Görüş Bildir

KALEMİN DİLİ

Ömer Büyüktimur

omerbuyuktimur@hotmail.com

KONUŞ DA KONUŞ!…

Ama ne konuşma!!… Halk deyimidir.. Denir ya; "ağzı olan konuşuyor?".. Tıpkı bizim gibi.. Aynen de öyle.. Şu "virüs" illetini konuşmayan kaldımı ki?.. Sanmıyorum!… "Konuşan konuşana..!"  Ehil mi, liyakat mı, sorumlu mu, uzman mı, mevzuat sahibi mi önemli değil?.. Ki biz de artık, ayırım yapmıyoruz? Yeter ki, konuşabilsin!.. Etkili mi, yetkili mi, ünvanlı mı, unvansız mı, ona bakmıyoruz?…

***

Ama bazıları var ki, konuşmanın ötesinde, "pes" dedirtiyor.. Çünkü, hüküm veriyor, kural koyuyor, reçete sunuyor.. Şunu ye, şunu yeme, şunu yap, bunu yapma?. Aman ha şuna dikkat!.. Şunu sirke ile yıka, bunu dezenfekte et… Mübarekler, bir dizi, "ifade ve fetva" sıralıyorlar.. Tıpkı, çok denklemli matematik sorusu gibi; çöz çözebilirsen!… Ha bir de, soruya odaklanıp, çözüm bulma aşamasında iken; hop bir başkası arz-ı endam ediyor… O öyle değil, böyle olmalı!..

***

Tıpkı, "kelle paça", tıpkı "sumak", tıpkı, sarımsak, soğan.. Tıpkı, greyfurt.. Tıpkı, kırmızı et, balık ayırım.. Yani; "insan ne yiyeceğini, neyi tüketeceğini" artık fen bilimine döndü… Hele ki araya bir de hukuki, siyasi, ticari, dini "etkileşimler de" sıkıştırılmaya çalışılması da, çözüm isteyen bir başka, denklemi ikmale getiriyor!.. Ona çözüm eforu sarf ederken, bir başka fasıl organizasyonu çıkıyor, fetva bu diye!?..

***

Özü itibariyle.. İşin hakikatine, kısa ve net fikri beyanına geldiğinde.. Bu virüsün henüz bir ilacı ve aşısı keşfedilmiş değil.. Bir dizi laboratuvar tetkikleri söz konusu. Ama kesin bir sonuç yok.. Bilim Kurulu ne diyor; ona bakalım?.. Çünkü, en az konuşan "kurulun" ortak fikri.. Her ne kadar, "kurul üyeleri" çok konuşuyorsa da, genel ittifak yok; tek söylenen "bağışıklık sisteminin" güçlü olması!..

***

Yani; bu işin "üstesinden" gelinebilecek en büyük "panzehir" olma noktasındaki silah kişinin "bağışıklık sisteminin" güçlü olmasındaymış!.. Kişinin bağışıklık sistemi güçlüyse, "hastalıktan" kurtulma şansı yüksek!… Ki bu güçlülük de, kişinin "kendini" sağlıklı, dinç, iyi hissetmesiyle ilişkilidir… Kişi kendini ne kadar iyi, sağlıklı, güçlü, dinç, zihinde hissediyorsa, yediğini içtiğini biliyorsa o kadar güçlü ve büyük bir "bağışıklık" sistemine sahiptir!…

***

Korkuyu, paniği, tedirginliği alt edebiliyorsa!.. Her anını; "moral ve motivasyonu" yüksek tutma becerisiyle, buluşturuyorsa.. Bilimsel bir öneriyle, 14 Kural'ını da, kendine şiar edinmişse, bu demektir ki; "virüs" teğet geçecektir…  Bağışıklık sistemi.. Moral ve Motivasyon!.. Zihin, sağlıklı düşünme!.? İyi güzel, hepsi hoş!.. Peki; "nasıl iyi hissedeceğiz" kendimizi!… Bağışıklık sistemimizi, nasıl güçlü kılacağız?..

***

Aslında cevap basit.. Tıpkı, virüs salgınına karşı, "tedbirlerin" basit olması gibi.. Risk yüksek, tedbir basit.. Ama gel gör ki; "kazın ayağı" hiç de öyle değil.. Basit tedbirleri; "biz önemsiyor muyuz, uyuyor muyuz, dikkate alıyor muyuz, yoksa zıttı noktadayız?" Zıt seyirdeyiz…

***

Yoksa; virüs bu kadar yaygın, bu kadar hızlı bir yol alıcı olur muydu?. Ölümler, vakıalar, bu kadar artar mıydı?.. Yeni yeni tedbirler, yasaklar, kurallar getirilir miydi?.. Ne mümkün?… Demek ki, ne moral, ne zihin, ne bağışıklık sistemi ve ne de söylenenler "bir bütünlük" içermiyor.. Sürekli biri, diğerini "olumsuz" tetikliyor.. Çünkü, her şey "ağzı olan konuşuyor" noktasında, curcuna!…

