Görüş Bildir

KALEMİN DİLİ

Ömer Büyüktimur

omerbuyuktimur@hotmail.com

BU NEYİN, ÖFKESİ YA?!!...

Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun, Diyarbakır programı..

"Dostlar meclisi.."

Pazartesi günü, "iftar" buluşması olacak…

STK temsilcileri..

Kanaat önderleri..

Eski siyasiler..

Yeni siyasiler..

Bizim gibi; yazar çizer tayfası..

Yani; "istişareli" bir dostlar meclisi buluşmasını gerçekleştirecek!!..

Halis bir niyet içeriyor…

Ama velakin; "halis niyete", hançer atanlar var…

Bir iddia.. Bir spekülasyon..

Bir hezeyan silsilesidir gidiyor…

Ve bilinmez bir denklemin; "etrafında", dönme dolap gibi Diyarbakır ziyaretine taş atılıyor!…

Açık bir ifadeyle; "delinin birinin kuyuya taş" atma hali!..

Ki, 40 akıllı çıkaramıyor..

Ne yazık ki..


***

İşte, bu buluşmaya dair, "hezeyan" üretici anlamlar yükleniliyor!…

Bir dizi; üretilen dedikodu..

Buluşmaya..

İftar yemeğine..

Diyarbakır'a gelişine, fitne, fesat, bozgunculuk gibi akla ziyan "kavramlarla" dillendiriliyor..

Ki, ulusal medyaya bile yansıdı..

Neymiş!.. Davutoğlu "yeni bir parti" kuruyor..

Neymiş!… Yeni Parti'nin "oluşum" fitilini burada ateşleyecek?

Neymiş!… Parti kurma, stratejisini burada açıklayacak..

Neymiş!...Ak Parti'ye karşı..

Neymiş!… AK Parti'yi "alt etmeye çalışıyor, bölüp, parçalayacak!..

Dahası…

Neymiş!… Erdoğan'dan "intikam" alacak?..

Yani bir tezviratlar sıralanarak, gerilim atmosferi yaratılıyor...

Garip olan da; AK Parti, Davutoğlu'nun Diyarbakır'a gelişine karşı çıkıyor, şeklinde kamuoyu oluşturulması!…

Mesleki noktada, yazıklar olsun diyorum!!…

Nasıl bir algı üretmekdir?

***

Dikkat ederseniz; olup-bitene tezvirat diyorum..

Hezeyan diyorum…

Net anlaşılsın diye; "ucuk fikriyatın" ateşe benzinle gidip, ortamı germe diyorum…

Bilen, duyan ve araştıran biri olarak..

Diyorum ki...

Bu ziyaretin..

Bu gelişin..

Ve bu "dostlar meclisi" toplantısının, hiçbir şekilde "bahsedilen" havanın zerre-i miskaline sahip değil..

Ki vaki de değil.. Alakasız; “bina inşası” söz konusu!..

Anlamın, esamisi bile okunmuyor..


***

Nitekim, Davutoğlu, Ankara dahil, üç ayrı bölgede "benzer" bir buluşma gerçekleştirdi!...

Bu buluşmalarına "dostlar buluşması" diyor..

Öyle ya; "eski bir başbakan.?!"

Siyasetçi..

En doğal şekilde, dostlarıyla bir araya geliyor olması..

Üyesi olduğu, Partinin faaliyetlerine katılması..

Politikasını icra etmesi..

Programlarına katılım göstermesi.

En doğal hal iken, bir tek toplantıda dahi "yeni bir parti, yeni bir oluşumdan" söz etmezken...

Ki hal-i hazırda vaki de değil…

İma yoluyla, ya da sinyal çakma gibi bir hal de yok!

Kahinleşmek, neyin nesi!...


***

Tabi siyasi seyrin bu haline karşı Davutoğlu'nun savunucusu konumuna düşmek istemiyorum…

Ki, kendileri kendilerini, per platformda savunuyor.. Savunur!

Ki, Pazartesi günkü buluşmada bir iki kelamı, bu kulvara olacaktır..

Geliş meramını anlatacak…

O birilerinin, kafasındaki muğlaklığı giderme adına da; "soruyu" yanıtlayacaktır!…

***

Ama velakin, mesleki noktada yaptığım araştırma ve kulisler "bir şeyleri" anlatmamı da zorunlu kıldı!…

Özellikle, dostlar için..

