Görüş Bildir

KALEMİN DİLİ

Ömer Büyüktimur

omerbuyuktimur@hotmail.com

KUYUMCU DOSYASINA GİZLİLİK!…

Zerya Kuyumculuk, kentin en sıcak gündem maddesi olmaya devam ediyor!..

Konuşulan, tartışılan, iddialar "havada" uçuşuyor...

200 milyonun "sırrı" açısından herkes bir şeyler söylüyor?!…

Ki sosyal medyadaki konuşulan…

Dün gün boyu, "Kadim Şehirde Neler Oluyor" başlık altındaki "Kuyumcu ve kendini MİT, Polis ve Asker diyerek tanıtan iki yüzlüleri ele alan" yazıma dair, yoğun telefon ve mesajlar aldım…

Galiba neşter, doğru bir yerden vuruldu…

Çünkü, bize anlatılanların hepsi "dudak uçuklatan" cinsten…

***

Ancak, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı yürüttüğü soruşturma kapsamına dün itibariyle "dosyayla" ilgili gizlilik kararı aldı..

Artık, soruşturma "gizlilik" kapsamında yürütülecek!?…

Yani pek bilgi dışarı sızmayacak.. 

Bu da demektir ki; bizim de mevzu üzerinde pek mülahazamız olmayacak?…

Hadisenin yargı mecrası bekleyip görelim "adalet" nasıl tecelli edecek, sürecine girdi!?..

***

Tabi, işin "kurumlar" ölçeğinde yani bürokratlar açısından, "idari" yönde başlatılan soruşturma da genişlemeye başladı..

Gelen bilgilere göre, adı geçen üst düzey bürokratlarla ilgili kurumda, İçişleri Bakanlığı da müfettişler görevlendirdi..

Şu an, kente gelmeye başladılar.. Her kurumda bir karargah kurulmuş!..

Özellikle, "nerden buldun" diye sorgulaması yapılıyor..

Kısacası, Zerya kuyumculuğunun "hamuru" görünen o ki; su almaya devam edecek!..

***

 

Buarada, bu akşam Büyüktimur'la Gündem'de bu mevzuyu tartışacağız.. Konuklarım, Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Alican Ebedinoğlu, Kuyumcular ve Sarraflar Odası Başkanı Yunus Öner ve Hukukçu Aydın Altaç olacak.. Denir ya, A'dan, Z'ye mevzuyu masaya yatırıp tartışacağız… Bilginize..

***

DİCLE ÜNİVERSİTESİNDEKİ RÜZGÜR!

Dicle'nin diğer yakası.. Dicle Üniversitesi..

Yine hararetli!.. Ve yine; "sıcak gündemleri" bağrında, üretiyor…

Hele ki, Temmuz'da yapılacak olan; "rektörlük" seçimleri, atmosferi daha bir kulis yoğunluğuna ve "gerilime" sokmuş gibi…

***

Nitekim, "gerilimin" sinyalini verdiren ilk istifa, ya da görevden alınma hafta sonu basına yansıdı… 

Hastaneler Başhekimi Prof. Dr. Ali Kemal Kadiroğlu…

4 yıldır yürüttüğü Başhekimlik görevini artık, başka bir isim yürütecek..

O kişi de, Dekan Yardımcısı Mehmet Akdağ…

***

Ancak Kadiroğlu "görevi mi bıraktı, yoksa Rektör Talip Gül tarafından görevden mi alındı?…"

İşte bu iki nüans üzerine üniversite bir hayli konuşuyor…

Özellikle, "görevden alınmayı?"…

Bir iddia var ki, o da "disiplinsizlikten" görevden alındı gerekçesinin sunulması!…

***

"Disiplinsizlik" içeriği nedir bilmiyorum.. 4 yıl içerisinde yaşanmadı da, bir hafta içerisinde mi yaşandı?..

Buna pek inanmıyorum..

Gül ile Kadiroğlu'nu "çatıştırmak" için mı, yoksa üniversitede "grupların" husumetini körüklemek için mi?..

