Görüş Bildir

GÜNÜN YORUMU

TÜRKİYE?DE NELER OLUYOR?!

Evet sevgili okurlar!..

Günümüz Türkiye’sinde yaşanan ve vuku bulan, ahlaki değerlere, aile mefhumuna, din ve inanç hürriyetine, adalet ve hukuk işleyişine yönelik tahribatların, suikastların haddi hesabı yoktur..

Çöktükçe çöküyor, battıkça batıyor..

Ve ne hazindir ki; tüm bu olumsuzluklara, Yasama, Yürütme ve Yargı erki tabiri caizse “seyirci” kalmakta, kimi noktada “adeta körükleyici” bir mekanizma olarak, işlem görmektedir..

Çözüm üretmiyor..

Halk deyimiyle; “olup-biteni” ciddiye almıyor..

Günlük hayat akışı içerisinde oluşan manzaralar hiçte iç açıcı değil..

Sokaktaki yaşamı bırakın bir kenara?.. Sokakta, kim kime, dumduma!...

Ancak devletin resmi kurum ve kuruluşlarının bünyesinde olup bitenler “beterin beteri..!”

Her şey, keyfiliklere dayalı yaşanıyor.

Ceberuti ve zorba anlayışlar adeta cirit atıyor...

Kimin eli kimin cebinde belli değil.

Yaşanan çok büyük yanlışlıklar zincirinin sürekli uzaması, yeni halkaların eklenmesi, der demez vatandaş tarafından sorgulanıyor... Ve şu çığlığı attırıyor..

 “Devlet nerede, Bakanlıklar nerede, Millet nerede diyor?...”

***

Sevgili okurlar...

Geçtiğimiz hafta zorunlu bazı nedenlerden dolayı sizlerle sohbet edemedik.. Ancak bu süre içerisinde, aldığım bir dizi not var.. Ki masamda hayli birikmiş; “ivedi ve can alıcı” hadiselere dair, bilgi notlarını içeriyor...

İşte bunları, bugün itibariyle, önemine binaen, peyderpey siz değerli dostlarımızla, paylaşacağız..

Bugünkü yazımızın da temel stratejisi ve ana maksadı direk olarak İçişleri Bakanımız sayın Süleyman Soylu’ya yönelik olacaktır..

Soylu yakından tanıdığım ve bildiğim bir şahsiyet...

Çok değerli bir insan olma hasebiyle ona ithafen, bu yazıyı kaleme alıyorum...!

Kısmet olursa, bundan sonra da her gün bir Bakanlığın bünyesinde olup bitenleri, “irdeleyerek” burada konu edeceğim...

O bakanlığın, bakanın, idarecilerinin ve kurumsal işleyişindeki, pozitif ve negatifi yönünü ele alıp, sizlerle birlikte “ilgiliye ithafen” deyip, birer açık mektup mahiyetiyle sesleneceğiz..

Pek tabi ki, kimseye ders verme, ya da baskı altına alma gibi bir hakkımız olmadığı gibi haddimiz de değil…

Ama memleket adına, kamuoyu adına sesleneceğiz..

Sevdiğimiz Bakanlara bakanlıklarının bünyesindeki olup bitenleri “dost acı söyler” mahiyetiyle, aktarıp, uyaracağız...

Bu gerek il valileri olabilir, gerek kaymakamlar olabilir, gerek Belediyeler olabilir, hatta köy muhtarları dahi olabilir...

Bizim için, makam, mevki, kişi önem arz etmiyor, önemli olan; “o kişinin ehil, liyakat, hakkı, hukuku ve adaleti, eşit bir kimlikle, vatandaşa hizmet” olarak yansıtıyor mu, yansıtmıyor mu?

Bu itibarla bugünkü sohbet köşemize aldığımız notlardan ilki, İçişleri Bakanlığını ilgilendirdiği için, Sayın Süleyman Soylu’ya ithafen diyerek, söze başlıyoruz...

Evet sevgili Bakanım sayın Süleyman Soylu Bey efendi..!

Bakanlık görevine gelmeden önce de, sizi tanıyan, seven, saygı gösteren, bir çok kez hasb-i hal içerisinde bulunmuş biri olarak, az sonra sizlere aktaracağım mevzular, kamuoyunun derdi olduğunu belirterek, İnşallah dikkate alır, “çözüm” yolları geliştirirsiniz!...

İnanıyorum ki, duyarsız kalmayacaksınız!...

Öncelikle şunu ifade edeyim...

Bugün 81 ilde, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki bazı illerimizin bünyesinde, sizin bakanlığınızı ilgilendiren kurumlarda “hiçte hoş olmayan” hadiseler yaşanmaktadır..