Çünkü birileri fena şekilde; "Erdoğan ile Davutoğlu'nu" hasım etme gayreti içerisinde..

Tıpkı, Diyarbakır'ın siyasetini paspas etme hali gibi..

Bir troyka..

Bir troller..

Bir AK Parti'ye sızmış, AKP'liler cenahı; "fena şekilde" iç çatışma yaratmak istiyor..

Avuç ovuyor..

İşte, benim, üzerinde durmak istediğim gerçekte bu nokta!...

Kim kime hizmet ediyor?…

Halk deyimiyle; "fol yok, yumurta" yok..

Bu ne; kızıl kıyamet, Diyarbakır'da yükselen tepki sesleri!..

İstanbul’un..

Ankara’nın..
İç kavganın hain hançerlilerinin, ekmeğine yağ olma hali!...


***

Mesela; Gönül Mimarları İnisiyatifi oluşumu..

Dün, ortak bir açıklama yaptı..

Zehir-zemberek bir beyanat, hasımane bir tutum!!… Dinlerken, izlerken ve ortak metni okurken, irkilmedim değil!.. Fena bir şekilde irkildim!.

Muhteva, tamamen Davutoğlu'nu hedef alıyor…

Neden, Diyarbakır'a geliyorsun.. Gelme..

Buradaki; buluşmanı kabul etmiyoruz!..  Sana "ekmek yok?"


 

***

Doğrusu, bir hayli garipsediğim gibi, anlam da veremedim!…

Bu nasıl bir tavır takınma hali!!..

Özellikle, İnisiyatifin oluşum ruhuna!

Birileri, birilerini "provoke mi" ediyor diye de sorgulama yapmadım değil!!!…

Yoksa; "kişisel bir hırs mı" vaki?

Niye diyelim..

Oluşumun varlığına ve bir önceki "Diyarbakır'a dair" siyasi duruşlarına "tezat" oluşturdu!…

Tanıdığım ve bildiğim bazı isimlerin, orada bulunma hali daha bir garip geldi..

Bir çoğu, “sütten ağzı yananlardı..

Yani, “ayranı üfleyerek” içenlerdir..

Derler ya; çıkışlarına, tepkilerine söylemlerine birg erekçe bulamadım!..

Oyuna mı geldiler?

Ki bir önceki beyanlarını "takdirle" karşılayan biri olmama rağmen!

O gün, alkışlamıştım..

Ve; nihayet birileri AK Parti'nin Diyarbakır çıkmazına "kral çıplak" diyebiliyor diyerek, umutlanmıştım…

Yorumlamıştım…
Hatta, beyanlarını manşete bile taşımıştık..

Halis-muhlis, AK Partililer için de sevindirici bulmuştum!…

Birileri sorguluyor artık diye!…

***

Ne yazık, son çıkışları, beyanları ve sorgusuz-sualsiz sergiledikleri tavır derler ya "sükutu hayale" uğrattı..

Oluşumun varlığına, "temel" felsefesine, hedeflerine pek uyuşmadı!

Hele hele, dereyi görmeden paçayı sıvama hali…

Davutoğlu'na "fitnenin ateşi, Diyarbakır'da yakacak" gibi bir anlam yüklenilmesi!!!…

Suçlama getirilmesi..

İnşa edilen mayınlı bir çıkmaz sokak misali!...

Yine de umudumu, onlardan silmiş değilim..

Ki, umarım;  beyanları ve tavırları "anlık bir hissiyatın" ifadesi olmuştur!..


***

Ama velakin, “testi” kırıldı..

Düşünüyorum!...

Pazartesi günkü "dostlar meclisinde" dedikleri gibi bir atmosfer oluşmazsa ne diyecekler?..

Söylediklerini geri alabilecekler mi?

 Hayıflanmazlar mı?

“Biz ayıp ettik” tabi ki, “ayıp ettiniz” ifadesiyle yüz yüze gelmezler mi?

**

Netice itibariyle...

Davutoğlu dava adamıdır, akademisyendir, alimdir!!!..

Ki, hala Ak partili..

Ki, hala Ak parti üyesi..

Ki hala Ak Parti için "benim partim" diyen biri!...

"Kader birliğine.."

"Yol arkadaşlığına…"

"Davanın sahiplenilmesine inanan biridir!..

Beyan edendir de!...

