Görüş Bildir

KALEMİN DİLİ

İLAÇLAMADAKİ DERİNLİK!!?.

Galiba mevzu derin!…

Yoksa…

Evet yoksa "kentin hal-i vaziyeti böylesi" isyan yaratmazdı?

Kelebekler…

Böcekler..

Sivrisinekler..

Karafatmalar, şehri "istila" etmezdi!..

İnsanlar "sokağa çıkmaktan, penceresini açmaktan" korkmazdı?

Ama yaşadı; tabiri caizse "cehennem" gibi!..

Neyse!!..

Hafta başından itibaren; "ilaçlama" başladı..

Başkan Mızraklı açıkladı…

32 araç, 170 personelle "iş başındayız" dedi!..

Tabi, benim takıldığım; "ilaçlamanın" gecikmesi!..

Niye, üzerinden aylar geçti..

Ve şu; 20 milyonluk bir hesap hali!..

Beyana göre; 10 milyona, düşmüş..

Diyorum ki, hazır mevzu "derinlik" arz etmiş iken!..

Hakikate bir de; "biz kamuoyu" vakıf olalım..

Kayyum döneminde; "övünülen" ilaçlamaya ne kadar ödendi?

Şimdi nasıl; 10 milyona düştü…

Ha bir de; "ilaçlama işini yürüten" firma; kimin nesi, kimin fesi!?..

Öyle ya; "herkes bir şey" söylüyor..

İşler de; hep siyasi seyrettiği için; "spekülasyon" yüksek!?…

Yine bir "siyasi oyun mu var?"..

Çünkü, "böcek istilası" hayli siyasi mesele oldu?..

Sosyal medyada; fenomen kesilen, kesilene!..

Çifte sigara yakan bile oldu…

Neyse!…

Sayın Başkan Adnan Mızraklı'ya mesajımız!…

Şu ilaçlamanın; "derinliğine" bi vakıf olalım!…

Kafa meşguliyeti yüksek!…

***

ŞENTOP'UN GELİŞİ?…

Meclis Başkanı Mustafa Şentop…

Bayram'ın birinci günü; Diyarbakır'a geldi..

Yarım günlük; bir programdı!…

Yani, sabah geldi, öğlen gitti!…

Teferruata girmeyeceğim.. Ki yapılan polemiklere de takılmayacağım..

Sadece iki kelimelik, diyeceğim ve noktalayacağım!!!!…

Ateş almaya mı; geldi?..

Bir de; "O ne olağanüstü, olağandışı güvenlik tedbiri.."

Trump bile..

Reis Erdoğan bile; bu kadar aşırı korunmuş değildi?

Çelik yelek..

Güzergah, yasakları…

Üç noktada "fiziki" arama!...

İki kelime diyecektim.. Ama kafamı kurcalayan bir soru daha var..

O'nu sormadan edemeyeceğim… Ki sormazsam, hatırı kalır..

O da şu…

Şentop, neden Belediye'yi ziyaret etmedi?…

Mızraklı da Şentop'u, neden karşılamaya gitmedi?…

Protokol gereği olması gerekmez miydi?

Önceki dönemlerde; hiç de böyle bir şey yaşanmadı!…

Ziyaret te edilirdi?

Karşılamaya da gidilirdi?…

Etki tepki mi?

Yoksa, siyasi fikriyatın ayrılığından mı?

Yahut, protokol kuralı mı değişti?

Her ne ise; "iki yönlü" bir arıza-i durum var..

Yani iki yanlış bir doğru etmez!!…

***

KENDİMİZE PAY ÇIKARIRSAK!….

Şimdi; haksız mıyız?.. Aha da, aktarayım..

Yazmıştık..

Çermik'e "iftar'a" katıldınız..

Cümbür cemaat bulundunuz..

Pozlar verdiniz..

Objektiflere gülümsediniz..

Peki niye; "Hani'ye gitmediniz diye sormuştuk..

Ve; yoksa, yoksa, diyerek imalarda bulunmuştuk..

Haklı olarak..

İşte bu yoksadan, sonra bir şeyler değişti..

Ramazan Bayramında bu kez rota, farklılaştı….

O cümbür-cemaat, "vay maşallah" dedirterek, Hani'ye çıkarma yaptı..

Ziyaretler yapıldı.. Bayramlaşmada bulunuldu..

Yani muhteşem bir ambiyans oluştu..

Şimdi, bu durumda "kendimize" pay çıkarmamız gerekmez mi?..

Neyse; işi şahsileştirmeyelim!!!…

***

HANGİ BAYRAM?...

Yine mi aynı polemik!.. "Ramazan Bayramı mı, Şeker Bayramı mı?…"

Cemşit pilavına döndü mevzuu!

Her Bayram'da ısıtta ısıt..

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş da, "polemiğe" dahil oldu.. Her zaman olduğu gibi..

Kesin ifade..

Diyor ki; Ramazan Bayramı var!…

"Şeker Bayramı diye bir bayramımız yok.."

Kim ne der bilmem.. Ama, benim tezim şu..