Bazı valilerin, kaymakamların ve kayyumların halka karşı yaptıkları davranışlar hiç iç açıcı değildir.

O ilin temel sorunlarıyla ilgilenmesi gerekirken, ilgilenmiyorlar...

Taşıdıkları sorumluluklarını unutup, o ilde hiç sevilmeyen, karşılığı olmayan, enva-i şaibeye bulaşmış, çıkar ve menfaat gruplarıyla “iş tutmakta” işbirliği içerisinde olmaktadır...

Tabiri caizse “etle tırnak” gibi; “birbirlerinden” ayrılmıyorlar...

Ki bu hal, halkın nazarı dikkatini çekiyor... Tepki doğruyor..

Sanki bilinçli bir şekilde, AK Partiye “kumpas” kurarcasına, AK Parti’ye oy veren insanları, küstürmektedirler..

Manevi bağlarını koparmaktadırlar...

Ne yazık ki, halka ilişkileri yüksek olan, samimiyet içerisinde hizmet anlayışı üreten idareciler korunup-kollanması, yetkilendirilmesi gerekirken, tam tersine keyfiliğe ve keyifçilik hayatıyla, hatta gece hayatlarıyla bilinen, görünen kişilerin kilit noktalara getirmesi, manidardır..

Ve bu kişiler, ihale işleri dahil olmak, tüm akçeli mevzuuların tek sorumlusu olarak, yetkilendirilmektedir..

Onlar da nerdeyse ilde ve bölgede hiç sevilmeyen insanların tabiri caizse "koltuklarının" altına girip yan yana hayat yaşamaktadırlar…

Ki bu durum ahalinin dikkatinden de kaçmıyor..

Özellikle yatırımcı, istihdam potansiyeli yaratmak isteyen iş çevrelerinin yanında olma yerine tam tersine her şeyi alt üst edercesine; “tavır” sergilemektedirler...

O vali yardımcısı ihale yapıyor, sonra ne oluyorsa o ihaleyi iptal ediyor, bakıyorsun ki bir başkasına ihale ediyor, “ama çark yine aynı kişinin etrafında” dönüyor...

Gerçekten, yaşananlara mana ve anlam vermek güç...!

***

Bölgede sevilmeyen bazı siyasiler de çok şımarık bir şekilde halka karşı Cumhurbaşkanımızın istek ve arzularına rağmen ters davranıyorlar.

Keyfilik yapıyorlar…

Asık yüzlüler...

Yani gülmeyen yüzleriyle, halka “tepeden” inmeci bakıyorlar..

Halk da bundan çok rahatsız, tedirgin ve ızdırap duymaktadır.

Ama diyeceksin ki, kime söylüyorsun?

Hele hele atanan bazı kayyumlar, özellikle Diyarbakır’ımızda halka karşı yüzü asık, çehresi gülmeyenlerin varlığı; “yine mi” dedirtiyor..

Öyle ya, bir önceki “kayyumlar” dönemini yaşadık... Ve tabi “bu asık yüzlü, vatandaştan kopuk” halleri, yerel seçimlerde “uyarı mahiyetiyle” kendisini gösterdi...

Ne var ki, hala bazı kayyumlar millete karşı kötü bir davranış içerisindedirler..

Vatandaş diyor ki,

“Gururlanma padişahım senden büyük Allah var..”

Şairin dediği gibi hiçbir yönetim veya yönetici zamanın gelişmesinden emin olmasın.

Bir gün ters dönebilir.

Bu itibarla mağdur insanların yanında görünün, onlarla sıcak ve samimi ilişki kurun!…

Zira bir gün gelir kendini daimi olarak makamda, o koltukta hissettiğin gibi olmayacak, bütün o varlık ve saltanat alt üst olacaktır.

Olup bitenler karşısında büyük bir keyfilikle vatandaşların içine girip sohbette bulunmayan, uzak duran, koruma ordusuyla hareket edenlerin hal-i pür melali, incitici...

Sayın Soylu..

Sizin iktidarınız, hele hele sizin Bakanlığınızın bünyesinde bu tür yanlış olayların yaşanıyor olması; sizleri tanıyan, bilen, seven ve geçmişi olan biri olarak, bizleri üzmektedir!..

Şimdilik bu kadar, diyorum!... Bekleyip görelim, olup bitene karşı nasıl bir tavır sergileyeceksiniz...

Tabi, yeri ve zamanı gelince “satır arası” dile getirdiğimiz konuları, burada daha bir detaylandırıp, isimlendireceğimi de belirtmek isterim...

En derin sevgi ve saygılarımla…