülümsemeye önem ver..

***

Sen bunları yap!… Onlar bilmezse de; "halik" bilir!… Sevdim seni be, Bulu hoca!….

***

GÜNÜN SÖZÜ…

- İnsanları tanışırken değil, tartışırken tanırsın. Çünkü öfke, sallanan kişiliği ortaya çıkarır.