Her ne ise; vaka genel itibariyle; "kazanı" taşırma gayretine odaklıdır…

***

Çünkü, Kadiroğlu'nun Rektör adayı olduğunu duyurduğu ve başvurusunu yaptığı bir evrede, Gül tarafından "görevinden" alındı şeklinde yansıtılması; "hoş karşılanacak"  bir tavır, söylem ve karar olacağını sanmıyorum..

Eğer ki, Gül Rektörlüğe yeniden adaylık gibi bir niyeti hasılsa; "etkinin tepkisi" yüksek olur…

***

Umarım, iki tarafta "kılıçları" bilemiş kişiler olarak, kendilerini "adaylık" arenasında, hırpalamazlar!..

Ve umarım, basına yansıyan şekli bir durum, söz konusu değil..

Ve umarım ki, Kadiroğlu "rektörlük adayı" nedeniyle Rektör Gül'e "hocam görevde kalmam etik olmaz deyip, istifa etmiş" bir tavır sergilemiştir..

***

Rektörlük adayı kulislerine dair; bilahare sohbetim olacak.. Zaten, yeni mevzuata göre "seçim" yok..

Öyle, akademisyenlerden "oy" isteme gibi, kapı kapı dolaşma dönemi, artık yok..

Cumhurbaşkanı Erdoğan adaylar içerisinden birini "tercih" edip atayacak..

Liyakat, ehliyet ve üniversiteden, yansıyacak "analizler" etkili olacak?..

Neyse, daha çok konuşacağız!...

***

Z KUŞAĞINA DAİR İKİ KELAM DA BİZDEN!…

Edersem!.. Ki etmeliyim.. Zaten son günlerin "önem arz" edici, mevzusu.. Özellikle, "pandemi" dönemiyle, öne çıktı..

Konuşan, yazan çizen çok… 

Ama benim kelamım, "Z" kuşağının şahsı münhasırına yönelik değil..

12-15 yaş arasındaki; "gençlere" yönelik "yaşam kültürleri, hayata bakışlarıyla" alakalı kelamım şimdilik "baki" kalsın..

Onlarla kelamım, onların yaşadığı "kendi dünyaları" diye ifade ettikleri "sosyal medya" arenasındaki dille, olacak…

Şimdi ki, kelamım, "onlara" dair birilerinin ortaya koyduğu; özellikle kelli-felli siyasilerin, abilerin, analistlerin, bazı kalem çalanların, "ucube" analizleri ve dışlama siyaseti üzerine olacak?!!…

***

Neymiş; "apolitiklermiş..!" İyi de, neye göre, hangi kritere göre ve kime göre; "bu tünelde"  apolitik olarak  takılıp, bulunuyorlar?!…

Eyy siyasiler..

Bilesiniz ki, bu "Z" kuşağı diye, tanımladığınız kesim; 13 milyon civarında bir genci kapsamaktadır!.. Nüfusun, yüzde 12.5'una tekabül ediyor..

Ve bunlar 2023'ün de ekseriyetiyle "genç seçmeni" olarak karşınıza çıkacak; "milli irade" kimliğini alacak?…

***

Sandığa giderler mi?.. Oy tercihi kimden yana olur?.. Ya da "apolitik" halleri, bir "ideolojinin" peşinde süreklenir mi?…

 "Sosyal medyadaki" bağımlılıkları, ne kadar etkili olur?..

Bir "dizi" fikri mülahaza söz konusu olabilir, ikmale getirilen sorulara ve yeni sorulara ilişkin..

Ki, "sandık başına" hepsi gitmez diye tez ortaya konulsa da; bu minvalde "yanılgı" çok büyük!..

***

Çünkü, bu nesil.. Bu yarının seçmenleri.. Bu "apolitik" dediğiniz Z kuşağı!..

"Bir fabrikasyon" ürünü değiller..

Hepsi "bireydirler?"… Önceki nesillere  göre çok farklılar… Bu doğru..

Kendilerinden bir önceki nesille "kuşak" farkı kadar; yaşam kültürü de değişken, uzak!!..