Kol kılır, yen içinde kalır’ı, bilen, yaşayandır!!!"

Hasılı kelam, toplantının sonucunu "bekleyip, görmek daha" iyi olmaz mıydı?

Ey dostlar!...

***

 

ANLAYABİLMEK!!!..

Dün demiştim ki!!.. 11 Vekilimizden "kaçını" tanır ve bilirsiniz.. Biraz da, Meclis aktifliklerine dikkat çekmiştim.. İki dönem, milletvekili.. Ama bir tek kez; "milli iradenin" kürsüsüne, çıkmış..

O da "yemin" etmek için..

Ne soru önergesi.

Ne yasa teklifi..

Ne de, olup-bitene dair fikri beyanda bulunmak.. Yani, otur yerine "el kaldır, el indir" misali!..

İşte bu minvaldeki mülahamıza, bir mesaj geldi..

AK Parti cephesinde!.. Vekil sayımız; 11 değil, 12..

Doğru!..

Bilmez miyim!!!..

Ama, ben 11 vekil derken; 1 vekili işin içerisine dahil etmemiştim…

Çıkarmıştım..

Çünkü; "o her daim vekil...!"

Ne üç dönem, ne dört dönem tanır…

Yani; o'nu tanımayan, bilmeyen yok..

Ki, şehrin parti kulvarındaki muzdaripliğinin de müsebbibi o!…

İşte ondan dolayı, kadroya dahil etmedim.. Çünkü; oyun kurucu!…

Ne diyelim; "vaziyeti anlayabilmek" önemli!…

Ama zor!…

***

MALUMUN İLANI!!..

Hiç kuşkusuz ki!.. YSK "gerekçeli" kararını açıkladı.. 250 sayfalık..

4 muhalif.. 7 çogunluğuyla, sonuca evet diyen!…

Karar içeriği.. Pek tabi ki çok şeylerden söz ediyor..

Söylüyor.. Anlatıyor. Peki, değişen bir durum var mı?.. Yani; "malumun ilanı" dışında..

Yok!..

Öyle ise, 23 Haziran'a odaklanın!..

Eyy Ak Parti.. Eyy CHP.. Eyy, İstanbul ahalisi "top sizde?..

Gol mü yersiniz.. Gol mü atarsınız? İlla ki, bir yenilgi, illa ki bir galibiyet olacak?..

Ama şunu diyeceğim!…

Seçimin elbette ki "kaybedeni" olacaktır..

Ancak bu; "sadece başkanlık" değil.. Parti itibarı.. Kişi itibarı..

Siyasi yaşam itibarını da; "kaybedecektir?"

Ki aynı, risk!.. Türkiye'nin "siyasi seyrine de", sirayet edecek…

Ona da hazırlıklı olalım!?.. Çetin bir seçim ve sonuç olacak?..

***

OYLARI ÇALAN?…

İmamoğu diyor ki.. "Çalan, bilgisayarın başındakiler.."

İyi de; kim onlar?..

Demek ki, "bir hırsızlık" var.. Ki "çalınmayı" kabul ediyorsunuz.. İyi de; hırsız kim işte o meçhul.. Bir söylebilseniz!…

Ama, beklenen ne!.. "Hırsızın, hırsız benim" demesi..

Peki vaki mi, "hırsızın ben hırsızım" dediğini!..

Neyse!.. 23 Haziran'a "pür dikkat" edelim!.. Çünkü, o hırsızlar hala bilgisayarın başındalar!..

 

***

 

BİRAZCIK DA, TEBESSÜM!!…

Bugün Cuma!… Ramazan-ı Şerifi de yarıladık.. Bakalım, Nasrettin Hoca, bu minvalde ne diyor..

Sormuşlar Hocaya…

-Hocam Ramazan bitti, artık gidiyor.. Sizce, bizden mennun kaldı mı?..

Hoca cevap verir…

Kalmıştır elbette… Mennun kalmasa, her yıl 10 gün erkenden gelir mi?…

Bir başka sual sorarlar?

Ama hocam!.. Böyle bereket dolu bir ayın bitmesinden dolayı, biz çok üzülüyoruz!..

Hocanın cevabı hazır…

Bilmez miyim!!…

Ramazan bitti diye üzüntünüzden 3 gün Bayram yapıyorsunuz?!..
 

***

Hayırlı cumalar..