Görüş Bildir

KALEMİN DİLİ

Ömer Büyüktimur

omerbuyuktimur@hotmail.com

AZİZE… AZİZE.. AZİZE…

6.8 şiddetindeki, Elazığ depreminin, "çığlık, çığlığa" yükselen sesi oldu; Azize.. Azize.. Azize..

Ekrandan izliyorum… Bir taraftan, "haber koordinasyonu" diğer yandan gelen görüntülerin "içeriğine" odaklı, analiz!..

***

Genç bir bayan.. UMKE gönüllülerinden.. Emine Kuştepe.. Enkaz altındaki; "Azize Çelik" anneyle, telefonla görüşüyor.. Ne yapması gerektiğini söylüyor.. Moral veriyor.. Türkçe ve Kürtçe; "ne yapması" gerektiği bilgilerini aktarıyor..

***

Emine'nin, Azize'ye "sen şimdi oradakilerin annesisin, güçlü olmalısın. Merak etme birazdan sizi kurtaracağız.. Sakin olun.. Rahat nefes alın…"

***

Bir tarafta herkes Azize anneyle olan diyaloga odaklı, diğer tarafta 17 saattir süren enkaz kaldırma çalışmalarını yürüten, UMKE ve AFAD ekiplerinin, "özverili" mücadelesini izliyor..

***

Ve bir saat sonra!.. İşte o mucize, o mutlu son!… Kolektif bir mücadelenin neticesinde, Azize anne kurtarılıyor.. Tabi, eşi de, çocukları da, bitişiğindeki komşu da "hayata dönüş" yapıyorlar!..

***

Evet, yüreklerimizi yakan, bu kaçıncı kezdir "depremle" yüz yüze geldiğimiz bir gerçek, yaşam serüveninde!.. Elazığ'daki depremin de, "kahramanı, sembolü" hafızalara kilitlenen çığlığı; "Azize.. Azize.. Azize" oldu..

***

Elbette ki, Gönüllüler ordusundan oluşan UMKE'nin gönüllüsü Emine Kuştepe'nin, "Azize, oradakilerin annesisin" sözü; "birliğin, dirliğin ve sevginin" güçlü sözcüğü oldu..

***

MAVİGÖL BİNASI!…

İki kare resim.. Yıkılan binaya ait.. Birincisi deprem öncesi.. İkincisi deprem sonrası!..

***

İlk resim… Ne de güzel, albenisi yüksek.. Renkli, boyalı… Cezbedici.. Anlı, şanlı bir görüntüyle; denir ya "iştah" açıcı "benim de bu binada bir evim olsaydı" der gibi!..

***

İkinci resim.. O ihtişamlı binanın yerle bir olma" hali.. Tuz-buz olmuş! Yanındaki binalar dimdik ayakta.. Ama Mavi göl binası; çökmüş!… Kaybedilen canlar bu binanın enkazı altında..

***

İki resmin söylediği şu; "nasıl oluyor be kardeşim..!" Biri ayakta, biri tuz buz!..

***

Demek ki; ne deprem yönetmenliği.. Ne inşaat kontrolü.. Ne de, diğer denetimler!.? Beri yanda, Sivrice'nin "fay hattının" merkezi olması.. Hele ki, yıllardır "küçük çaplı şiddetle depremle" sürekli, yaşayan bir bölge iken!…

***

Ne diyeceksin!.. Van'da yaşadık, Erzincan'da yaşadık, Marmara'da yaşadık.. Dinar'da.. Daha bir hafta önce, Manisa'daki deprem… Demir yok, çimento yok, kum deseniz, "toz"…

***

Yani; ders-i ibret noktasında çok büyük bir "zafiyetler" yaşıyoruz!.. Ama; kime dersin!… Her deprem sonrası, konuşuyoruz, yazıyoruz, çiziyoruz!…

***

Yüreklerde bıraktığı kor ateşleri, geçmişle "kıyaslayıp" şu oldu, bu oldu, deyip duruyoruz!.. Üzerine hikayeler kaleme alıyoruz.. Kitaplar yazılıyor.. Uzmanı konuşuyor..

***

Yasalar, mevzuatlar, yönetmenlikler!.. Ama sonra; sanki deprem yaşamadık, sanki yüzlerce insanı ihmaller zincirine kurban vermedik, sanki Türkiye deprem kuşağında bir ülke değilmiş gibi; "her şeyi unutuyoruz.."