Hatta onların, anaları-babaları konumunda olanlar dahil; "ayrışırlar" hayata ve yaşama bakışları; "eldeki tablet, cep telefonu" ve soluklandığı "sosyal medya" atmosferi…

***

Ama bu değildir ki; "apolotik" diye "topyekün" çuvala konulan, "iş görmezler" bir kuşaktır…

Öyle, "duyarsız, sorumsuz, gamsız, sorgusuz, sualsiz, vurdumduymaz" diye, atıl değiller..

Onları farklı kılan aslında "sosyal medyanın" yarattığı politize olmuş, "anlık" halleridir…

***

Ülkenin ve milletin, siyasi, sosyal, ekonomik, kültürel "sürecini" okuyamayan, "layıkıyla" anlamayan, "pek sorumluluk" göstermeyen, gençler olarak, kimse görmemeli..

Böylesi bir gafletin içerisinde de düşmemelidir…

Hem kendisine, hem nesle "ihanet" eder...

***

Çünkü, siyasi tercihleri farklı.. İyimser olan da var, kötümser takınan da..

Allah'a inanan da var, inanmayan da var..

Konuşan var, konuşmayan var, gülen var, sürekli somurtan var?…

Kısacası kimse "tek makinadan" çıkmış bir ürün değil..

Ama; bulundukları kulvar "sosyal medya"..

***

Özü itibariyle!.. Siyasiler.. Parti liderleri.. "Z" kuşağını, süreçlerine dahil etmek istiyorlarsa..

Onları "yakalayıp" birlikte yürümek gibi, "politika" ortaya koyacaksa; öncelikle onları yönlendirmeye değil, "anlamaya, bilmeye, diyalog" yollarını bulmaya çalışmalı…

***

Tabi, siyasiler kadar da, eski kuşaklar da.. Abiler, ablalar ve ebeveynler için de "tez" böyledir..

"Sağlıklı, gerçekçi, samimi ve dürüstçe" yaklaşım göstererek, "ilişki" yollarını seçmeli!..

Bu "gece-gündüz" takılı kaldıkları; "sosyal medya" dünyasına kendilerinin de dahil olmasıyla mümkün olabilir?…

***

Yeter ki; "onların" dünyasına girip, dahil olun..

Bir oyun, bir twit, bir resim, bir video paylaşım, bir espri, bir "nükte" söz!..

Çok şey değil!… Çağın, teknolojinin ve imkanların "ikmale" getirdiği onların "bizim dünyamız" dedikleri sosyal medya dünyası "gözardı edilmemeli.."

***

SANCAR'IN ÇIKIŞI!…

Mithat Sancar.. HDP Eş Genel Başkanı.. Geçen hafta katıldığı bir canlı yayın programında; şöyle bir laf etti… "PKK ile hiçbir ilişkimiz yok.."

***

Bu çıkışı üzerinde "niyet" okuyucu çok oldu.. Kimi, "alay ediyor" dedi.. Kimi, "huy çıkmaz" diyor.. Kimi "mağduriyetlere" yatıyor diyor.. Kimi de, "yeni bir sayfa"?..

***

Öncelikle; "ilişkimiz yok" sözü!.. Ortada olan, tablo.. Özellikle, siyasilerin beyanatları.. Peş peşe gelişen "gözaltı, soruşturmaların" içeriği.. Doğrusu, "beyanı" atıl hale getiriyor..

***

Ama!.. Sancar'ın söylemi.. Buldan'ın "ittifaklar açısındaki" sözleri.. Hepsi, bir kefeye konulduğunda; HDP yeni bir sayfa açmak istiyor, analizi çıkar.. Ki, Demirtaş'ın da "biz bizi çek etmeliyiz" sözünü de, eklersek!…

***

Bekleyip görelim; "bir şeyler olacak mı?"…

Nitekim, hep söylenilmiyor muydu?.. "HDP PKK ile ilişkisini kessin, arasına mesafe koysun.. Terör örgütüne müdahil olmasın"… Yani, "Türkiye partisi olsun"

***

 

O zaman denir ya, "zararın neresinden dönülürse kardır?".. Yanlışın, durağını terk edip, doğru yola giriliyorsa.. Yapılması gereken; "itip-kalkmak" değil, sahiplenmek!…

***

GÜNÜN SÖZÜ…

Virüse karşı tedbir var, ama dikkat yok!…