****

İşte; "evdekal" sloganıyla geliştirilen "evde hayat" var.. Doğru!.. ama gel gör ki, zaman uzadıkça; ağzı olanların konuşmalarını dinledikçe, yeni yeni söylemler oluşunca; hayat hücre hapsine dönüyor… Ne diyor, zat-ı muhterem!.. "Telefonlar kanser yapıyor?"… Yani, telefonu kendinizden, 1.5 metre uzaklıkta tutun.. Tablet, laptopla aralıklarla meşgul olun!… Aşırı tv izlemeyin…  D-Tipi cezaevinden beter bir mahkumiyet!..

***

 

Bir de sosyal mesafe sözleşmesi.. Evdekiler de, "maskeli, izole edici" olunmalı.. 1.5 metre uzak dur.. Çocukla, yaşlıyla, aynı odayı kullanmayın!… Kilolarınıza dikkat edin.. Spor yapın, ama aynı odada iki üç kişi birlikte yapmayın!… "Virüs" illetinin yarattığı dert, düşünce, zihin bunalımına karşı, bir de "telefonun kanseri, odanın izolasyonu, tek oda, iki metre mesafe" evdeki yaşamın "hapishane" hücresine dönüşme hali!..

***

Deyin bakalım!… Tüm bunlar hangi insanımızda, kişide, bireyde.. Ki, yaş oranı diye bir ayırım yapmıyorum.. ister 30 ister 40 olsun.. Kimin kafası, morali, zihni, düşüncesi, bağışıklık sistemi "yerinde" olur; bozuk olmaktan öte!… Galiba; biz de çok konuştuk!…Baksanıza, uzattıkça, uzattık.. Neyse ki, ülkemiz dünya ülkeleri arasında şuan virüsle savaşan ülkeler içerisinde "en iyi savaşan" ülke konumunda!…

***

Bir de, Diyarbakır’ımız.? ki Güneydoğu bölgesinde de; "virüsle mücadelede" sahadaki veriler, moral ve motivasyon açısından, sevindirici gelişmeler içeriyor.. Yani, ölüm ve vakıa sayımız, batı illerine göre düşük!…. Bu arada, havalar da ısınmaya başlıyor.. Her ne kadar, arada bir yağmur yüzünü gösteriyorsa da, meteorolojinin dediği gibi, havalar artık ısınıyor.. Ki, Abdurrahman Şenyiğit hocanın ifadesiyle.. Bu "virüs sıcağa dayanmaz..."

***

Yani, Diyarbakır'ın o kavurucu, Karacadağ taşının 40-50 dereceyi bulan sıcak havası karşısında, "Covid-19" yelkenleri suya düşürecek!..  Hasılı, virüs testindeki "pozitif" sonucun etkisiyle değil, sağlıklı yaşam testindeki "pozitif sonuçla düşünmeyi" hep öne çıkaralım!…

***

TIP'IN TURŞUSU!...

Bizde; doğru söze "şapka çıkarılır" diye bir söz var… Önceki gün canlı yayında, bir öğretim üyesinin kullandığı bir ifade oldu… Özellikle, "çok konuşan" bazı, bilim adamlarımız var ya!.. Şunu ye, bunu yeme deyip; "sükse" yaparak fetva çıkaranlar…

***

İşte onlara dair denir ya "lafı gediğine" koymak.. Böyle bir söz söyledi… Ben o söze "Beyler.. Bayanlar" hitabesini ekleyerek,  aynen şöyle dedi…

"Tıp dediğiniz şey, çayla, çorbayla, turşuyla, kelle paçayla olmaz.?"

***

KARATAY HOCA'YA SORUM!…

Tıp'ı, virüsü "yeme içmeye" indirgediği için!.. Hele ki, kelle-paça önermesiyle gündem olan Canan Karatay'a benden bir soru!.. Bilmem ne der?

***

Hani herkes evde.. Yiyecekler de, "hazır paket servisiyle" evlere servis, serbest.. Ki verilere göre, şuan "evlere yemek servisi" yapan şirketler en çok kazanıyor…

***

Sorum şu… "Lahmacun.. Piza.. Pide.. Izgaralıklar.." Bunlar, "virüse" karşı etkili mi, evdeki izolasyonu güçlendirir mi?.. Tabi bir de, "virüs sonrası" durum ne olabilir?…

***

GÜNÜN SÖZÜ..

He kovid, he hele bi sıcaklar gelsin, sen o zaman görürsün!…