İspanya'da Katalonya sorunu yeniden alevlendi

İspanya'nın en önemli iç meselesi olan Katalonya sorunu, ülkede 23 Temmuz'da yapılan erken genel seçimlerin ardından kurulmak istenen azınlık sol koalisyon hükümetinin, Katalonya'daki ayrılıkçı siyasi partilerin dış desteğini almak zorunda olmasından dolayı bir kez daha ana gündem maddesi oldu.

İspanya'da Katalonya sorunu yeniden alevlendi

Seçimlerden birinci parti çıkan sağcı Halk Partisi'nin (PP) Mecliste yeterli çoğunluğu yakalayamayıp azınlık hükümeti için güvenoyu alamamasının ardından, Sosyalist İşçi Partisi (PSOE) ve sol görüşlü partilerin ittifakından oluşan Sumar arasında, ayrılıkçı Bask ve Katalan siyasi partilerin dışarıdan desteğiyle kurulmak istenen azınlık koalisyon hükümetine yönelik müzakereler devam ediyor.

Siyasi takvim gereği yeni bir seçime gitmemek için 27 Kasım'a kadar Meclisten güvenoyu alması gereken PSOE ve Sumar, aralarında anlaşsa da henüz Katalonya'daki iki siyasi partiyi tam olarak ikna edemedi.

Müzakereler, Katalonya'daki bağımsızlık yanlısı girişimler kapsamında yasa dışı olarak yapılan 9 Kasım 2014'teki halk oylaması ve 1 Ekim 2017'deki referandum süreçlerinden sonra hüküm giyen ya da haklarındaki yargı süreci devam eden ayrılıkçı Katalan siyasetçilere ve sivil toplum kuruluşları (STK) temsilcilerine getirilmesi planlanan affın kapsamında kilitlendi.

Olası bir koalisyon hükümetinin büyük ortağı konumunda bulunan, mevcut Başbakan Pedro Sanchez'in liderliğini yaptığı PSOE, dışarıdan desteğini almak için Katalonya Cumhuriyetçi Solu (ERC) ile anlaşsa da henüz Katalonya için Birlik (Junts) partisiyle el sıkışamadı.

Katalonya'daki yasa dışı referandum döneminde özerk hükümetin başkanı olan ve sonrasında İspanyol yargısından kaçarak Belçika'da yaşayan, Avrupa Parlamenteri Carles Puigdemont'un liderliğindeki Junts, PSOE ve ERC arasında varılan af yasası taslağının daha kapsayıcı ve hukuki altyapısının daha çok garanti vermesini istiyor.

ERC ve Junts arasında Katalonya'da yaşanan siyasi çekişme de bu süreci zorlaştırıyor.

Henüz resmi olarak Meclise getirilen bir af yasası olmasa da basına yansıdığı kadarıyla olası bir yasanın, hüküm giyen ya da yargı sürecinde olan 400 kadar ayrılıkçı Katalan siyasetçiyi ve STK temsilciyi kapsayacağı, ayrıca Katalonya özerk yönetiminin borcunun bir kısmının (yaklaşık 15 milyar avrosunun) İspanyol hükümeti tarafından karşılanacağı iddia ediliyor.

Yasanın basında yer aldığı gibi çıkması halinde, ERC'nin eş başkanı olan, referandum sürecinden sonra aldığı 13 yıl hapis cezası 22 Haziran 2021'de İspanyol hükümeti tarafından affedilse de 2031'e kadar kamu görevinden men cezası bulunan Oriol Junqueras, İspanya'ya girmesi halinde İspanyol mahkemesi tarafından çıkarılan hakkındaki arama ve yakalama emrinden dolayı tutuklanacak Carles Puigdemont'un da aralarında olduğu hüküm giyen ya da yargı süreci devam eden tüm Katalan siyasetçilere genel af gelecek.

Ayrıca Katalonya'daki bağımsızlık yanlısı girişimlerde sokaklarda şiddet olaylarını ateşleyen "Cumhuriyeti Savunma Komitesi" (CDR) ve "Demokratik Tsunami" adlı STK'lere bağlı olup mevcut durumda İspanyol mahkemesinde "terörizm" suçuyla soruşturulan bu örgütlerin üyeleri de aftan yararlanacak.

SAĞ PARTİLER, AYRILIKÇI KATALANLARA GETİRİLECEK OLASI BİR AFFA KARŞI MEYDANLARA İNİYOR

Katalonya sorununu yeniden canlandıran tüm bu siyasi girişimlere sert bir dille karşı çıkan sağ görüşlü Halk Partisi (PP) ve aşırı sağcı Vox ise "İspanya bölünüyor, demokrasi ve hukuk devleti çöküyor" iddiasıyla meydanlara inme karara aldı.

PP lider Alberto Nunez Feijoo, ayrılıkçı Katalanlar için getirilmesi planlanan affın "hukukun üstünlüğüne saldırı ve İspanya tarihindeki en büyük demokratik gerileme" olduğunu savunarak, İspanyolları ülke genelinde 12 Kasım'da meydanlarda gösteri yapmaya çağırdı.

Vox partisinin lideri Santiago Abascal da "darbe" olarak nitelendirdiği af girişimine karşı sadece iktidar ortağı oldukları özerk ya da yerel yönetimlerde değil, Meclis ve Senato'da da bu yasanın geçmemesi için her şeyi yapacaklarını, Anayasa Mahkemesi'ne de başvuracaklarını söyledi.

Abascal, Vox sempatizanlarına, af karşıtı gösterilerde "provokasyonlara gelmemeleri" çağrısında bulundu.

İlk olarak 3 Kasım'da PSOE'nin Madrid'deki merkez binası önünde yapılan olası af yasasına karşı toplanma eylemi, ülke genelindeki PSOE binaları önünde başladı.

İspanya'da son birkaç gündür, bazı küçük yerleşim yerlerindeki PSOE parti binalarına yönelik saldırılar da gerçekleşiyor.

AF TARTIŞMALARI YARGIDAKİ KURUMLARI DA KARŞI KARŞIYA GETİRDİ

Diğer yandan af tartışmaları yargı içindeki kurumları da karşı karşıya getirdi.

İspanya'da hakimler ve savcıları temsil eden üst kurum olan Yargı Genel Konseyi ile Yüksek Mahkeme hakimleri ve savcıları, af yanlısı ya da karşıtı manifestolar yayımlamaya başladı.

Ayrıca Demokratik Tsunami örgütü ile ilgili terör soruşturmasını yürüten Ulusal Mahkeme Hakimi Manuel Garcia Castellon, Junts lideri Carles Puigdemont ile benzer bir şekilde İspanyol yargısından kaçan ve İsviçre'de yaşayan ERC Genel Sekreteri Marta Rovira'nın da aralarında olduğu 8 siyasetçiyi kovuşturmaya dahil ederek, sanık olarak ifade vermeye çağırdı.

Ulusal Mahkeme Savcılığının ise bu karara itiraz edeceği bildirildi.

Kaynak: Diyarbakır Söz