***

Demem o ki.. Deprem öldürmüyor.. Öldüren, ihmallerdir, zafiyetlerdir, sorumsuzluktur, plansızlıktır, iş bilmezliktir, fırsatçılıktır, hak, hukuk ve adaletin işlemeyişidir!…

***

Yoksa!… Oturulmaz diye rapor verilen "Mavi Göl'de" oturmaya devam edilinir miydi?.. Ya da, buranın yerel yönetimi olup-bitene "göz yumar mıydı?".. Yıkım kararına rağmen, "yıkım yapılır mıydı?"…

***

6.8 ŞİDDETİNDEKİ DEPREM…

Allah'a şükürler olsun ki.. 6.8 şiddetindeki Sivrice depremi, "kış" mevsiminde yaşandı.. Ya, "yazın yaşanmış" olunsaydı.. Şu anki kayıplarımız, yaralılarımız, yıkıntılarımız daha bir "kaybı yüksek" olurdu..

***

Sivrice!.. Hazar gölü kıyısındaki bir "turistik" ilçe diyebiliriz.. Yazın, nüfus oranı 20 kat artan bir bölge!.. Ki, Mavi göl Binası da, Sivrice'nin gözde binası.. Yol üzeri!.. Şimdi enkaz…

***

Şükürler olsun!.. Şu an için, ölü sayısı 35.. 1500'ün üzerinde yaralı var.. 45 kişi enkaz altından çıkarıldı.. Gelen bilgilere göre; yaralıların yüzde 99'unun "sağlık tehlikesi" bulunmuyor..

***

ACIYI HİSSEDEBİLMEK!…

İşte bu gözyaşı, her şeyin tarifidir.. Halkıyla, dertlenen, acısını kendi acısı olarak gören bir liderin, döktüğü gözyaşı!.. Koca bir yürek!…

***

O BÜYÜK DAYANIŞMA!…

Her şeye rağmen!.. Algı üreticilere.. Fırsat kollayıcılara.. İte, kopuğa, fitneciye, ırkçı ve şoven düşünce sahiplerine.. İdeolojik çukurun, pisliğinde debelenenlere.. Hırsıza, soyguncuya.. Acıları, yıkımları "kendine siyasi" malzeme yapan, zihin bozuklulara rağmen!…

***

O kahredici, sosyal medya paylaşımlarına.. Atılan "haince, nefret, gerilimi körükleyen" twitlere rağmen!.. Türkiye; "Deprem anından" itibaren bir kez daha "tek vücut" olup, birlik dayanışması gösterdi… Yani bize "biz" olduğumuzu hatırlattı...

***

Herkes bir olup "zor durumdaki" insanlara nasıl bir faydam dokunur arayışına girdi… Komşusundan, esnafına, polisinden, askerine, AFAD'ından, UMKE elemanlarına kadar… Zabıtası, itfaiyecisi…  Muazzam bir dayanışma; içerisinde "ilk andan" itibaren müdahil olundu…

***

Hele ki, yurdun dört bir yanında gönüllülük esasıyla kendi imkanlarıyla; "araçlarına, ellerinde ne varsa, yiyecek, içecek, giyim, battaniye" yükleyip, Elazığ'a gitmek üzere yola koyulanların, oluşturduğu kuyruklar!.. 

***

İşte bu tablo; şunu gösterdi ki; "bu milletin, bu devletin, bu toprakların "milli dayanışma ruhu" hiç bir şekilde, ölmez!….

***

SOYLU.. KURUM.. KOCA..

Üç bakan, ilk andan itibaren Elazığ'da.. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu.. Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum… Sağlık Bakanı Fahrettin Koca… Gerek kendi bakanlıklarının koordine edilmesi, gerekse de insani duruşları, depremzedelerle sağladıkları diyalog; gerçekten takdir edici…

***

Her ne kadar birileri, "talimatla" ordalar gibi çirkeflik gösteriliyorsa da!… İşi; farklı bir mülahazaya, taşıyorsa.. Ki bilinen şudur, Soylu, "dağ, taş, bayır, yaz, kış demeden" ülkenin en ücra köşesinde "koşuştuğunu.." Birileri işin kutsiyetini, emeğini, hakkını "gölgelemeye" çalışıyorsa da, halk takdiri hepsinin üstündedir!..