Kaç kezdir de, dillendiriyorum…

Netice itibariyle, nokta koyarsak!….

Orucunu tutan için..

İbadetini yapan için..

Dini "vecibeleri" yerine getiren için; bu bayram "Ramazan Bayramıdır!.."

Ki o, öyle kabul eder..

Ve öyle de, söylenilmesini ister…

Zaten, ağzından da diğer "bayram tanımı" çıkmaz!..

Şeker Bayramı hiç demez!!!!

Ama!…

Oruç tutmayan için..

İbadet yapmayan için..

Dini vecibelerine Fransız kalan kişi için; "Ramazan da, Şeker de" anlamsız!..

Zira, zihni ve karakteri; "neyi ifade edersedir!!!.."

İşine geldiği gibi!…

Hasılı kelam; "Bayramımızı da" politize ettik ya!..

Yoksa!..

Bayram denildiğinde; "tatil" düşünülmezdi!..

***

 

CANLI YAYINLANAN NAMAZ!…

İzleyen izlemiştir.. Ki sanmıyorum, izlemeyen kalmıştır….

İzlemeyen, "sosyal Medya’ya" bi takılsın..

İmamın hali..

Cemaatin duruşu..

İki rekat, Bayram Namazının kılınışı..

Ulu orta yerdeki hal…

Canlı yayın..

Ve spikerin sunumlu kurduğu bağlantı..

Vaziyetin ikmali bir bütünlük içerisinde, şu cümleyi "der demez" zorunlu kıldı?

"Riyakarlığın, sonu işte böyle olur?…"

***

TAHAMMÜL SINIRI!!…

Sizi bilmem.. Kendimi de, ölçmüş değilim..

Ama, Süleyman Soylu'nun "tahammül" sınırıyla ilgili!.

Ki, Trabzon Havalimanında, yaşadığı hal karşısında..

Şunu diyebilirim; hayli "tahammül sınırı" yüksek…

Helal olsun, kendini frenleyebiliyor..

Birilerinin dediği gibi; "o haşinlik, sertlik" yok!

Dile kolay..

İçişleri Bakanı olacaksınız..

Hele ki, siyasi rakip taraftarlarından biri; ulu orta yerde size tehdit savuracak….

Narasını atacak.. Parmak sallayacak..

Ve diyecek ki; "Akıllı ol, Süleyman Soylu..."

Siz de bu "racon" kesiciliğe, karşı…

Sadece ve sadece şunu diyeceksiniz…

"Artistlik yapma…!"

Başka da bir şey, yapmayıp oradan uzaklaşacaksınız?

Dikkat edin…

Tek bir koruma.. Tek bir taraftar.. Tek bir, fiziksel tepki; yok..

İtme, kalkma.. Darp.. Gözaltı.. Polis, karakol..

Kendinden vazife üreten; "tırşıkçı da" yok..

Vay sen misin; "bakana laf söyleyen" deyip, çekiştiren de yok!!

Sadece tek kelime; "artistlik yapma.."

Ki bunu diyen de, Bakan!…

Galiba bir şeyler "iyi noktada" değişiyor…

***

YSK NE YAPIYOR?…

Biliyorum!… Bu soruya, diyeceksiniz ki "ne yapmıyor" ki?…

Maalesef!..

Ne demiştim, 31 Mart seçimleri.. Salt İstanbul için değil..

81 İl için..

Yekûnuyla; "Yerel Seçimler Murdar" edilmiştir..

Baksanıza, İstanbul'a..

Seçimi yenileme kararı alacaksın..

Gerekçeyi de; "Seçim Kurullarındaki" usulsüzlüğe bağlayacaksın..

Kurul başkanları..

Kurul üyelerini..

Yani tüm görevlileri "suçlu" görüp, haklarında suç duyurusunda bulunacaksın..

Onlar da, "mahkemelerce" ifadeye çağrılacak..

Dava açılacak..

ki, kamuoyu, aylarca "meseleyi" tartışacak..

Milletin "iradesine" suikast yapanlar diye ifşa edilecekler?

Sonra!..

Sanki hiçbir şey olmamış gibi..

Bu kadar; "şeytani" planlar yaşanmamış gibi..

Kurul başkanlarını..

Kurul üyelerini..

En güvenilir kişiler diye; "23 Haziran'daki" seçimde görevlendireceksin?..

Hayırdır?..

Kim kimin, "aklıyla" oynuyor?…

İş fena bir kokuya dönüştü ki, "tuz kokar" noktasından öteye geçti!..

Galiba; YSK "murdar..."

***

BAYRAM'DAKİ SÖZLER!

Öyle ya!.. Bayram'da hep ifade ettiniz..

Vaatlerde bulundunuz..

Söz verdiniz…

Yemin edeniniz bile oldu…

"Hele bir bayram" bitsin diyerek, "şunu yapacağım, şunu yapmayacağım! diye!!!..

Aha da bayram bitti..

Hadi bakalım… Verilen sözler yerine getirilsin..

Hayırlı cumalar..