Görüş Bildir

KONUK YAZAR

Yılmaz Cebe

KENTSEL ve KIRSAL YAŞAM

Kırsal arazinin kentsel araziye dönüşmesi / dönüştürülmesi; kırsal yaşamı olumsuz, kentsel yaşamı karmaşık hale getirmiştir.

Toprağın insan hayatındaki yeri önemli ve vazgeçilmez bir boyuttadır. Varlığı insanın varlığıyla doğru orantılı olan toprak, bireyin ve toplumsal yaşamın hemen hemen her alanında varlığını, ihtiyaçların karşılanması noktasında belirgin bir hale getirmiştir.

İnsan ihtiyaçlarının karşılanması noktasında yapılan tüm iş ve işlemlere ve tüm hizmetlerde toprak gereksinimi karşımıza çıkmıştır.

Toprağa gereksinim talebi ile toprağa talep artmış olup özellikle toprak alanlarının sınırlı olduğu büyük yerleşim yerlerinde toprak fiyatını daha da yükseltmiştir.

Toprak, bulunduğu yerleşim yerine göre adlandırılmıştır. Kentteki toprağa arsa denilirken köylerdeki toprağa arazi ya da kırsal toprak denilmiştir. Kentlerdeki toprağın, arsaların azalması ihtiyaca yeteri kadar cevap vermiyor olması dolayısıyla köy toprağının dönüştürülmesi yolunu açmıştır. Kentlerde kamu hizmetinin tam anlamıyla yapamaz hale gelmesi, yeni alanların açılması, tarım arazisini kentsel toprağa yani arsaya dönüştürülmesi yoluna götürmüştür. Kırsal toprakların kentsel toprağa dönüşmesi Türkiye’de nüfusu hızla artan kentsel yaşam alanlarına kamu hizmetini götürmeyi elzem hale getirmiştir. Kentlerdeki hızlı nüfus artışı kentlere, sıralanacak onlarca zararını ortaya çıkarmıştır. Bunlara engel olmak da yaşadığımız süreçte imkânsız hale gelmiştir. Ancak bunlardan biri var ki sonuçları itibari ile sonraki kuşaklar dâhil olmak üzere hepimizi etkiler ve etkilemiştir. Kırsal arazinin kentsel araziye dönüştürülmesi olan bu olumsuz ancak vazgeçilmez evirilme, kırsal yaşamı olumsuz, kentsel yaşamı karmaşık hale getirmiştir.

İnsana hizmet için girilen tüm hizmetler toprak ile olur, toprak ile kurulan tesislerle olur. Ulaşım, dinlenme, yeşil alan, eğlence, kültür-sanat, eğitim, sağlık, barınma gibi tüm hizmetler üretim ve tüketim gibi yine toprak kullanılarak gerçekleşir. Tüm bu hizmetlerin toprak vasıtasıyla yapılıyor olması, toprağın vazgeçilmez olduğunun en belirgin tezahürüdür. Toprağın bu önemli varlığını insafsızca kullanarak yok etmeye çalışan insan, korkunç bir uçuruma doğru gitmektedir.

Bireyin kendi toprağına yapmaması gerekeni yapması, yapması gerekeni yapmaması, aynı şekilde kırsal toprağa yapması gerekeni yapmaması ve yapmaması gerekeni yapması devleti, yerel yönetimi ve vatandaşı karşı karşıya getirmiştir. Ortaya çıkan uyuşmazlıkları çözmek de hukuki yolları ortaya çıkartmıştır.

Hasıl-ı Kelâm…

(yilmazcebe@gmail.com)