TEBRİKLER SİZLERE...

Hasan Basri Güzeloğlu.. Diyarbakır Valisi.. Ve, Büyükşehir Belediye Başkanvekili.. Bağlar belediye Başkanı... Elazığ depreminin hemen ardından, sergiledikleri tavır.. Devletin o sıcaklığını, şefkatini "hissettiren", kendi insani hassasiyetiyle "pekiştiren" ruhla, Elazığ'a gitmeleri..

***

Sağlık.. AFAD.. UMKE.. İtfaiye.. Zabıta.. Ve diğer kuvvetlerle birlikte, intikal etmesi.. Koordinasyonu bizzat kendisinin, sağlaması!.. Gecenin o eksi 8 derece soğuğunda, sergilediği çaba; "takdire şayandı?".. Tebrikler diyorum sizlere…

***

NACİ HOCA…

Acı bir tablo!… Naci Görür.. Jeolog.. Türkiye'nin "deprem haritasını" iyi bilen, koklayan, takip eden biri!.. Bir çok akademik çalışması, ödülü olan biri..

***

Ne gariptir ki, daha kısa süre önce.. Manisa depremi esnasında, bir analizi olmuştu.. O analizde, Elazığ'a dair şu seslenişte bulunmuştu..

****

Uyarmak istiyorum.. Elazığ-Bingöl arası fay hattı büyük bir risk taşıyor.. Her an, burada şiddeti yüksek; deprem olabilir?"…

***

Ve bir kaç gün sonra; yaşanan felaket!… Naci hoca dün de, ekranda değerlendirmesini yaptı.. "Bölgedeki risk hala büyük.."

***

Biliyor musunuz!… Naci Gür hoca bir Elazığlı.. Yüreğindeki acısı farklı sanırım…

***

 

DEVLETİN YARDIMA İHTİYACI YOK!…

Önceki gün, Cumhurbaşkanı Erdoğan deprem bölgesinde incelemelerde bulunurken; böyle seslendi.. "Devletimizin yardıma ihtiyacı yok.. Kimse kampanyalara kanmasın.. İlla ki bir yardım yapılacaksa, AFAD ve Kızılay'a yapabilirler?"..

***

İşte bu uyarıya rağmen!.. Nedense, deprem gibi yaşanan felaketler esnasında, birileri anında "kampanyalar" üreterek, cep telefonlarıyla mesajlar yollayıp; "yardım" isterler…

***

Vakıflar, dernekler banka hesap numaralarıyla "çağrı" yaparlar.. Ne hikmetse, Elazığ depreminde de, yine vazife üstlenen oldu.. Ne gariptir bazı resmi kurumların da, alaka gösterir hali!… Sizce, arıza-i bir "çığlık yok mu?"… Aç, açıkta kalan var mı ki?..

***

Dün, Soylu da benden bir tepki verdi.. Hiç bir yardım organizasyonu, kendi başına Elazığ ve Malatya'ya giremez.. Varsa bir yardım, AFAD koordinasyonu aracılığıyla, gerçekleştirilebilinir?…

***

SİZ LEJYONERLER…

yaşanan acı vakıa üzerinde; "ağız dalaşına" giren siz siyasiler ve yetmeleri lejyonerler.. Yeter artık; sizden bu halkın çektiği.. İnsanlık "karakterinden" çıkmış haldesiniz.. Ha bire "fitne üreterek" halk nezdinde hasım üretiyorsunuz..

***

Sizin bu merhametsizliğiniz.. Sizin bu "sapık" siyasi karakteriniz.. Sizin, acıdan, ölümden, felaketten anlamaz, bozuk ruhunuz!.. Bilesiniz ki, "er ya da geç" sizi yakıp yıkacaktır.. Siz siyasiler, bindiğiniz dalı kesiyorsunuz…

***

Diyorsunuz ki, öyle bir hale gelinsin ki; "komşu komşuya" yardım eli uzatmasın.. Siz kendinizi düşünün.. Bu millet, her türlü fitne üretici ruhu, elinin tersiyle "ittiği" gibi iman düsturuyla, "ümmet olabilmenin" elini terk etmeyecektir…

***

 

BAŞSAĞLIĞI…

Ölenlerimize, Allah'tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum… Başımız sağ olsun!…

***

GÜNÜN SÖZÜ...

Bin nasihatten bir musibet yeğdir